Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan'a yönelik taciz ve darp iddialarının "son derece vahim" olduğunu belirterek, konunun yakın takipçisi olduklarını açıkladı. Göktaş, bakanlık olarak mağdurların yanında yer aldıklarını ve gerekli hukuki sürecin titizlikle işletileceğini vurguladı.
Bakan Göktaş'tan açıklama
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan hakkında ortaya atılan taciz ve darp iddialarının kendilerine ulaştığını ve büyük bir hassasiyetle incelendiğini ifade etti. Göktaş, "Bir kadının tacize uğraması, darp edilmesi asla kabul edilemez. Bu tür iddialar son derece vahim olup, hiçbir siyasi makam veya kişi bu tür eylemlerin arkasına sığınamaz. Bakanlık olarak mağdurun yanındayız, hukuki süreci yakından takip ediyoruz" dedi.
Bakanlığın kadına yönelik şiddetle mücadele politikaları çerçevesinde bu tür olayların takibinin yapıldığını belirten Göktaş, "İddiaların ciddiyetinin farkındayız. Gerekli adli ve idari süreçlerin işlemesi için her türlü desteği vereceğiz" diye konuştu.
Olayın arka planı
Ahmet Baran Yazgan, AK Parti Edirne Milletvekili olarak görev yapmaktadır. Hakkındaki iddialar, sosyal medyada ve bazı haber sitelerinde yer alan görgü tanıklarının anlatımlarına dayanmaktadır. İddiaya göre, Yazgan, bir kadına tacizde bulunmuş ve ardından kadını darp etmiştir. Olayın detayları ve tarihi henüz netlik kazanmamış olup, konuyla ilgili yasal süreç başlatılmıştır.
Yazgan'ın avukatı ise yaptığı açıklamada, iddiaların asılsız olduğunu ve müvekkilinin suçsuz olduğunu savunmuştur. Avukat, "Müvekkilim hakkında tamamen uydurma suçlamalar yöneltilmektedir. Bu iddiaların arkasında siyasi bir komplo olduğunu düşünüyoruz. Hukuki süreçte gerçekler ortaya çıkacaktır" ifadelerini kullanmıştır.
Kadın örgütleri ise Bakan Göktaş'ın açıklamasını olumlu karşılayarak, sürecin takipçisi olacaklarını belirtmiştir. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu sözcüsü, "İktidar milletvekili olması, suçun örtbas edilmesini gerektirmez. Bu konuda kararlıyız. Bakanlığın açıklaması umut verici ancak asıl olan hukuki sürecin bağımsız ve adil şekilde işlemesidir" şeklinde konuşmuştur.
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) de konu gündeme gelmiş, bazı muhalefet milletvekilleri konunun araştırılması için önerge vermiştir. CHP Grup Başkanvekili, "Bir milletvekilinin böyle bir suçlamayla karşı karşıya kalması, Meclis'in itibarını zedelemektedir. Konunun Meclis çatısı altında da araştırılması gerekmektedir" demiştir.
Bakanlığın kadına yönelik şiddetle mücadele çalışmaları
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, kadına yönelik şiddetle mücadele kapsamında çeşitli projeler yürütmektedir. 2024 yılında "Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Ulusal Eylem Planı" kapsamında mevzuat değişiklikleri, farkındalık artırma faaliyetleri ve destek mekanizmalarının güçlendirilmesi hedeflenmektedir. Bakan Göktaş, daha önce de şiddet mağdurlarına yönelik destek hatlarının güçlendirildiğini ve kadın konukevlerinin sayısının artırıldığını açıklamıştır.
Bakanlık, 2012 yılında kabul edilen 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun çerçevesinde, şiddet mağdurlarına yönelik önleyici ve koruyucu tedbirlerin uygulanmasını sağlamaktadır. Ayrıca, KADES (Kadın Destek Uygulaması) gibi mobil uygulamalarla kadınların tek tuşla acil çağrı yapabilmesine imkan tanınmaktadır.
Hukuki süreç ve yaptırımlar
Ahmet Baran Yazgan hakkında yürütülen soruşturma, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından titizlikle sürdürülmektedir. Taciz ve darp suçları, Türk Ceza Kanunu'nun 105. ve 86. maddeleri kapsamında değerlendirilmektedir. Taciz suçu için öngörülen ceza 3 aydan 2 yıla kadar hapis cezası iken, darp suçu için 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir. Ancak suçun kamu görevlisine karşı işlenmesi veya kamu görevinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılması durumunda cezalar artırılabilmektedir.
Hukukçular, milletvekillerinin dokunulmazlığının yalnızca yasama faaliyetleri kapsamında geçerli olduğunu, bu tür suçlamaların yargılanmalarına engel teşkil etmediğini belirtmektedir. Anayasa'nın 83. maddesine göre, milletvekilleri yasama dokunulmazlığına sahiptir ancak bu dokunulmazlık, ağır ceza gerektiren suçlarda ve seçimden önceki soruşturmalarda geçerli değildir. Dolayısıyla Yazgan hakkında yargı sürecinin devam edebileceği ifade edilmektedir.
Toplumsal yansımalar ve değerlendirme
Bu olay, Türkiye'de kadına yönelik şiddetle mücadele konusundaki toplumsal duyarlılığın ne kadar yüksek olduğunu bir kez daha gözler önüne sermektedir. Siyasi parti fark etmeksizin, vatandaşların ve sivil toplum kuruluşlarının tepkisi ortak bir duruş sergilenmesi açısından önemlidir. Kadın hakları savunucuları, bu tür iddiaların üzerinin örtülmemesi gerektiğini ve bağımsız yargının vereceği kararın toplumda güven oluşturacağını vurgulamaktadır.
Bakan Göktaş'ın açıklaması, devletin bu tür suçlara karşı sıfır tolerans politikası olduğunu göstermektedir. Ancak asıl önemli olan, hukuki sürecin sonuçlanması ve gerekli cezaların verilmesidir. Türkiye'nin kadına yönelik şiddetle mücadelede uluslararası sözleşmelere taraf olduğu ve İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme kararının da tartışıldığı bir dönemde, bu tür davaların sonuçları toplumsal vicdan üzerinde etkili olacaktır.
Toplumun her kesiminde kadınların eşit ve şiddetten uzak bir yaşam sürmesi, ancak güçlü hukuki mekanizmalar ve toplumsal bilinçle mümkündür. Bu olayın, hem kamuoyunda farkındalık yaratması hem de failin cezalandırılması açısından önemli bir test olduğuna inanıyoruz.