Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkiye'nin Kasım ayında Antalya'da ev sahipliği yapacağı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı'nda (COP31) yeni enerji hedeflerini açıklayacağını bildirdi. Bakan, elektrifikasyonun enerji stratejisinin merkezine konulduğunu ve yenilenebilir enerjide büyük bir atak başlatılacağını belirtti.
Elektrifikasyon ve yenilenebilir enerji hedefleri
Bayraktar, Türkiye'nin enerji dönüşümünde elektrifikasyonun kritik rol oynayacağını vurgulayarak, ulaştırma, sanayi ve konut sektörlerinde elektrik kullanımının artırılacağını söyledi. Bakan, güneş ve rüzgar enerjisi başta olmak üzere yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelik yatırımların hızlandırılacağını ve 2035 yılına kadar yenilenebilir enerjinin toplam elektrik üretimindeki payının yüzde 50'nin üzerine çıkarılmasının hedeflendiğini ifade etti. Bu kapsamda, 2028 yılına kadar 30 bin megavat güneş ve 20 bin megavat rüzgar enerjisi kapasitesinin devreye alınmasının planlandığı kaydedildi.
COP31'de Türkiye'nin vizyonu
Türkiye, COP31'de iklim değişikliğiyle mücadelede iddialı hedeflerini paylaşacak. Bakan Bayraktar, konferansta sadece ulusal katkı beyanının güncellenmesinin değil, aynı zamanda düşük karbonlu ekonomiye geçiş yol haritasının da sunulacağını açıkladı. Ayrıca, enerji verimliliği ve nükleer enerji yatırımlarının da gündeme geleceği belirtildi. Türkiye'nin, Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nin ardından Sinop ve Trakya'da yeni nükleer santraller için çalışmalara devam ettiği bildirildi.
Yerli kaynakların rolü
Bakan Bayraktar, enerjide dışa bağımlılığı azaltmak için yerli kömür, hidroelektrik, jeotermal ve biyokütle gibi kaynakların da stratejide önemli bir yere sahip olduğunu söyledi. Özellikle yerli kömürün temiz teknolojilerle kullanılması ve jeotermal kaynakların ısıtma ve elektrik üretiminde yaygınlaştırılması hedefleniyor. Ayrıca, hidrojen üretimi ve enerji depolama teknolojilerine de yatırım yapılacağı ifade edildi.
Uzmanlar, Türkiye'nin COP31'de açıklayacağı hedeflerin, Paris Anlaşması kapsamındaki taahhütlerle uyumlu olması ve somut eylem planları içermesi gerektiğini belirtiyor. Sivil toplum kuruluşları ise hedeflerin iddialı olmasını ve fosil yakıtlardan çıkışı net bir şekilde ortaya koymasını bekliyor. Türkiye'nin enerji dönüşümünde önemli adımlar attığı ancak özellikle kömürden çıkış konusunda daha net bir takvim belirlemesi gerektiği vurgulanıyor.