Avrupa Birliği (AB) sınırlarında yeni bir dönem başladı. Pasaport mühürleri tarihe karışırken, yerini 3 yıl boyunca saklanacak biyometrik kayıtlar aldı. Yeni sistemin ilk gününde sınır kapılarında uzun kuyruklar oluştu, vatandaşlar uygulamaya uyum sağlamakta zorlandı. AB Komisyonu tarafından geliştirilen sistem, seyahatlerin daha güvenli ve takip edilebilir olmasını amaçlıyor.
Yeni sistem nasıl işleyecek?
AB 'ye giriş ve çıkışlarda artık pasaportlara mühür vurulmayacak. Bunun yerine, yolcuların parmak izi ve yüz tanıma gibi biyometrik verileri kaydedilecek. Bu veriler, 3 yıl süreyle AB veri tabanında saklanacak. Sistem, Schengen bölgesine yapılan tüm seyahatleri kayıt altına alarak, vize ihlalleri ve sahte pasaport kullanımını engellemeyi hedefliyor. İlk günkü yoğunlukta, özellikle havalimanlarında sistemin yavaş çalışması nedeniyle gecikmeler yaşandı.
Güvenlik ve mahremiyet tartışmaları
Yeni uygulama, veri güvenliği ve kişisel mahremiyet konularında tartışmaları da beraberinde getirdi. Avrupa Veri Koruma Kurulu, biyometrik verilerin uzun süreli saklanmasının mahremiyet riski oluşturduğunu belirtti. AB yetkilileri ise sistemin yalnızca yetkili birimler tarafından kullanılacağını ve şifrelenmiş verilerin 3 yıl sonra otomatik silineceğini açıkladı. Türk vatandaşlarını da yakından ilgilendiren uygulama, Türkiye-AB vize serbestisi müzakerelerinde de önemli bir başlık olarak öne çıkıyor.
Uygulamanın tüm Schengen ülkelerinde eş zamanlı başlatılması planlanırken, teknik altyapının yetersiz olduğu noktalarda giriş çıkışlarda aksamalar yaşanabileceği ifade ediliyor. İlk hafta boyunca sınır geçişlerinde uzun kuyrukların devam etmesi bekleniyor. AB, sorunları çözmek için ek personel ve mobil cihaz takviyesi yapacağını duyurdu.
Son olarak, bu sistemin uluslararası seyahatlerde yeni bir standart oluşturması bekleniyor. Benzer uygulamalar İngiltere ve ABD gibi ülkelerde de test ediliyor. Türkiye'nin de AB'ye uyum sürecinde bu sisteme entegre olması için çalışmalar yürüttüğü biliniyor. Pasaport mühürlerinin yerini dijital kayıtlara bırakması, seyahat dünyasında köklü bir değişimin habercisi olarak değerlendiriliyor.