Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum, Moğolistan'ın başkenti Ulan Batur'da düzenlenen Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi (UNCCD) 17’nci Taraflar Konferansı'na (COP17) video mesaj gönderdi. Kurum, mesajında uluslararası topluma açık çağrıda bulunarak, iklim değişikliği ve çölleşme ile mücadelede artık eylem zamanının geldiğini vurguladı.
Bakan Kurum'dan somut adım çağrısı
Murat Kurum, COP17'nin açılış oturumunda yayınlanan video mesajında, dünyanın karşı karşıya olduğu ekolojik krizlere dikkat çekti. Bakan Kurum, "Artık söz değil, eylem istiyoruz" diyerek uluslararası toplumun somut adımlar atması gerektiğinin altını çizdi. Kurum, Türkiye'nin bu alandaki kararlılığını ve gerçekleştirdiği projeleri uluslararası kamuoyuyla paylaştı. Özellikle son yıllarda Türkiye'de hayata geçirilen Milli Ağaçlandırma Seferberliği, su verimliliği çalışmaları ve çölleşmeyle mücadele stratejileri hakkında bilgi verdi.
Bakan Kurum, iklim değişikliğinin yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal bir tehdit olduğunu belirterek, gelişmekte olan ülkelerin bu süreçten en fazla etkilenen kesim olduğunu ifade etti. "İklim krizi, küresel bir adalet sorunudur. Kaynakların adil dağılımı ve risklerin ortak yönetimi için ülkelerin elini taşın altına koyması şart" dedi.
Türkiye'nin COP31 başkanlığına uzanan yol
Türkiye, 2024 yılında Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de düzenlenen COP29'da COP31 Başkanlığı'na aday gösterilmişti. Bu kapsamda Murat Kurum, konferansta yaptığı açıklamada, Türkiye'nin COP31 başkanlığı döneminde kapsayıcı ve sonuç odaklı bir diplomasi yürüteceğini belirtti. Kurum, bu süreçte iklim finansmanı, yeşil dönüşüm ve teknoloji transferi gibi başlıkların öncelikli gündem olacağını söyledi. Türkiye'nin çölleşme ile mücadelede küresel ölçekte söz sahibi ülkelerden biri olduğuna işaret eden Kurum, "Ülkemiz, sahip olduğu biyolojik çeşitlilik ve su kaynaklarıyla bölgesinde lider, küresel ölçekte ise güçlü bir aktördür. Bu sorumluluğun bilinciyle hareket ediyoruz" ifadelerini kullandı.
Moğolistan'da gerçekleştirilen COP17'de, 197 ülkenin katılımıyla iki hafta süresince çölleşme, arazi bozulması ve kuraklıkla mücadele konuları ele alınıyor. Konferansın ana gündem maddeleri arasında, bozulmuş arazilerin restorasyonu, sürdürülebilir arazi yönetimi ve kuraklığa dayanıklı toplumların inşası yer alıyor. Türkiye, bu süreçte aktif bir rol üstlenerek özellikle Orta Asya ve Afrika ülkeleriyle iş birliği projeleri geliştirmeyi hedefliyor.
Küresel iklim hedefleri ve Türkiye'nin katkıları
BM Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi, 1994 yılında kabul edilen ve 197 ülkenin taraf olduğu bir anlaşma olarak, arazi bozulmasının önlenmesi ve sürdürülebilir arazi yönetiminin teşvik edilmesini amaçlıyor. Bu sözleşme kapsamında belirlenen hedeflere ulaşılması için ülkelerin ulusal eylem programları oluşturması gerekiyor. Türkiye, 2011 yılında başlattığı Ulusal Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Stratejisi çerçevesinde, toprak koruma ve su hasadı gibi alanlarda önemli ilerlemeler kaydetti. Aynı zamanda, Türkiye'nin ev sahipliğinde kurulan ve İstanbul'da faaliyet gösteren BM Çölleşmeyle Mücadele Akademisi, gelişmekte olan ülkelere teknik destek sağlıyor.
Bakan Kurum'un video mesajı, sadece başkanlık iddiasını değil, Türkiye'nin küresel çevre politikalarındaki iddiasını da tescilledi. Türkiye'nin 2053 net sıfır emisyon hedefi ve Yeşil Kalkınma vizyonu, uluslararası platformlarda sıkça dile getiriliyor. Ancak uzmanlar, bu hedeflere ulaşmanın yalnızca ulusal politikalarla değil, uluslararası finansman ve iş birliğiyle mümkün olduğuna dikkat çekiyor. Özellikle gelişmekte olan ülkelerin iklim değişikliğine uyum için ihtiyaç duyduğu kaynakların güçlendirilmesi gerektiğini ifade ediyorlar.
Bu yılki COP17'nin çölleşme ve kuraklık konularında küresel farkındalığı artırması beklenirken, Bakan Kurum'un mesajı, Türkiye'nin bu alandaki kararlılığını uluslararası topluma bir kez daha gösterdi. Türk yetkililer, COP31 başkanlığı döneminde de benzer bir yaklaşımla, iklim krizinin çözümünde aktif bir arabuluculuk rolü üstlenmek niyetinde. Bu haberin yazıldığı tarihte henüz resmi bir açıklama yapılmasa da, Bakan Kurum'un mesajı, küresel iklim diplomasisinde söylemden eyleme geçilmesi yolunda önemli bir işaret olarak değerlendiriliyor.