Avrupa genelinde son haftalarda protesto dalgası hızla büyüyor. Fransa'da Sarı Yelekliler öncülüğünde başlayan gösteriler, İtalya, Belçika ve Portekiz'e sıçrarken, Arnavutluk'ta hükümet karşıtı eylemler ve barınma ile eğitim alanındaki tepkiler sokakları hareketlendirdi. Fransa İçişleri Bakanlığı, ülke çapındaki gösterilere 410 bin kişinin katıldığını açıkladı. Polis müdahaleleri ve gözaltı sayılarındaki artış, Avrupa'da toplumsal hoşnutsuzluğun yeni bir evresine işaret ediyor.
Fransa'da Sarı Yelekliler yeniden sokakta
Fransa'da 2018'de yakıt zamlarına tepki olarak doğan Sarı Yelekliler hareketi, son dönemde artan yaşam maliyeti ve alım gücündeki düşüşle yeniden güç kazandı. İçişleri Bakanlığı'nın verilerine göre ülke genelinde düzenlenen gösterilere 410 bin kişi katıldı. Paris, Marsilya, Lyon ve Bordeaux gibi büyük şehirlerde caddeler trafiğe kapatıldı, bazı noktalarda çatışmalar yaşandı. Polis, göstericilere biber gazı ve tazyikli suyla müdahale etti; çok sayıda gözaltı gerçekleşti. Sendikalar, hükümetin ekonomik politikalarını eleştirerek daha geniş katılımlı eylem çağrısı yaptı.
İtalya, Belçika ve Portekiz'de eylemler yayılıyor
Fransa'daki hareketlilik kısa sürede diğer Avrupa ülkelerine de yansıdı. İtalya'da sendikalar ve öğrenci grupları, barınma krizi ve düşük ücretleri protesto etmek için Roma ve Milano'da yürüyüş düzenledi. Belçika'nın başkenti Brüksel'de AB kurumları önünde toplanan göstericiler, sosyal adalet ve iklim politikaları taleplerini dile getirdi. Portekiz'de ise başkent Lizbon'da konut fiyatlarındaki aşırı artışa karşı çıkan gruplar, kiracı hakları için sokağa indi. Bu ülkelerde de polis, bazı eylemlerde göstericilere müdahale etti ve gözaltılar yaşandı.
Arnavutluk'ta hükümet karşıtı gösteriler
Arnavutluk'ta muhalefet partilerinin çağrısıyla başkent Tiran'da düzenlenen hükümet karşıtı gösterilerde binlerce kişi toplandı. Göstericiler, yolsuzluk iddiaları ve ekonomik sıkıntıları protesto etti. Polis, hükümet binalarına yürümek isteyen gruba barikatlarla engel oldu; arbede sırasında bazı göstericiler ve polisler yaralandı. Muhalefet liderleri, seçim reformu ve yargı bağımsızlığı taleplerini yineledi.
Barınma ve eğitim tepkileri Avrupa'yı sardı
Protestoların ortak noktasını, artan yaşam maliyeti, barınma krizi ve eğitim hizmetlerindeki aksaklıklar oluşturuyor. Almanya'da öğrenciler, üniversite harçları ve yurt yetersizliği nedeniyle eylem yaptı. Hollanda'da konut bulamayan gençler Amsterdam'da çadırlı protesto düzenledi. İspanya'da ise sağlık ve eğitim çalışanları, kemer sıkma politikalarına karşı grev kararı aldı. Uzmanlar, pandemi sonrası ekonomik zorlukların ve enflasyonun bu tepkileri körüklediğini belirtiyor.
Polis müdahaleleri ve gözaltılar artıyor
Avrupa genelinde protestolara yönelik polis müdahaleleri sertleşiyor. Fransa'da son bir ayda gözaltına alınan gösterici sayısı binleri aştı. İtalya ve Belçika'da da benzer şekilde polis, eylemleri dağıtmak için güç kullandı. Uluslararası insan hakları örgütleri, orantısız güç kullanımı iddialarını gündeme getirerek yetkilileri itidale çağırdı. Ancak hükümetler, kamu düzenini koruma gerekçesiyle müdahaleleri savunuyor.
Avrupa'daki protesto dalgası, kıtanın karşı karşıya olduğu yapısal sorunların bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Artan enerji maliyetleri, konut fiyatlarındaki kontrolsüz yükseliş ve gelir adaletsizliği, geniş kitleleri sokağa döküyor. Analistler, önümüzdeki aylarda eylemlerin daha da yaygınlaşabileceği ve siyasi istikrarı zorlayabileceği görüşünde. Avrupa Birliği kurumları ise üye ülkelere sosyal diyalogu güçlendirme ve yaşam maliyetiyle mücadele için ek önlemler alma çağrısı yapıyor.