İstanbul'un fethinin simgelerinden Ayasofya-i Kebir Camii, 10 Temmuz 2020 tarihinde Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile yeniden cami statüsüne kavuştu. O tarihten bu yana tam 6 yıl geçti. Tarihi yapı, 1453 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından camiye dönüştürülmüş, 1934'te Bakanlar Kurulu kararıyla müzeye çevrilmişti.
Ayasofya'nın 6 yıllık cami serüveni
24 Temmuz 2020'de kılınan ilk cuma namazıyla birlikte Ayasofya, yeniden Müslümanların ibadetine açıldı. 6 yılda milyonlarca ziyaretçi ağırlayan yapı, hem yerli hem de yabancı turistlerin ilgi odağı olmaya devam ediyor. Cami statüsünün yanı sıra müze özelliğini de koruyan Ayasofya, ziyaretçilere açık kalmaya devam ediyor. İbadet saatleri dışında turistlerin gezebildiği yapı, 2024 yılında yaklaşık 4 milyon kişi tarafından ziyaret edildi.
Tartışmalar ve uluslararası yankılar
Ayasofya'nın cami statüsüne dönüştürülmesi, uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştı. UNESCO ve bazı ülkeler karara tepki gösterirken, Türkiye içinde ise karar büyük ölçüde destek buldu. 6 yıllık süreçte Ayasofya'nın statüsüyle ilgili tartışmalar azalarak devam etse de yapı, ibadete açık bir anıt müze olarak varlığını sürdürüyor. Yönetim, Diyanet İşleri Başkanlığı'na bağlı olarak yürütülüyor.
Ayasofya'nın tarihi dokusunun korunması için çalışmalar da aralıksız sürüyor. Mozaiklerin temizliği ve restorasyon çalışmaları, Vakıflar Genel Müdürlüğü koordinasyonunda gerçekleştiriliyor. 2025 yılında tamamlanan kapsamlı bir restorasyon projesiyle yapının çatı ve kubbe bölümleri güçlendirildi.
Ayasofya'nın yeniden cami olması, Türkiye'de siyasi ve toplumsal bir dönüm noktası olarak kabul ediliyor. 6 yılın ardından yapı, hem ibadet hem de kültürel miras işlevini bir arada sürdürmeye devam ediyor.
Değerlendirme: Ayasofya'nın statü değişikliği, Türkiye'de dini ve kültürel sembollerin siyasi kullanımına dair tartışmaları yeniden alevlendirmişti. 6 yıllık süreç göstermiştir ki yapı, hem ibadethane hem de turistik cazibe merkezi olarak işlevini sürdürebilmektedir. Bununla birlikte, yapının evrensel bir kültür mirası olarak korunması konusundaki uluslararası endişelerin tam anlamıyla giderildiği söylenemez.