Atina yönetiminin Fransa, İtalya ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile birlikte Doğu Akdeniz'de gerçekleştirdiği Eunomia Tatbikatı, Türkiye ile Yunanistan arasında yeni bir gerilime yol açtı. Ankara, tatbikatın denizaltı kablo projesinin güzergahında yapılmasını provokasyon olarak nitelendirerek sert bir yanıt verdi. A Haber'de konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan uzmanlar, tatbikatın tarihine ve bölgedeki jeopolitik dengelere dikkat çekti.
Tatbikatın Detayları ve Taraflar
Eunomia Tatbikatı, Yunanistan'ın ev sahipliğinde Fransa, İtalya ve GKRY deniz kuvvetlerinin katılımıyla Doğu Akdeniz'de icra ediliyor. Adını mitolojide düzen ve hukuk tanrıçası Eunomia'dan alan tatbikat, bölgede deniz güvenliği ve enerji koridorlarının korunması temasıyla düzenleniyor. Ancak Türkiye, tatbikatın yapıldığı alanın Türkiye'nin kıta sahanlığı içinde yer aldığını ve denizaltı fiber optik kablo projesinin güzergahıyla çakıştığını belirtiyor. Bu durum, tatbikatın teknik bir askeri eğitimden öte siyasi bir mesaj içerdiği yorumlarına neden oluyor.
Yunanistan Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada tatbikatın planlı olduğu ve uluslararası hukuka uygun şekilde yürütüldüğü ifade edildi. Buna karşın Türkiye Dışişleri Bakanlığı, söz konusu tatbikatın bölgede tansiyonu artırmaya yönelik bir adım olduğunu ve Türkiye'nin haklarını korumakta kararlı olduğunu vurguladı. Bakanlık, benzeri faaliyetlerin kabul edilemez olduğunu ve gerekli karşılığın verileceğini duyurdu.
Türkiye'nin Resti ve Stratejik Önemi
Türkiye'nin tepkisi, yalnızca tatbikatın kendisine değil, aynı zamanda Doğu Akdeniz'deki enerji ve iletişim hatlarına yönelik artan müdahalelere karşı bir duruş olarak değerlendiriliyor. Denizaltı kablo projesi, Türkiye'nin veri güvenliği ve bölgesel bağlantısı açısından kritik öneme sahip. Projenin güzergahında yapılan bir tatbikat, fiili bir tehdit olarak algılanıyor. Askeri uzmanlar, tatbikatın denizaltı kablolarına yönelik istihbarat toplama faaliyetlerini gizleme amacı taşıyabileceğini öne sürüyor.
A Haber'de yayınlanan değerlendirmede, tatbikatın tarihine dikkat çekildi. Programda konuşan güvenlik uzmanları, Eunomia'nın geçmişte de benzer şekilde Türkiye'nin haklarını ihlal eden faaliyetler için kullanıldığını hatırlattı. Uzmanlar, Yunanistan'ın son dönemde Fransa ve İtalya gibi AB ülkeleriyle askeri işbirliğini derinleştirerek Doğu Akdeniz'de dengeyi değiştirmeye çalıştığını belirtti. Türkiye'nin ise bölgede bayrak gösterme ve caydırıcılık mesajı verdiği ifade edildi.
Arka Plan: Doğu Akdeniz'de Devam Eden Gerilim
Doğu Akdeniz'deki gerilim, son yıllarda hidrokarbon kaynaklarının keşfi ve deniz yetki alanlarının paylaşımı konusundaki anlaşmazlıklarla derinleşti. Türkiye, Kıbrıs adasının doğusunda ve güneyinde kendi kıta sahanlığı içinde sondaj ve sismik araştırma faaliyetleri yürütüyor. Yunanistan ve GKRY ise bu faaliyetleri uluslararası hukuka aykırı olarak nitelendiriyor. ABD ve AB, zaman zaman taraflar arasında denge gözetmeye çalışsa da, Fransa'nın Yunanistan'a verdiği destek dikkat çekiyor.
Eunomia tatbikatı, 2020'de yapılan ve Türkiye'nin sert tepkisiyle karşılaşan benzeri tatbikatların bir devamı niteliğinde. O dönemde de Türkiye, Oruç Reis gemisinin araştırma faaliyetlerine müdahale edilmesine karşı çıkmış ve bölgeye donanma unsurları sevk etmişti. Şimdi ise benzer bir kriz, denizaltı kablo projesi üzerinden tırmanıyor. Türkiye, hem askeri hem diplomatik kanalları kullanarak Yunanistan'a ve destekçilerine mesaj gönderiyor.
Uluslararası ilişkiler uzmanları, tatbikatın zamanlamasının da anlamlı olduğunu belirtiyor. Enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar ve küresel tedarik zinciri sorunları, Doğu Akdeniz'deki enerji hatlarının önemini artırmış durumda. Türkiye, hem kendi enerji güvenliğini hem de Avrupa'ya yönelik transit ülke konumunu korumak istiyor. Yunanistan ise bölgede daha fazla söz sahibi olmak için ABD ve Fransa ile ilişkilerini güçlendiriyor.
Sonuç olarak, Atina'nın Eunomia Tatbikatı, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki hassasiyetlerini yeniden gündeme taşıdı. Ankara'nın diplomatik ve askeri alandaki kararlı duruşu, bölgede tansiyonun düşmesi için diyalog çağrılarını da beraberinde getiriyor. Ancak tatbikatın yarattığı güven kaybı, önümüzdeki günlerde yeni gelişmelerin habercisi olabilir. Bölgesel istikrar için tarafların provokasyonlardan kaçınması ve uluslararası hukuk çerçevesinde hareket etmesi kritik önem taşıyor.