Viyana okullarında 14 yaş altı kız öğrencilere yönelik başlatılan başörtüsü yasağı, Avusturya'nın 28 Şubat'ı olarak tarihe geçiyor. Eğitim yuvalarında inançları nedeniyle ayrımcılığa uğrayan çocuklar, öğretmenler ve okul yönetimleri tarafından ağır psikolojik baskıya maruz bırakılıyor. Eşit Muamele Komisyonu'nun kararına rağmen uygulama devam ederken, başörtülü öğrencilere tecrit ve sınır dışı tehdidi yapıldığı ortaya çıktı.
Başörtüsü Yasağı ve Öğrenci Avı
Avusturya'da 2019 yılında yürürlüğe giren yasa, 14 yaş altı çocukların okullarda başörtüsü takmasını yasaklıyor. Ancak son dönemde Viyana okullarında bu yasağın agresif bir şekilde uygulandığı ve adeta bir 'başörtülü öğrenci avına' dönüştüğü belirtiliyor. Öğretmenlerin ve okul yönetimlerinin, başörtülü kız öğrencileri tespit ederek ailelerine baskı yaptığı, çocukları tecrit ettiği ve hatta sınır dışı etme tehdidinde bulunduğu iddia ediliyor.
Eşit Muamele Komisyonu, yasağın ayrımcılık oluşturduğunu ve eğitim hakkını ihlal ettiğini belirterek kararın kaldırılması yönünde tavsiyede bulunmuştu. Ancak okul yönetimleri ve bazı öğretmenler, bu karara rağmen uygulamaya devam ediyor. Başörtülü öğrenciler, sınıflardan çıkarılıyor, okul bahçesinde ayrı bir yerde bekletiliyor ve psikolojik şiddete maruz kalıyor.
Ayrımcılık ve Psikolojik Baskı
Avusturya'daki Müslüman toplumu ve insan hakları örgütleri, yaşananları 'Avusturya'nın 28 Şubat'ı' olarak nitelendiriyor. 28 Şubat, Türkiye'de 1997 yılında başörtülü öğrencilerin okullardan atılmasıyla sonuçlanan postmodern darbe olarak biliniyor. Avusturya'da da benzer bir sürecin yaşandığı, başörtülü kız çocuklarının eğitimden uzaklaştırılmaya çalışıldığı ifade ediliyor.
Viyana'da bir okulda yaşanan olayda, 13 yaşındaki bir kız öğrencinin başörtüsünü çıkarması için öğretmeni tarafından sözlü tacize uğradığı, çıkaramayınca sınıftan atıldığı ve gün boyu koridorda bekletildiği öğrenildi. Ailesi, okul yönetimi tarafından 'uyum sağlamadıkları' gerekçesiyle sınır dışı edilmekle tehdit edildiklerini belirtti. Benzer olayların farklı okullarda da yaşandığı, bazı ailelerin çocuklarını okuldan almak zorunda kaldığı bildiriliyor.
Yasal Dayanak ve Tepkiler
Avusturya hükümeti, yasağı 'laiklik' ve 'kadın hakları' gerekçesiyle savunuyor. Ancak eleştirmenler, bunun aslında Müslüman karşıtı bir politika olduğunu ve dini özgürlükleri ihlal ettiğini vurguluyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne taşınan dosyada, yasağın din özgürlüğünü ihlal ettiği yönünde karar çıkması bekleniyor.
Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü, Avusturya'yı çocuk haklarını ihlal etmekle suçladı. Örgütler, başörtülü öğrencilere yönelik ayrımcılığın sistematik hale geldiğini ve acilen durdurulması gerektiğini bildirdi. Avusturya'daki Müslüman dernekleri ise ailelere hukuki destek sağlayarak, ayrımcılığa karşı mücadele ediyor.
Toplumsal Etkiler ve Gelecek
Başörtüsü yasağı, Avusturya'da toplumsal kutuplaşmayı derinleştiriyor. Müslüman aileler, çocuklarının eğitim hakkından mahrum bırakıldığını ve dışlandığını belirtiyor. Psikologlar, bu tür ayrımcı uygulamaların çocuklarda travma, özgüven kaybı ve aidiyet sorunlarına yol açtığını söylüyor.
Avusturya Eğitim Bakanlığı, yasağın arkasında durduğunu açıklasa da, sahadaki uygulamaların yasal sınırları aştığı yönünde şikayetler artıyor. Eşit Muamele Komisyonu'nun kararına uymayan okullar hakkında yasal işlem başlatılması gerekiyor. Ancak şu ana kadar herhangi bir yaptırım uygulanmadı.
Avrupa'da yükselen İslamofobi ve aşırı sağın etkisiyle benzer yasakların diğer ülkelere yayılabileceği endişesi var. Fransa, Almanya ve Belçika'da da başörtüsüne yönelik kısıtlamalar bulunuyor. Avusturya'daki bu uygulama, Müslüman topluluklar için bir uyarı niteliğinde.
Sonuç olarak, Avusturya'da başörtülü öğrencilere yönelik sistematik ayrımcılık, insan hakları ihlali olarak tarihe geçiyor. Uluslararası baskı ve hukuki mücadele devam ederken, çocukların eğitim hakkı ve din özgürlüğü için verilen mücadele sürüyor. Avusturya'nın bu konuda attığı adımlar, çok kültürlülük ve hoşgörü ilkeleriyle çelişiyor. Gelecekte benzer politikaların Avrupa genelinde yaygınlaşması, kıta genelinde toplumsal gerilimi artırabilir.