Adalet Bakanı Akın Gürlek, 2010 yılında Manisa'da yaşanan bir bebek ölümü vakasında yeni bir gelişme olduğunu duyurdu. Bakan, soruşturma kapsamında bebekten alınan topuk kanı örneğinin olayın aydınlatılmasında kilit rol oynadığını belirtti. Olay, bebeğini doğurduktan sonra çöp konteynerinin yanına bıraktığı iddia edilen bir şüpheliyi gündeme getirmişti.
Topuk kanı testi neyi ortaya çıkardı?
Bakan Gürlek'in verdiği bilgiye göre, 2010 yılında hayatını kaybeden bebekten alınan topuk kanı örneği, uzun süre saklanmış ve yeni tekniklerle incelenmiş. İnceleme sonucunda bebeğin ölüm sebebi ve biyolojik bağlantılar hakkında önemli veriler elde edildi. Topuk kanı testi, yenidoğan taramalarında kullanılan rutin bir işlem olsa da bu vakada adli tıp açısından kritik bir delil haline geldi. Bakan, test sonuçlarının şüphelinin kimliğinin kesinleşmesine yardımcı olduğunu ifade etti.
Olayın geçmişi ve soruşturma süreci
2010 yılında Manisa'da bir çöp konteyneri yakınında ölü bulunan bebek, o dönem büyük yankı uyandırmıştı. Yapılan ilk incelemelerde bebeğin henüz göbek bağı kesilmemiş halde bulunduğu ve doğum sonrası terk edildiği belirlenmişti. Olayla ilgili olarak dönemin savcılığı soruşturma başlatmış ancak fail tespit edilememişti. Yıllar sonra, Adalet Bakanlığı'nın soğuk dosyalar biriminin devreye girmesiyle dosya yeniden ele alındı. Yeni teknolojiler sayesinde topuk kanından elde edilen DNA profili, şüpheliyi bulmakta kullanıldı.
Bakan Gürlek, adli tıp alanındaki gelişmelerin geçmişte çözülemeyen birçok dosyanın aydınlatılmasına olanak sağladığını vurguladı. Ayrıca, bebek ölümleri gibi hassas konularda toplumun vicdanını rahatlatacak adımlar atıldığını söyledi. Soruşturma kapsamında şüphelinin ifadesine başvurulduğu ve adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığı öğrenildi.
Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı, olayla ilgili soruşturmanın titizlikle sürdüğünü ve yeni gelişmelerin kamuoyuyla paylaşılacağını duyurdu. Bakanlık yetkilileri, topuk kanı testinin yanı sıra diğer fiziksel delillerin de incelendiğini belirtti.
Bu tür vakalar, adalet sisteminin geçmişe dönük olarak da çalıştığını ve mağdurların haklarının zaman aşımına uğramadığını göstermesi açısından önem taşıyor. Bebek ölümü dosyaları, toplumda infial yaratan olaylar arasında yer aldığından, yetkililerin bu konuda hassasiyetle hareket etmesi takdirle karşılanıyor.