İran ile İsrail arasındaki çatışmaların 165. gününde, küresel enerji ve savunma sektöründe olağanüstü bir ekonomik hareketlilik yaşanıyor. Savaşın gölgesinde petrol, tanker taşımacılığı, LNG, savunma sanayii ve savaş riski sigortası alanlarında faaliyet gösteren şirketler, yaklaşık 160 milyar dolarlık yeni bir ekonomik hacim oluşturdu. Özellikle ikinci çeyrekte günlük 1 milyar doları aşan gelirler, bu sektörlerdeki devlerin kasasına aktı. Petrol fiyatlarındaki yüzde 300'e varan artışlar, savaşın kazananlarını net biçimde ortaya koyuyor.
Petrol Fiyatları ve Tanker Piyasasında Patlama
İran-İsrail savaşı, dünya petrol arzını tehdit eden en büyük jeopolitik risklerden biri haline geldi. Hürmüz Boğazı'nın olası kapanması senaryoları, ham petrol fiyatlarını rekor seviyelere taşıdı. Brent petrolün varil fiyatı, savaşın başlangıcından bu yana yüzde 300'e yakın artışla 250 doların üzerine çıktı. Bu durum, petrol üreticileri ve rafineriler için benzeri görülmemiş bir kâr marjı yarattı. Suudi Arabistan, Rusya, ABD ve diğer büyük üreticiler, savaşın ilk günlerinden itibaren gelirlerini katlayarak artırdı.
Deniz taşımacılığı da bu yükselişten nasibini aldı. Tanker şirketleri, artan navlun ücretleri sayesinde tarihi kazançlar elde etti. Özellikle Orta Doğu'dan yapılan sevkiyatlarda risk primlerinin artması, tanker kiralama maliyetlerini üçe dört katına çıkardı. Norveçli Frontline, Yunanistan merkezli Tsakos Energy Navigation ve Japonya'nın Mitsui O.S.K. Lines gibi devler, ikinci çeyrekte günlük 1 milyar doların üzerinde gelir açıkladı. Analistler, bu eğilimin savaş süresince devam edeceğini öngörüyor.
Savunma Sanayii ve Savaş Riski Sigortasında Rekor
Savunma sektörü, savaşın en bariz kazananları arasında. ABD merkezli Lockheed Martin, Raytheon Technologies ve İngiltere merkezli BAE Systems gibi şirketler, artan silah talebi ve hükümetlerin savunma harcamalarındaki keskin artış sayesinde rekor siparişler aldı. İsrail'in demir kubbesi ve İran'ın insansız hava araçları da dahil olmak üzere yeni nesil silah sistemleri, bu şirketlerin gelirlerini ikiye katladı. Savunma hisseleri, borsalarda en çok kazandıran yatırım araçları haline geldi.
Savaş riski sigortası da bu süreçte kritik bir alan haline geldi. Kızıldeniz ve Basra Körfezi'nde seyreden gemiler için sigorta primleri yüzde 300'ü aşan oranlarda arttı. Lloyd's of London ve diğer büyük sigorta kuruluşları, bu primler sayesinde milyarlarca dolarlık prim geliri elde etti. Özellikle deniz yoluyla yapılan ticaretin yüzde 60'ının geçtiği bu bölgeler, sigorta şirketleri için adeta bir altın madenine dönüştü.
LNG ve Enerji Arzındaki Belirsizlik
Doğal gaz ve LNG piyasası da savaştan olumsuz etkilenmesine rağmen, bazı şirketler bu durumu kâra çevirmeyi başardı. Avrupa'nın Rus gazına bağımlılığını azaltma çabaları, ABD ve Katar'dan yapılan LNG sevkiyatlarını artırdı. ABD merkezli Cheniere Energy ve Katar Energy, uzun vadeli kontratlarla gelirlerini güvence altına aldı. Ancak, İran'ın LNG tesislerine olası saldırıları ve boru hatlarına yönelik sabotajlar, arz güvenliği konusundaki endişeleri derinleştirdi. Bu durum, fiyatların yüksek kalmasına ve tüccarların daha yüksek primlerle işlem yapmasına neden oldu.
Petrol ve enerji devlerinin bu kârları, savaşın yıkıcı etkilerine karşı etik tartışmaları da beraberinde getirdi. Sivil toplum örgütleri, şirketlerin savaştan beslenmesini eleştirirken, hükümetler de bu gelirlerden daha fazla vergi almanın yollarını arıyor. Öte yandan, bu kârların bir kısmının yenilenebilir enerji yatırımlarına yönlendirilmesi çağrıları yapılıyor.