Adalet Bakanı Yılmaz Tunç Gürlek, Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) İkinci Dairesi’nin 2026 yılında 525 hakim ve Cumhuriyet savcısı hakkında esasa ilişkin karar aldığını duyurdu. Bakan Gürlek, bu kararlar kapsamında 84 hakim ve savcının meslekten çıkarıldığını, 333 kişiye ise çeşitli disiplin cezaları verildiğini açıkladı. Açıklama, yargı camiasında geniş yankı uyandırırken, adalet sistemindeki denetim mekanizmalarının işleyişine ilişkin önemli bir tablo ortaya koydu.
Disiplin Cezalarının Dağılımı
Bakan Gürlek’in verdiği bilgilere göre, HSK İkinci Dairesi’nin 2026 yılı kararları kapsamında değerlendirilen 525 dosyadan 333’ü hakkında disiplin cezası uygulandı. Bu cezalar; 168 uyarma, 24 kınama, 23 aylıktan kesme, 4 kademe ilerlemesini durdurma ve 30 yer değiştirme şeklinde sıralandı. En ağır yaptırım olan meslekten çıkarma cezası ise 84 kişiye verildi. Böylece, toplam ceza alanların yaklaşık dörtte biri meslekten ihraç edilmiş oldu.
Bakan Gürlek, açıklamasında bu kararların titizlikle yürütülen inceleme ve soruşturmalar sonucunda alındığını vurgulayarak, "Yargı bağımsızlığını ve tarafsızlığını zedeleyen, görevin gerektirdiği itibarı sarsan hiçbir davranışa müsamaha gösterilmemektedir" ifadelerini kullandı. Ayrıca, sürecin hukuki güvence altında yürütüldüğünü ve tüm kararların hukuki denetime açık olduğunu belirtti.
Meslekten Çıkarma Kararlarının Gerekçeleri
Meslekten çıkarılan 84 hakim ve savcının hangi gerekçelerle ihraç edildiği henüz tek tek açıklanmadı. Ancak Türkiye’de yargı mensuplarına yönelik disiplin uygulamaları, Anayasa ve Hakimler ve Savcılar Kanunu çerçevesinde belirleniyor. Genellikle; görevi kötüye kullanma, disiplin kurallarına ağır ihlal, etik dışı davranışlar, meslek onurunu zedeleyici fiiller ve örgütsel bağlantı iddiaları gibi nedenler meslekten çıkarma ile sonuçlanabiliyor.
Yargı çevrelerinden edinilen bilgilere göre, ihraç kararlarının büyük bölümünün, FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında daha önce açığa alınan veya haklarında inceleme başlatılan kişilere ait olduğu değerlendiriliyor. Ancak resmi makamlarca bu yönde ayrıntılı bir açıklama yapılmadı. HSK’nın kararları, ilgili kişilere tebliğ edilmesinin ardından yargı denetimine de açık olacak.
Yargıdaki Dönüşüm ve Kamuoyunun Tepkileri
Bu gelişme, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı tartışmalarının sürdüğü bir dönemde gündeme geldi. Türkiye’de 2016 yılından bu yana yargı mensuplarına yönelik kapsamlı bir tasfiye süreci yaşanıyor. Özellikle FETÖ ile mücadele kapsamında hakim ve savcıların kurumlardan uzaklaştırılması, hem yurt içinde hem de yurt dışında insan hakları örgütleri tarafından eleştirilmişti. Adalet Bakanlığı ise bu adımların hukukun üstünlüğünü güçlendirmek amacıyla atıldığını savunuyor.
Muhalefet partileri ve bazı hukukçular, verilen cezaların gerekçelerinin şeffaf şekilde kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini ifade ederken, hükümete yakın çevreler ise kararların yargıya olan güveni artıracağını belirtiyor. Adalet Bakanı Gürlek’in açıklaması, aynı zamanda 2026 yılı içinde tamamlanan ve halen devam eden incelemelere ilişkin de bir ön bilgi niteliği taşıyor.
Geçmiş Yıllarla Karşılaştırma
HSK’nın son yıllarda aldığı kararlara bakıldığında, meslekten çıkarma sayılarında dalgalanmalar görülüyor. Örneğin, 2023 ve 2024 yıllarında da benzer oranlarda ihraç kararları alınmış, ancak sayılar kamuoyunda zaman zaman tartışma yaratmıştı. Bu yılki veriler, yargı içi denetimin devam ettiğini gösteriyor.
Sürecin Hukuki Boyutu
Hakimler ve savcılar hakkında verilen disiplin cezalarına itiraz hakkı bulunuyor. Meslekten çıkarma cezası alanların, kararlara karşı idari yargıda dava açma imkanı var. Ayrıca, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yolu da açık. Bu süreçlerin sonucunda bazı kararların geri alınabileceği veya iptal edilebileceği biliniyor.
Öte yandan, bu tür uygulamaların yargı bağımsızlığı ilkesine gölge düşürmemesi gerektiğini vurgulayan hukukçular, disiplin süreçlerinin şeffaflık ve adil yargılanma ilkelerine tam uyum içinde yürütülmesi gerektiğinin altını çiziyor. Adalet Bakanı’nın açıklaması da bu bağlamda, sürecin kamuoyuyla paylaşılması açısından önemli.
Sonuç olarak, 84 hakim ve savcının meslekten çıkarılması, yargı sistemindeki iç denetimin ne kadar kapsamlı işlediğini gösterirken, aynı zamanda hukuk devleti ilkeleri açısından dikkatle izlenmesi gereken bir gelişme olarak öne çıkıyor. Verilen cezaların gerekçelerinin detaylı olarak açıklanması ve yargı yolunun etkin şekilde işlemesi, kamuoyunda oluşabilecek soru işaretlerini giderecektir. Adalet Bakanlığı’nın bu konudaki kararlılığı, yargıya güvenin tesis edilmesi adına atılmış önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.