Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasında mahkeme, örgütün varlığına ilişkin iddiaları oybirliğiyle reddederek, sanıklara yalnızca rüşvet suçundan ceza verdi. Yedisi CHP'li belediye başkanı olmak üzere 200 sanığın yargılandığı davada, başkanlardan altısı 8 ay 10 gün ile 23 yıl 3 ay 7 gün arasında değişen hapis cezalarına çarptırıldı. Karar, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı ve yerel siyasette önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Mahkeme kararını açıkladı
Mahkeme heyeti, uzun süren yargılama sürecinin ardından kararını açıkladı. İddianamede, Aziz İhsan Aktaş liderliğinde bir suç örgütü kurulduğu ve bu örgüt aracılığıyla kamu ihalelerine fesat karıştırıldığı, rüşvet alındığı ve usulsüz işlemler yapıldığı ileri sürülmüştü. Ancak mahkeme, örgütün varlığına dair yeterli delil bulunmadığına hükmederek, bu suçlamayı düşürdü. Buna karşılık, sanıkların ayrı ayrı işlediği rüşvet suçları kapsamında cezalandırılmalarına karar verdi.
Sanıkların cezaları
Karar kapsamında, CHP'li belediye başkanlarından altısı farklı sürelerde hapis cezasına çarptırıldı. En ağır ceza olan 23 yıl 3 ay 7 gün hapis cezası, eski belediye başkanı Aziz İhsan Aktaş'a verildi. Diğer başkanlar ise 8 ay 10 gün ile 15 yıl arasında değişen cezalar aldı. Mahkeme, cezaların bazılarında takdiri indirim uygularken, bazı sanıkların tutuklulukta geçirdikleri sürelerin de cezalarından mahsup edilmesine hükmetti. Kararın ardından sanık avukatları, temyize başvuracaklarını açıkladı.
Dava süreci ve iddialar
Dava, 2019 yılında başlatılan bir soruşturma kapsamında açılmıştı. İddianamede, Aktaş ve beraberindeki belediye başkanlarının, imar planı değişiklikleri, ihaleler ve ruhsat işlemlerinde usulsüzlük yaptıkları, karşılığında rüşvet aldıkları öne sürülüyordu. Soruşturma kapsamında çok sayıda şüpheli hakkında gözaltı kararı çıkarılmış, bazıları tutuklanmıştı. Yargılama sürecinde, tanık ifadeleri ve teknik takip kayıtları mahkemeye sunulmuştu. Ancak mahkeme, örgüt suçlamasını destekleyecek yeterli kanıt bulunmadığına kanaat getirdi.
CHP'den açıklama
CHP yetkilileri, kararın ardından kısa bir açıklama yaptı. Parti sözcüsü, yargı sürecinin sonuçlandığını ve hukuka olan güvenin devam ettiğini belirtti. Ancak kararın, özellikle parti tarafından yakından takip edildiğini ve gerekli hukuki değerlendirmelerin yapılacağını ifade etti. Ayrıca, yerel seçimler öncesinde böyle bir kararın çıkmasının, partinin imajını olumsuz etkileyebileceği yorumları yapılıyor.
Yerel siyasette etkileri
Bu karar, yerel siyasette tartışmalara yol açtı. Özellikle CHP'li belediyelerin yönetim anlayışı ve şeffaflık ilkeleri üzerinde soru işaretleri oluşturdu. Bazı hukukçular, örgüt suçlamasının düşmesini, suçun niteliği açısından önemli bir eksiklik olarak değerlendirirken, diğerleri ise rüşvet suçlarının bireysel olarak cezalandırılmasının adaletin tecellisi açısından yeterli olduğunu savundu. Kamuoyunda, bu tür davaların yerel yönetimlerin itibarını zedelediği ve benzer soruşturmaların daha etkin yürütülmesi gerektiği yönünde görüşler dile getiriliyor.
Bu dava, Türkiye'de yerel yönetimlerdeki yolsuzluk iddialarının yargıya taşınması açısından önemli bir örnek teşkil ediyor. Ancak örgüt suçlamasının düşmesi, suçun toplumsal boyutunun yeterince aydınlatılamadığı endişesini de beraberinde getirdi. Yargı sürecinin devam etmesi, muhtemel temyiz incelemesi ve Yargıtay kararı, hem sanıkların hem de kamuoyunun yakından takip ettiği bir konu olmayı sürdürüyor.