Atina'da, Yunanistan'ı Güney Kıbrıs üzerinden İsrail'e bağlayacak deniz altı elektrik kablo hattı projesi Great Sea Interconnector'da rota değişikliği yapılacağı iddiaları gündemi sarstı. Yunan basınının amiral gemisi Kathimerini'nin, Türkiye ile krizi önlemek amacıyla güzergâhın değiştirilebileceğini öne sürmesi üzerine gözler Ankara'ya çevrildi. Türkiye, projeye ilişkin koordinasyon beklediğini yineledi. Proje, Doğu Akdeniz'de enerji jeopolitiğini yeniden şekillendirebilir.
Kathimerini İddiası ve Atina'nın Sessizliği
Kathimerini gazetesinin haberine göre, Great Sea Interconnector projesinin güzergâhı, Türkiye ile olası bir krizi önlemek için değiştirilebilir. Gazete, projenin Türkiye'nin kıta sahanlığı iddia ettiği alanlardan geçmesinin Ankara'nın tepkisini çekebileceğini, bu nedenle Yunanistan'ın alternatif rotalar üzerinde çalıştığını yazdı. Haberde, Atina'nın henüz resmi bir açıklama yapmadığı, ancak konunun hükümet içinde tartışıldığı belirtildi. Yunan hükümeti, projeyi stratejik bir enerji köprüsü olarak görüyor ve AB'nin de desteğini alıyor.
Türkiye tarafı ise projeye ilişkin koordinasyon beklediğini açıkladı. Ankara, Doğu Akdeniz'deki enerji projelerinde kendi onayının alınması gerektiğini savunuyor. Daha önce benzer bir tavrı Doğu Akdeniz Doğal Gaz Boru Hattı (EastMed) projesinde de göstermişti. Türkiye, kıta sahanlığı sınırlarının belirlenmesi için diyalog çağrısı yapıyor. Uzmanlar, Ankara'nın bu tutumunun uluslararası hukuktan kaynaklandığını belirtiyor.
Projenin Önemi ve Bölgesel Dengeler
Great Sea Interconnector, yaklaşık 1.200 kilometre uzunluğunda bir deniz altı elektrik kablosu olarak planlanıyor. Kablo, Yunanistan anakarasından Girit'e, oradan Kıbrıs'a ve nihayetinde İsrail'e uzanacak. Proje, Avrupa Birliği'nin enerji güvenliği stratejisinin bir parçası olarak görülüyor. 2023 yılında projenin ilk etabı için finansman anlaşmaları imzalanmıştı. Toplam maliyetin 2,5 milyar euroyu bulması bekleniyor. Kablo tamamlandığında, İsrail'in doğal gazdan ürettiği elektriği Avrupa'ya taşıyacak ve Kıbrıs'ın enerji izolasyonunu sona erdirecek.
Ancak projenin güzergâhı, Türkiye'nin kıta sahanlığı iddialarıyla çakışıyor. Türkiye, Doğu Akdeniz'de 2004 yılından bu yana kıta sahanlığı sınırlarını belirlemek için Birleşmiş Milletler'e başvurularda bulunmuş, KKTC ile 2011'de kıta sahanlığı anlaşması imzalamıştı. Ankara, bölgede tek taraflı adımların krize yol açacağını vurguluyor. Yunanistan ise uluslararası hukuka ve AB normlarına atıfta bulunarak projeyi savunuyor.
Rota değişikliği iddiaları, projenin maliyetini ve zaman planını etkileyebilir. Alternatif bir güzergâh, kabloyu daha güneye kaydırarak Türkiye'nin itiraz ettiği alanlardan kaçınmayı hedefleyebilir. Ancak bu durumda kablo uzunluğu artabilir ve maliyet yükselebilir. Projenin yürütücüsü EuroAsia Interconnector, konuyla ilgili resmi bir açıklama yapmadı. Yunanistan Enerji Bakanlığı'ndan da henüz bir yalanlama veya doğrulama gelmedi.
Ankara'nın Koordinasyon Çağrısı ve Diplomatik Süreç
Türkiye Dışişleri Bakanlığı, projeye ilişkin olarak "koordinasyon bekliyoruz" mesajını yineledi. Bakanlık kaynakları, Doğu Akdeniz'de enerji projelerinin uluslararası hukuka uygun şekilde ve kıyıdaş ülkelerin haklarına saygı gösterilerek yürütülmesi gerektiğini belirtiyor. Ankara, Yunanistan ile diyalog kanallarının açık olduğunu ancak somut adım beklediğini ifade ediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz aylarda yaptığı açıklamada, Doğu Akdeniz'de "kazan-kazan" yaklaşımını savunmuştu.
Yunanistan Başbakanı Kyriakos Miçotakis ise projeyi Avrupa'nın enerji bağımsızlığı için kritik gördüklerini söylemişti. Ancak iki ülke arasındaki görüşmeler, 2023'teki deprem diplomasisi sonrası olumlu bir havaya girmişti. Uzmanlar, rota değişikliği iddialarının bu olumlu havayı bozmak istemeyen Atina'nın bir manevrası olabileceğini değerlendiriyor. Öte yandan, projenin AB fonlarıyla desteklenmesi, Yunanistan'ın elini güçlendiriyor.
Uzman Görüşleri ve Gelecek Senaryoları
Enerji uzmanları, Great Sea Interconnector'ın Doğu Akdeniz'deki dengeleri değiştirebileceğini belirtiyor. Rota değişikliği, Türkiye'nin onayını gerektirebilir. Aksi halde proje, hukuki ve siyasi engellerle karşılaşabilir. Bazı analistler, Yunanistan'ın Türkiye ile işbirliği yapmadan projeyi tamamlamasının zor olduğunu savunuyor. Diğerleri ise AB'nin desteğiyle projenin ilerleyebileceğini düşünüyor.
Sonuç olarak, Atina'daki kablo bilmecesi, Doğu Akdeniz'de enerji jeopolitiğinin ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. Ankara'nın koordinasyon çağrısı, bölgesel istikrar için kritik bir adım olabilir. Önümüzdeki günlerde Yunanistan'dan gelecek açıklamalar, projenin geleceğini belirleyecek. Türkiye'nin tutumu ise uluslararası hukuk ve karşılıklı çıkarlar temelinde şekillenmeye devam edecek.