Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) son bir aylık yoğun mesai döneminde muhalefet partileri, yeni çözüm sürecinin hukuki zeminini oluşturacak Çerçeve Yasa önerisine 'barış için' diyerek evet oyu verirken, iktidar kanadı muhalefetin gündeme getirdiği hiçbir öneriye destek vermedi. Cumhur İttifakı'nı oluşturan AK Parti ve MHP milletvekilleri, görüşmelerde muhalefetin sunduğu tüm önergeleri oy çokluğuyla reddetti. Bu durum, Meclis'te uzlaşma kültürünün ne kadar zedelendiğini bir kez daha gözler önüne sererken, muhalefet cephesinde iktidarın 'barış' söylemiyle pratiğinin örtüşmediği yorumlarına neden oldu.
Çerçeve Yasa'ya Muhalefetin 'Evet' Oyu
TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen ve terörün sona erdirilmesi, silahsızlanma ve toplumsal normalleşme sürecini kapsayan Çerçeve Yasa teklifi üzerinde yapılan oylamada, muhalefet partileri CHP, İYİ Parti, DEM Parti ve Saadet Partisi 'barışın tesisi için' gerekçesiyle evet yönünde oy kullandı. Muhalefet liderleri, yasanın bu haliyle eksiklikler içerdiğini ancak sürecin devamı açısından olumlu bir adım olduğunu dile getirdi. CHP Grup Başkanvekili, yaptığı açıklamada, 'Biz barıştan yanayız. Bu yasa mükemmel değil ama sürecin başlaması için bir fırsat. Bu nedenle evet diyoruz.' ifadelerini kullandı. DEM Parti kanadı ise yasanın kapsamını yetersiz bulmakla birlikte 'umut verici bir başlangıç' olarak nitelendirdi ve destekledi.
Cumhur İttifakı'ndan Muhalefetin Önerilerine Sert Ret
Ancak muhalefetin yapıcı tutumuna karşın, iktidar cephesi aynı uzlaşı yaklaşımını sergilemedi. Genel Kurul'da muhalefet partilerinin en düşük emekli maaşının asgari ücret seviyesine yükseltilmesi, şehit yakınları ve gazilerin sorunlarının araştırılması, geçim sıkıntısının giderilmesine yönelik acil önlemler, tarım ve hayvancılık desteklerinin artırılması gibi pek çok önemli başlıkta verdiği önergeler, AK Parti ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi. Cumhur İttifakı'nın bu tavrı, muhalefetin 'barış' vurgusuyla iktidarın 'icraat' anlayışının ne denli uçurumda olduğunu ortaya koydu. MHP lideri Devlet Bahçeli'nin 'terörsüz Türkiye' hedefiyle başlattığı yeni sürecin Meclis'e yansıması, muhalefetin destek vermesiyle tarihi bir fırsata dönüşürken, iktidarın muhalefeti yok sayan tutumu sürecin geleceği açısından soru işaretleri oluşturdu.
Sosyal Yardım Önerileri de Reddedildi
Muhalefet, özellikle dar gelirli vatandaşları ilgilendiren somut teklifler sunmaya özen gösterdi. En düşük emekli aylığının 12.500 TL'den asgari ücret seviyesine (17.002 TL) çıkarılmasını öngören önerge, emeklilerin yaşam koşullarının iyileştirilmesi adına kritik bir adım olarak nitelendirildi. Bunun yanı sıra, şehit yakınları ve gazilere yönelik sağlık, eğitim ve istihdam alanlarındaki sorunların araştırılması için kurul talebi de iktidar tarafından reddedildi. Muhalefet sözcüleri, bu retlerin toplumun beklentilerine kulak tıkamak olduğunu belirterek, 'Vatanını savunurken canını feda edenlerin ailelerine sahip çıkmak, devletin asli görevidir. Bu önerge kabul edilmeliydi.' diye konuştu. Emekli maaş artışı önergesi ise muhalefetin 'sosyal devlet' vurgusuyla öne çıktı.
Meclis'te Uzlaşma Kültürü Zedeleniyor
Bu tablo, Türk siyasetinde uzlaşma kültürünün giderek zayıfladığı yönündeki eleştirileri güçlendiriyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın sık sık 'geniş mutabakat' vurgusu yapmasına karşın, Meclis'teki uygulamaların bu söylemle çeliştiği görülüyor. Yeni çözüm sürecinin başarıya ulaşabilmesi için iktidarın muhalefetin katkısına ihtiyacı olduğu açık. Ancak iktidarın muhalefetin tüm önerilerine 'hayır' demesi, sürecin meşruiyetini tartışmaya açabileceği gibi, toplumun barış umudunu da zedeleyebilir. Siyaset bilimciler, böylesine kritik bir dönemde Meclis'te oluşacak geniş mutabakatın, sürecin kalıcılığı için hayati önem taşıdığını vurguluyor.
Muhalefetin 'barış' diyerek ortaya koyduğu irade, en azından sürecin Meclis ayağında umut verici bir tablo oluştururken, iktidarın bu iradeyi karşılıksız bırakması, sürecin seyrine ilişkin ciddi endişelere yol açıyor. Toplumun geniş kesimleri, siyasi partilerin ortak bir zeminde buluşarak ülkenin geleceği için el ele vermesini bekliyor. Ancak bugün gelinen noktada, Meclis'teki kutuplaşma, çözüm sürecinin doğasında var olan kırılganlıkları daha da artırıyor. Öyle görünüyor ki, 'barış' söylemi ile günlük siyasi rekabet arasında sıkışan Türkiye, tarihi bir fırsatı daha kaçırma riskiyle karşı karşıya.