2026 yılının ilk altı ayını kapsayan yeni bir rapor, küresel ölçekte aşırı sağ faaliyetlerin ulaştığı boyutu gözler önüne serdi. Rapora göre, 30 ülkede toplam 255 aşırı sağ vaka tespit edildi. En fazla vaka kaydedilen ülke 82 olayla ABD olurken, faaliyetlerin yüzde 85,5'inin propaganda ve kışkırtma amaçlı eylemlerden oluştuğu belirtildi. Bu veriler, aşırı sağ grupların özellikle çevrimiçi platformlar üzerinden örgütlenme ve yayılma kapasitesini artırdığını gösteriyor.
ABD Açık Ara Önde
Raporda öne çıkan en çarpıcı veri, ABD'nin 82 vakayla listenin başında yer alması. Ülkedeki aşırı sağ gruplar, özellikle sosyal medya ve internet forumları üzerinden propaganda faaliyetlerini yoğunlaştırmış durumda. Uzmanlar, 2026'nın ilk yarısındaki artışta, yaklaşan seçim döneminin ve göçmen karşıtı söylemlerin etkili olduğunu belirtiyor. ABD'yi sırasıyla Almanya, Fransa ve İtalya gibi Avrupa ülkeleri takip ediyor. Avrupa genelinde toplam vaka sayısı ise 100'ün üzerinde.
Raporun dikkat çeken bir diğer noktası, aşırı sağ faaliyetlerin coğrafi dağılımındaki genişleme. Geçmiş yıllarda Batı Avrupa ve Kuzey Amerika ile sınırlı kalan bu tür eylemler, 2026'da Doğu Avrupa, Latin Amerika ve Asya-Pasifik bölgelerinde de kayda geçti. Bu durum, aşırı sağ ideolojinin küresel bir ağ üzerinden yayıldığını ve yerel dinamiklerden beslendiğini ortaya koyuyor.
Propaganda ve Kışkırtma Eylemleri Başı Çekiyor
Vakaların yüzde 85,5'ini propaganda ve kışkırtma amaçlı eylemler oluşturuyor. Bunlar arasında ırkçı, yabancı düşmanı ve antisemitist içerikli çevrimiçi paylaşımlar, sokak afişleri, mitingler ve provokatif yürüyüşler yer alıyor. Şiddet içeren eylemlerin oranı ise görece düşük kalmakla birlikte, uzmanlar bu tür propagandanın zemin hazırlayıcı etkisine dikkat çekiyor. Raporda, aşırı sağ grupların gençleri hedef alan dijital kampanyalarının arttığı vurgulanıyor.
Özellikle Telegram, Discord ve kapalı Facebook grupları üzerinden yürütülen organize propaganda faaliyetleri, geleneksel yöntemlere kıyasla çok daha hızlı yayılıyor. Yapay zeka destekli içerik üretimi ve bot hesaplar, bu grupların erişimini genişletiyor. Raporda, platformların denetim mekanizmalarının yetersiz kaldığı ve birçok paylaşımın kaldırılmadan milyonlarca kişiye ulaştığı belirtiliyor.
Uluslararası İşbirliği Çağrısı
Raporun yazarları, aşırı sağ faaliyetlerle mücadelede uluslararası işbirliğinin şart olduğunu vurguluyor. Sınır aşan örgütlenmeler karşısında ulusal önlemlerin yetersiz kaldığı, istihbarat paylaşımı ve ortak yasal düzenlemelerin gerekliliği ifade ediliyor. Avrupa Birliği'nin bu konuda adımlar attığı ancak üye ülkeler arasındaki yasal farklılıkların süreci zorlaştırdığı belirtiliyor.
Türkiye'deki duruma ilişkin raporda doğrudan bir veri yer almamakla birlikte, küresel trendin Türkiye'yi de etkilediği değerlendirmeleri yapılıyor. Uzmanlar, özellikle genç nüfus arasında aşırı sağ ideolojilere yönelimin arttığına dair işaretler olduğunu belirtiyor. Sosyal medyada nefret söylemi ve yabancı karşıtı içeriklerin yaygınlaşması, bu alanda daha etkin önlemler alınması gerektiğini gösteriyor.
2026'nın İkinci Yarısı İçin Öngörüler
Rapor, yılın ikinci yarısında vaka sayısının daha da artabileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle sonbaharda yapılacak seçimler ve ekonomik krizlerin tetikleyebileceği toplumsal huzursuzlukların aşırı sağ gruplar için uygun zemin oluşturabileceği belirtiliyor. Uzmanlar, hükümetlere erken uyarı sistemleri kurma, eğitim programları geliştirme ve dijital platformlarla işbirliği yapma çağrısında bulunuyor.
Sonuç olarak, 2026'nın ilk yarısına ait veriler, aşırı sağın küresel bir tehdit olarak varlığını sürdürdüğünü ve etki alanını genişlettiğini ortaya koyuyor. 30 ülkedeki 255 vaka, sorunun sadece belirli bölgelerle sınırlı olmadığını, uluslararası dayanışma ve kararlı politikalar gerektirdiğini gösteriyor. Önümüzdeki dönemde atılacak adımlar, aşırı sağın yükselişini durdurup durduramayacağımızı belirleyecek.