Küresel çapta askeri tansiyonun had safhaya ulaştığı son 24 saatte, ateşkes çağrıları karşılıksız kaldı ve çatışmalar şiddetlendi. İran ordusu, Kuveyt'teki ABD askeri üslerine kamikaze insansız hava araçlarıyla saldırı düzenlerken, Washington yönetimi Hürmüz Boğazı çevresindeki stratejik noktaları havadan bombaladı. Öte yandan, uluslararası toplumun tepkisini çeken İsrail ordusu, Gazze, Lübnan, Suriye ve Batı Şeria'da hava ve kara harekatlarını yoğunlaştırdı. Bu gelişmeler, bölgesel savaşın yayılma riskini artırırken, diplomatik çözüm umutlarını da söndürüyor.
İran'dan Kamikaze İHA Saldırısı
İran Devrim Muhafızları Ordusu, sabah saatlerinde Kuveyt'teki Ali El Salem ve Camp Buehring ABD üslerini hedef alan bir harekât başlattı. İran yapımı Şahit-136 kamikaze insansız hava araçlarının kullanıldığı saldırıda, üslerde önemli hasar oluştuğu ve çok sayıda askerin hayatını kaybettiği bildiriliyor. ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), savunma sistemlerinin saldırıyı tam olarak engelleyemediğini ve zayiatın olduğunu doğruladı. İran, bu eylemin, geçtiğimiz hafta İran'ın nükleer tesislerine düzenlenen saldırılara misilleme olduğunu açıkladı. ABD Başkanı Joe Biden, olayı "savaş eylemi" olarak nitelendirirken, Washington'dan henüz resmi bir misilleme kararı çıkmadı.
ABD Hürmüz Boğazı'nı Bombaladı
İran saldırısına karşılık olarak ABD savaş uçakları, Hürmüz Boğazı'ndaki İran devrimine ait radar ve füze rampalarını hedef aldı. Bombardımanda, boğazın kontrolünü sağlayan kilit adalardaki askeri tesisler vuruldu. ABD Dışişleri Bakanlığı, eylemin "Deniz ticaret yollarını güvence altına alma" amacı taşıdığını belirtti. Ancak analistler, bu saldırının enerji piyasalarında şoka neden olabileceği konusunda uyarıyor. Petrol fiyatları, haberin ardından yüzde 7'nin üzerinde yükseldi. Umman ve Suudi Arabistan, bölgenin bir an önce sükunete kavuşması için taraflara çağrıda bulundu.
İsrail Cephesinde Çok Yönlü Harekat
Ortadoğu'nun bir diğer sıcak noktası olan İsrail-Filistin hattında şiddet tırmanıyor. İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nin kuzeyine kara birlikleri sevk ederken, Lübnan'ın güneyindeki Hizbullah mevzilerini de yoğun biçimde bombaladı. Suriye'nin başkenti Şam'ın güneybatısında İran destekli milislerin bulunduğu bölgelere hava saldırıları düzenlendi. Batı Şeria'da ise El Halil ve Nablus kentlerinde gece boyunca sokağa çıkma yasağı ilan edilirken, gözaltı işlemleri ve silahlı çatışmalar yaşandı. Filistin Kızılayı, son 24 saatte Gazze'de en az 87 sivilin hayatını kaybettiğini duyurdu. Uluslararası Kızılhaç Komitesi, durumu "insani felaket" olarak tanımladı.
Diplomatik Çözüm Arayışları Tıkandı
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, acil toplantı kararı almasına rağmen taraflar arasında uzlaşı sağlanamadı. Rusya ve Çin, ABD ve İsrail'in eylemlerini kınayan bir bildiri taslağı hazırlarken, ABD ve müttefikleri bu metne veto koydu. Avrupa Birliği Dışişleri Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, tarafları derhal ateşkese çağırdı ancak somut bir adım gelmedi. Analistler, mevcut gidişatın bölgesel bir savaşı kaçınılmaz kıldığını ve uluslararası sistemin kriz yönetiminde yetersiz kaldığını vurguluyor. Özellikle İran ve İsrail arasındaki vekalet savaşının doğrudan çatışmaya dönüşmesi, büyük güçleri de içine çekebilecek bir domino etkisi yaratma potansiyeli taşıyor.
Bağımsız Değerlendirme
Son 24 saatte yaşanan gelişmeler, uluslararası hukukun ve diplomasinin çatışmaları önleme konusundaki zafiyetini bir kez daha gözler önüne serdi. Ateşkes anlaşmalarının kağıt üzerinde kalması, büyük güçlerin jeopolitik hedeflerinin insani kaygıların önüne geçtiğini gösteriyor. Orta Doğu'da savaşın yayılma riski, küresel enerji güvenliğini ve dünya ekonomisini tehdit ederken, tarafların pozisyonlarındaki sertlik umutları azaltıyor. Bu tabloda, bağımsız arabuluculuk girişimlerinin dahi sonuç vermesi güç görünüyor.