Arnavutluk'un başkenti Tiran'da Başbakan Edi Rama'nın istifası talebiyle düzenlenen protestolarda güvenlik güçlerinin Türk yapımı Toplumsal Olaylara Müdahale Araçları'nı (TOMA) kullandığı görüldü. Gösteriler sırasında polisin kalabalığa müdahalesinde TOMA'ların aktif rol alması, Türkiye'nin bölgedeki savunma ve güvenlik ihracatını yeniden gündeme getirdi. İYİ Parti İstanbul Milletvekili Turhan Çömez, konuya ilişkin yaptığı açıklamada Türkiye'nin Arnavutluk polisine daha önce toplumsal olaylara müdahale araçları hibe ettiğini hatırlatarak tepki gösterdi.
Protestolar ve TOMA'ların Kullanımı
Arnavutluk'ta muhalefetin çağrısıyla başlayan ve günlerdir süren gösterilerde polis, barikatları aşmak ve kalabalığı dağıtmak için TOMA'ları konuşlandırdı. Görgü tanıkları, araçların tazyikli su ve göz yaşartıcı gaz kullandığını aktardı. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde TOMA'ların üzerindeki Türk yapımı olduğunu gösteren logolar dikkat çekti. Olaylar sırasında çok sayıda göstericinin yaralandığı ve gözaltıların yaşandığı bildirildi. Arnavutluk hükümeti henüz konuya ilişkin resmi bir açıklama yapmadı.
Türkiye'nin Arnavutluk'a TOMA hibesi, iki ülke arasındaki savunma sanayi işbirliğinin bir parçası olarak biliniyor. Daha önceki yıllarda da benzer araçların Arnavutluk emniyet güçlerine teslim edildiği kaydedilmişti. Bu yardımlar, Türkiye'nin Balkanlar'daki etkisini artırma stratejisi çerçevesinde değerlendiriliyor.
Çömez'den Eleştiri: 'Türkiye'nin İtibarı Zedeleniyor'
İYİ Parti İstanbul Milletvekili Turhan Çömez, konuyla ilgili yazılı bir açıklama yaparak Türkiye'nin gönderdiği TOMA'ların Arnavutluk'ta protestoculara karşı kullanılmasını eleştirdi. Çömez, "Türkiye'nin dost ve kardeş ülkelere yaptığı yardımların, o ülkelerde demokratik gösterilere müdahale aracı olarak kullanılması kabul edilemez. Bu durum Türkiye'nin uluslararası itibarına zarar vermektedir" ifadelerini kullandı. Çömez ayrıca, Dışişleri Bakanlığı'nın konuyla ilgili açıklama yapmaya davet etti.
TBMM'de de konuyu gündeme taşıyan Çömez, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi. Önergede, "Arnavutluk'a hibe edilen TOMA'ların hangi amaçla kullanılacağına dair bir anlaşma var mıydı? Bu araçların barışçıl gösterilere müdahalede kullanılması Türkiye'nin onayı dahilinde mi gerçekleşmiştir?" soruları yer aldı.
Arnavutluk'taki Siyasi Kriz ve Gösterilerin Arka Planı
Arnavutluk'ta aylardır süren siyasi gerginlik, muhalefetin seçim sonuçlarına itirazı ve yolsuzluk iddialarıyla alevlenmiş durumda. Başbakan Edi Rama'ya yönelik istifa çağrıları, muhalefet partilerinin düzenlediği mitinglerle geniş bir halk kitlesine ulaştı. Göstericiler, hükümetin yolsuzlukla mücadelede yetersiz kaldığını ve demokratik standartların gerilediğini savunuyor. Hükümet ise protestoları 'darbe girişimi' olarak nitelendiriyor ve diyalog çağrısı yapıyor.
Uluslararası toplum, Arnavutluk'taki gelişmeleri yakından izliyor. Avrupa Birliği ve ABD, taraflara itidal çağrısında bulunurken, polisin orantısız güç kullandığı yönünde raporlar da geliyor. TOMA'ların görüntüleri, Türkiye'nin bölgedeki askeri ve güvenlik ilişkilerini sorgulayan yeni bir tartışma başlattı.
Türkiye-Arnavutluk İlişkileri ve Savunma İhracatı
Türkiye ile Arnavutluk arasında son yıllarda savunma sanayi, ticaret ve kültürel alanlarda yakın işbirliği bulunuyor. Türk firmaları Arnavutluk'a çeşitli güvenlik ekipmanları satışı gerçekleştirirken, TOMA'lar bu ihracatın sembol ürünlerinden biri haline geldi. Ancak bu tür araçların iç güvenlik operasyonlarında kullanılması, insan hakları örgütlerinin eleştirilerine yol açabiliyor. Uzmanlar, Türkiye'nin ihracat sözleşmelerine 'son kullanıcı sertifikası' ve 'insan haklarına uygunluk' maddeleri eklemesi gerektiğini vurguluyor.
Öte yandan Arnavutluk, NATO üyesi bir ülke olarak Türkiye ile müttefiklik ilişkisine sahip. İki ülke arasındaki askeri işbirliği, eğitim programları ve ortak tatbikatlarla da sürüyor. Son olay, bu ilişkilerin şeffaflığı ve denetimi konusundaki soru işaretlerini artırmış durumda.
Gelişmeler, Türkiye'nin dış politikada 'yumuşak güç' ve 'savunma ihracatı' arasındaki dengeyi nasıl kuracağına dair önemli bir sınav olarak değerlendiriliyor. Arnavutluk'taki protestoların seyri ve Türkiye'nin tutumu, bölgesel istikrar açısından da belirleyici olacak.