Fon soruşturmasının ardından muhalefet ve bazı sözde gazetecilerin, “Erdoğansız Türkiye” hedefi doğrultusunda yürüttüğü kampanyalar sonuçsuz kaldı. A Haber ekranlarında gündemi değerlendiren Sabah yazarı ve güvenlik uzmanları, asılsız haberlerin kaynağını ve 17-25 Aralık sürecinin aktörlerini masaya yatırdı. Programda, sosyal medyada dolaşıma sokulan yalan içeriklerin arkasında aynı yapının olduğu vurgulandı.
17-25 Aralık'ın Gölgesi Yeniden
A Haber'in canlı yayınında konuşan Sabah yazarı, 17-25 Aralık operasyonlarının ardından ortaya çıkan ve “Fuat Avni” adıyla bilinen anonim hesap üzerinden yürütülen dezenformasyon kampanyasının benzerinin bugün de devrede olduğunu söyledi. “O dönemde nasıl ki sosyal medya üzerinden algı operasyonları yapıldıysa, şimdi de fon soruşturması sonrası aynı yöntemlerle kamuoyu yanıltılmaya çalışılıyor” dedi. Konuşmacı, sözde gazetecilerin ve muhalefet partilerine yakın bazı hesapların, “Erdoğansız Türkiye” hedefi doğrultusunda sistematik bir karalama kampanyası yürüttüğünü belirtti.
Programda, son günlerde özellikle ekonomi ve güvenlik alanında dolaşıma sokulan asılsız haberlerin kaynağına dair örnekler paylaşıldı. Bu haberlerin çoğunun kaynağının belirsiz olduğu, resmi açıklamalarla yalanlandığı halde ısrarla yayılmaya devam ettiği vurgulandı. Uzmanlar, bu tür içeriklerin toplumda kutuplaşmayı artırmayı ve hükümete olan güveni sarsmayı amaçladığını ifade etti.
Fon Soruşturması ve Algı Yönetimi
Fon soruşturması kapsamında bazı iş insanları ve medya kuruluşlarına yönelik başlatılan incelemelerin ardından muhalefet cephesinden peş peşe açıklamalar gelmişti. A Haber'deki değerlendirmede, bu açıklamaların “algı yönetimi” amacı taşıdığı ve gerçeklikten uzak olduğu savunuldu. Programa katılan bir güvenlik uzmanı, “Soruşturma sürecini fırsat bilerek yayılan yalan haberler, 17-25 Aralık'ta olduğu gibi bir kumpanya dönüşme potansiyeli taşıyor. Ancak bu kez milletimiz daha uyanık” dedi.
Uzman, sosyal medya platformlarında anonim hesaplar üzerinden yürütülen kampanyaların arkasında finansal destek olduğunu da iddia etti. “Bu hesaplar, belirli bir merkezden yönetiliyor ve aynı mesajları eş zamanlı olarak paylaşıyorlar. Amaçları, kitleleri yanıltarak sokak hareketleri başlatmak” diye konuştu.
“Erdoğansız Türkiye” Hayali
Programda, muhalefetin “Erdoğansız Türkiye” söyleminin bir siyasi strateji olduğu, ancak bu stratejinin halk nezdinde karşılık bulmadığı belirtildi. Sabah yazarı, “Milletimiz, ekonomik zorluklara rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan'a olan güvenini koruyor. Bu tür yalan haberler, ancak kendi kitlelerini konsolide etmeye yarıyor” değerlendirmesinde bulundu. Ayrıca, muhalefetin seçim yenilgisinin ardından bir iç hesaplaşma yaşadığını ve bu süreçte dışarıdan gelecek her türlü desteğe açık hale geldiğini ekledi.
Değerlendirmede, 17-25 Aralık sürecinde olduğu gibi bugün de yargı ve emniyet içindeki paralel yapılanmanın kalıntılarının dezenformasyon faaliyetlerinde rol oynayabileceği iddia edildi. Ancak bu iddialar somut delillerle desteklenmedi.
Dezenformasyonla Mücadele
Son dönemde hükümet, dezenformasyonla mücadele kapsamında yeni adımlar atmış, sosyal medya platformlarına yönelik düzenlemeler getirmişti. A Haber programında, bu düzenlemelerin önemine dikkat çekildi ve vatandaşların haber kaynaklarını dikkatli seçmeleri gerektiği vurgulandı. Uzmanlar, resmi açıklamaların takip edilmesi ve teyit edilmemiş bilgilerin paylaşılmaması çağrısında bulundu.
Programda ayrıca, ana akım medyanın yaşadığı dönüşüme ve bazı gazetelerin artık muhalefetin sözcüsü gibi hareket ettiğine dair eleştiriler dile getirildi. “Gazetecilik ilkeleri ayaklar altına alınıyor. Objektiflikten söz edilemez” denildi.
Bağımsız Değerlendirme
Asılsız haberlerin kaynağına ilişkin tartışmalar, Türkiye'de medya ve siyaset ilişkisinin ne kadar iç içe geçtiğini gösteriyor. Bir yanda iktidar kanadı, muhalefeti ve ona yakın mecraları “algı operasyonu” yapmakla suçlarken; diğer yanda muhalefet, iktidarın kendisini dezenformasyonla mücadele kisvesi altında muhalif sesleri susturmakla eleştiriyor. Bu karşılıklı suçlamalar, kamuoyunun doğru bilgiye erişimini zorlaştırıyor. 17-25 Aralık sürecinin gölgesi hala canlılığını korurken, benzer bir kumpanyanın tekrar edip etmeyeceği ise önümüzdeki günlerde netlik kazanacak. Bağımsız gözlemciler, tüm tarafların somut delillere dayanması ve şeffaf olması gerektiğini vurguluyor. Aksi halde, karşılıklı güvensizlik ortamı derinleşecek ve toplumsal kutuplaşma artacak.