Bartın'da 13 yaşındaki bir kız çocuğuna yönelik cinsel istismar iddiasıyla açılan ve 36 sanıklı davanın duruşmasında, aralarında mağdurun annesi ve bir kamu görevlisinin de bulunduğu 9 sanık tahliye edildi. Mahkeme heyeti, tutuklu sanıkların adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına karar verirken, dava dosyasındaki delillerin henüz tam olarak toplanamadığı gerekçesiyle tahliyeleri uygun buldu. Karar, kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, mağdur ailesi ve sivil toplum kuruluşları tepki gösterdi.
Dava süreci ve iddialar
Olay, 2022 yılında Bartın'da yaşayan 13 yaşındaki bir kız çocuğunun annesi ve çevresindeki kişiler tarafından istismara uğradığı iddiasıyla ortaya çıktı. Çocuğun ifadeleri doğrultusunda başlatılan soruşturma kapsamında aralarında öğretmen, polis memuru ve esnafın da bulunduğu 36 kişi gözaltına alınmıştı. İddianamede, sanıkların çocuğa yönelik cinsel istismar, tehdit ve şantaj suçlamaları yer alıyor. Duruşma, yoğun güvenlik önlemleri altında gerçekleşti.
Tahliye kararına tepkiler
Mahkemenin 9 sanığı tahliye etmesi, özellikle kadın ve çocuk hakları dernekleri tarafından sert bir dille eleştirildi. Açıklama yapan Bartın Barosu Çocuk Hakları Komisyonu Başkanı, “Bu karar, çocuk istismarı davalarında adalete olan güveni sarsmaktadır. Mağdur çocuğun korunması birinci öncelik olmalıyken, sanıkların serbest bırakılması kabul edilemez” dedi. Duruşmada mağdur kız çocuğu, ifadesinde yaşadıklarını anlatırken gözyaşlarına hakim olamadı.
Hukuki süreç devam ediyor
Tahliye edilen sanıklar hakkında yurt dışına çıkış yasağı ve haftada bir imza atma şartı getirildi. Dava, önümüzdeki ay görülecek duruşmada kaldığı yerden devam edecek. Uzmanlar, bu tür davalarda delillerin toplanması ve mağdurun korunması için özel prosedürlerin işletilmesi gerektiğini vurguluyor. Dava süreci, Türkiye'de çocuk istismarıyla mücadelede hukuki mekanizmaların yeterliliği konusunu yeniden gündeme taşıdı.
Bu dosya, bir çocuğun yaşadığı travmanın yanı sıra, adalet sisteminin çocuk mağdurları koruma kapasitesini de sorgulatıyor. Tahliyelerin gerekçesi ne olursa olsun, toplumun bu tür davalardaki hassasiyeti ve beklentisi, caydırıcı cezalar ve mağdur haklarının öncelenmesi yönünde.