Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, yoğun diplomasi trafiği kapsamında Filipinler’in Mindanao bölgesinde faaliyet gösteren Moro İslam Kurtuluş Cephesi (MİKC) lideri Hacı Murad İbrahim’i kabul etti. Ankara’da gerçekleşen görüşmede, Filipinler’deki barış süreci, bölgesel istikrar ve iki taraf arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi konuları ele alındı.
Barış sürecine destek vurgusu
Görüşmede, Filipinler hükümeti ile MİKC arasında 2014 yılında imzalanan kapsamlı barış anlaşmasının uygulanmasına yönelik atılan adımlar değerlendirildi. Bakan Fidan, Türkiye’nin barış sürecine verdiği güçlü desteği yineleyerek, anlaşmanın tüm maddelerinin hayata geçirilmesinin önemine işaret etti. MİKC lideri İbrahim de Türkiye’nin arabuluculuk rolüne teşekkür etti ve sürecin başarıyla ilerlemesi için iş birliğinin sürdürüleceğini belirtti.
Bölgesel iş birliği ve ortak projeler
Görüşmenin bir diğer gündem maddesi, Mindanao bölgesinde kalkınma ve insani yardım projeleri oldu. Türkiye’nin Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) aracılığıyla bölgede yürüttüğü eğitim, sağlık ve altyapı projeleri ele alındı. İbrahim, Türkiye’nin yardımlarının Moro halkı için büyük önem taşıdığını ifade etti. Ayrıca, iki taraf arasında ticaret ve yatırım alanında iş birliği fırsatları da masaya yatırıldı.
Moro İslam Kurtuluş Cephesi ve barış süreci
Moro İslam Kurtuluş Cephesi, Filipinler’in güneyindeki Bangsamoro bölgesinde özerklik mücadelesi yürüten en büyük Müslüman isyancı grup. 2014’te imzalanan barış anlaşmasıyla çatışmalar sona ermiş, 2019’da Bangsamoro Otonom Bölgesi kurulmuştu. Ancak anlaşmanın bazı maddelerinin uygulanmasında gecikmeler yaşanıyor. Türkiye, sürecin başından itibaren gözlemci ve destekçi olarak yer alıyor.
Bakan Fidan’ın bu görüşmesi, Türkiye’nin Asya-Pasifik bölgesindeki barış girişimlerine verdiği önemi bir kez daha ortaya koyuyor. Özellikle Müslüman topluluklarla kurulan bu tür diyaloglar, Türkiye’nin yumuşak gücünün bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, barış sürecinin başarıya ulaşmasının bölgesel istikrara katkı sağlayacağını ve Türkiye’nin arabuluculuk deneyiminin bu tür çatışmalara model oluşturabileceğini belirtiyor.