Son dönemde bazı hukuk bürolarının, alacak tahsilatı kapsamında Türk İcra ve İflas Kanunu'nun 89. maddesine dayanarak borçluların aile üyelerine de haciz bildirisi göndermesi, vatandaşlar arasında tedirginliğe yol açtı. Uygulama, özellikle banka kredisi veya kredi kartı borcu olan kişilerin eş, çocuk ve hatta anne-babalarına kadar uzanan tebligatlarla gündeme geldi.
89. madde nedir, kimleri kapsar?
İcra ve İflas Kanunu'nun 89. maddesi, alacaklının borçlunun üçüncü kişilerdeki mal varlığına haciz koymasını sağlar. Ancak son uygulamalarda, borçlunun aile bireylerinin hesaplarına veya maaşlarına da bu kapsamda bloke konulduğu bildiriliyor. Hukukçular, maddenin aslında borçlunun doğrudan mal varlığına yönelik olduğunu, aile üyelerinin ancak borçluya ait olduğu kanıtlanan varlıklar için hedef alınabileceğini vurguluyor. Yine de, tebligatların yaygınlaşması, özellikle düşük gelirli ailelerde paniğe neden oldu.
Yetkililerden açıklama
Adalet Bakanlığı yetkilileri, konuyla ilgili olarak "89. madde uygulamaları kanun çerçevesinde yapılmaktadır. Ancak aile üyelerine yönelik herhangi bir haksız uygulama tespit edilirse gerekli yasal işlem başlatılacaktır" açıklamasında bulundu. Tüketici dernekleri ise vatandaşları bilinçlenmeye çağırarak, "Haciz bildirisi alan aile üyeleri derhal bir avukata başvurmalı ve borçlu olmadıklarını ispat etmelidir" uyarısında bulundu.
Uygulamanın, bankaların artan takip dosyaları ve tahsilat baskısıyla ilişkili olduğu belirtiliyor. 2023 yılı itibarıyla Türkiye'de bireysel kredi ve kredi kartı takipteki alacaklar 100 milyar lirayı aşmış durumda. Bu durum, alacaklıların daha agresif tahsilat yöntemlerine yönelmesine neden oluyor.
Hukukçular, aile üyelerinin maaş veya hesaplarına konulan blokelerin, eğer o paralar borçluya ait değilse, İcra Mahkemesi'ne itiraz edilerek kaldırılabileceğini ifade ediyor. Ancak itiraz sürecinin uzun sürebileceği ve masraflı olabileceği de göz önünde bulundurulmalı.
Sonuç olarak, banka borcu olan vatandaşların yalnızca kendilerinin değil, aile üyelerinin de icra tehdidi altında olduğu bir dönemden geçiliyor. Uzmanlar, borç yapılandırma ve tüketici hakem heyeti başvurularının önemine dikkat çekiyor. Devletin bu konuda daha kapsamlı bir düzenleme yapması gerektiği ifade ediliyor.