İran Dışişleri Bakanı Seyid Abbas Arakçi, İslamabad Mutabakat Zaptı'nın hayata geçirilmesine daha önce hiç olmadığı kadar yakın olduklarını belirtti. Açıklama, iki ülke arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin canlandırılması hedefiyle yapılan görüşmelerin ardından geldi. Arakçi, Pakistan'ın başkenti İslamabad'da düzenlenen bir basın toplantısında konuştu.
Mutabakat Zaptı'nın önemi
İslamabad Mutabakat Zaptı, İran ve Pakistan arasında stratejik ticaret, enerji ve ulaştırma alanlarında işbirliğini öngörüyor. Özellikle doğalgaz boru hattı projesi ve serbest ticaret bölgesi kurulumu gibi maddeler içeriyor. İki ülke arasındaki ticaret hacminin 5 milyar dolara çıkarılması hedefleniyor. Arakçi, teknik ayrıntıların büyük ölçüde tamamlandığını ve geriye sadece siyasi iradenin kaldığını söyledi.
İran ve Pakistan ilişkilerinde yeni dönem
İran ve Pakistan, tarihsel olarak sınır güvenliği ve dini bağlar nedeniyle karmaşık bir ilişkiye sahip. Ancak son yıllarda ekonomik entegrasyon öncelik kazandı. İki ülke arasındaki ticaret hacmi 2023'te 2,5 milyar dolar seviyesindeydi. Arakçi'nin açıklaması, özellikle enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar ve bölgesel ticaretin çeşitlendirilmesi ihtiyacı göz önüne alındığında kritik bir dönemde geliyor. Uzmanlar, anlaşmanın imzalanması halinde İran'ın doğalgaz ihracatının artacağını ve Pakistan'ın enerji ihtiyacının karşılanmasına katkı sağlayacağını belirtiyor.
Bölgesel etkiler
Mutabakat Zaptı'nın yürürlüğe girmesi, Hindistan ve Orta Asya ülkeleriyle ticarette yeni koridorlar açabilir. İran, Pakistan ve Türkiye arasındaki demiryolu bağlantısı projesi de bu çerçevede değerlendiriliyor. Ayrıca, Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında Pakistan'da yapılan altyapı yatırımları, İran'ın bu girişime entegre olmasını kolaylaştırabilir. Arakçi, müzakere sürecinin samimi bir şekilde ilerlediğini ve kısa süre içinde imza aşamasına geçileceğini umduğunu ifade etti.
İslamabad Mutabakat Zaptı'nın imzalanması, yalnızca iki ülke için değil, bölgesel istikrar ve ticaretin canlanması açısından da önemli bir adım olacak. Ancak uygulamadaki engellerin aşılması, siyasi iradenin ötesinde, lojistik ve finansal düzenlemeler gerektiriyor. Türkiye gibi bölgesel aktörlerin bu süreci yakından izlemesi bekleniyor.