Avrupa genelinde müzelere yönelik soygun girişimlerinde şiddet kullanımı endişe verici boyutlara ulaştı. Europol'ün yayımladığı yeni rapora göre, organize suç çeteleri geleneksel sessiz hırsızlık yöntemlerini terk ederek ateşli silahlar, balyozlar ve hatta patlayıcı maddelerle müzelere saldırıyor. Bu durum, hem eserlerin güvenliğini hem de ziyaretçilerin canını tehdit ederken, ülkelerin güvenlik politikalarını gözden geçirmesine neden oluyor. Raporda özellikle son iki yılda şiddet içeren soygunların sayısında ciddi bir artış yaşandığı vurgulanıyor.
Şiddet içeren soygunlardaki artışın nedenleri
Europol'ün raporuna göre, 2022-2024 yılları arasında Avrupa'daki müzelerde gerçekleşen silahlı soygun girişimleri önceki döneme kıyasla %40 oranında arttı. Çeteler, güvenlik kameraları ve alarm sistemlerini devre dışı bırakmak için artık daha agresif yöntemler kullanıyor. Ateşli silahların yanı sıra, bazı saldırganların balyoz ve patlayıcılarla vitrinleri kırarak eserleri çaldığı belirtiliyor. Uzmanlar, bu değişimin arkasında pandemi sonrası dönemde sanat piyasasının canlanması ve karaborsada yüksek fiyatlara satılan eserlere olan talebin artması olduğunu düşünüyor. Ekonomik belirsizlikler, organize suç örgütlerini daha riskli ancak daha kazançlı işlere yönlendiriyor.
Öne çıkan vaka örnekleri
Raporda, son dönemde yaşanan birkaç önemli vaka da yer alıyor. Almanya'nın Dresden kentindeki Yeşil Kasa Müzesi'ne 2023'te yapılan saldırıda, güvenlik güçleriyle çatışmaya giren hırsızlar, ateş açarak kaçmayı başarmıştı. Benzer şekilde, İngiltere'deki bir müzede geçtiğimiz yıl yaşanan olayda, maskeli kişiler vitrini patlayıcıyla havaya uçurarak değerli bir tabloyu çalmıştı. Bu vakalar, müzelerin yalnızca alarm sistemleriyle değil, aynı zamanda silahlı güvenlik personeliyle de korunması gerektiğini gözler önüne seriyor. Europol, üye ülkelerin istihbarat birimleri arasında bilgi paylaşımının artırılması çağrısında bulunuyor.
Güvenlik önlemleri yetersiz kalıyor
Birçok Avrupa müzesi, tarihi yapılar ve koruma altındaki alanlar nedeniyle modern güvenlik sistemlerini kurmakta zorlanıyor. Özellikle küçük şehirlerdeki müzeler, mali kısıtlar nedeniyle özel güvenlik şirketleriyle sözleşme yapamıyor. Bu durum, hırsızlar için kolay hedef oluşturuyor. Uzmanlar, müzelerin acil olarak risk değerlendirmesi yapması ve güvenlik planlarını güncellemesi gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, ziyaretçi kabul eden alanlarda dahi panik butonları ve izleme sistemlerinin artırılması öneriliyor.
Kültürel mirasın korunması için uluslararası işbirliği şart
Europol raporu, kültürel mirasın korunmasının yalnızca ulusal düzeyde çözülemeyeceğini, uluslararası işbirliğinin kritik önem taşıdığını ortaya koyuyor. Yasadışı eser ticareti, sınır ötesi bir suç olduğu için ülkeler arasında bilgi ve istihbarat paylaşımının artırılması gerekiyor. Interpol ve Europol’ün ortak operasyonları sıklaştırılırken, müzelerin de eserlerin dijital kimliklerini oluşturması ve takibini kolaylaştırması öneriliyor. Ayrıca, sanat eserlerinin sigortalanması ve piyasaya sürülmesi süreçlerinde daha sıkı denetimler yapılması, suçun caydırıcılığını artıracaktır.