İstanbul Güngören'de 17 yaşında bıçaklanarak hayatını kaybeden Atlas Çağlayan'ın ailesini tehdit ettikleri gerekçesiyle yargılanan 9 sanık hakkında karar çıktı. Bakırköy 19. Asliye Ceza Mahkemesi, tehdit suçundan bir sanığa 5 yıl, diğer bir sanığa 3 yıl 4 ay hapis cezası verirken, üç sanığa 2 yıl 6 ay hapis cezası verdi. Mahkeme, dört sanığın ise beraatine hükmetti. Aile avukatı kararı temyiz edeceklerini açıkladı.
Dava süreci nasıl gelişti?
Atlas Çağlayan, 2023 yılı Eylül ayında Güngören'de bir parkta bıçaklı saldırıya uğramış ve hayatını kaybetmişti. Olayın ardından aileye yönelik tehditler başladı. Aile, ismi açıklanmayan kişiler tarafından telefonla ve sosyal medya üzerinden tehdit edildiklerini belirterek şikayette bulundu. Soruşturma kapsamında 9 kişi gözaltına alındı ve çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. Dava, Bakırköy 19. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Mahkeme, sanıkların "tehdit" suçundan cezalandırılmasına karar verdi. Cezalar, sanıkların tehditlerin niteliği ve aile üzerindeki psikolojik etkisi dikkate alınarak belirlendi.
Mahkemenin verdiği cezalar
Mahkeme heyeti, sanıklardan B.K.'yi 5 yıl, M.A.'yı 3 yıl 4 ay, H.Ö., S.A. ve Y.K.'yi ise 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırdı. Diğer dört sanık hakkında ise delil yetersizliğinden beraat kararı verildi. Mahkeme, sanıklara verilen cezaların alt sınırdan uzaklaşılarak belirlendiğini, tehditlerin aile üzerinde yarattığı korku ve endişenin cezaların ağırlaştırılmasında etkili olduğunu belirtti.
Aile avukatı temyiz edecek
Aile avukatı, kararın ardından yaptığı açıklamada, "Mahkemenin verdiği cezaları yetersiz buluyoruz. Özellikle beraat eden sanıkların yeniden yargılanması için kararı temyiz edeceğiz. Atlas'ın ailesi bu tehditler nedeniyle büyük bir travma yaşadı. Adaletin tam anlamıyla yerine gelmesi için mücadelemizi sürdüreceğiz" dedi.
Atlas Çağlayan davası ve toplumsal etkisi
Atlas Çağlayan'ın ölümü, İstanbul'da gençlere yönelik şiddet olaylarına dikkat çekmişti. Olayın ardından düzenlenen protestolar ve sosyal medya kampanyaları, adalet arayışını gündeme taşımıştı. Ailenin maruz kaldığı tehditler ise kamuoyunda infial yaratmıştı. Bu dava, suç mağdurlarının ailelerinin korunması ve tehditlere karşı caydırıcı cezalar verilmesi açısından önemli bir örnek teşkil etmektedir. Uzmanlar, benzer vakalarda ailelere yönelik tehditlerin ayrı bir suç olarak ele alınması ve cezaların artırılması gerektiğini savunuyor.