Avrupa Parlamentosu'nda (AP) grubu bulunan 60 milletvekili, Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas'a ortak bir mektup göndererek, İsrail hükümetine karşı yaptırım konusunda uzlaşma sağlanması amacıyla AB dışişleri bakanlarının acilen toplanmasını talep etti. Milletvekilleri, İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonlarına yönelik artan endişelerini dile getirerek, AB'nin ortak bir tutum belirlemesi gerektiğini vurguladı.
Milletvekillerinden Kallas'a acil toplantı çağrısı
AP milletvekilleri, Kallas'a hitaben kaleme aldıkları mektupta, AB'nin İsrail'e yönelik yaptırım seçeneklerini masaya yatırması ve üye ülkeler arasında eşgüdüm sağlanması için Dış İlişkiler Konseyi'ni olağanüstü toplantıya çağırmasını istedi. Mektupta, "İsrail hükümetinin uluslararası hukuku ve insan haklarını ihlal eden eylemleri karşısında AB'nin sessiz kalması kabul edilemez" ifadelerine yer verildi. Milletvekilleri, yaptırımların İsrail'in yerleşim politikaları, insani yardımlara erişimin engellenmesi ve sivil kayıplar gibi konularla ilişkilendirilmesi gerektiğini belirtti.
Mektubu imzalayanlar arasında farklı siyasi gruplardan isimlerin bulunması, AP içinde İsrail politikasına dair ortak bir irade oluştuğunun işareti olarak yorumlandı. Ancak AB'nin yaptırım kararı alması için üye ülkelerin oybirliği gerekiyor; bu da sürecin kolay olmayacağını gösteriyor.
AB içinde yaptırım tartışması derinleşiyor
Avrupa Birliği, İsrail'e yönelik yaptırım konusunda uzun süredir bölünmüş durumda. Almanya, Macaristan ve Avusturya gibi ülkeler İsrail'e yönelik sert yaptırımlara mesafeli yaklaşırken, İrlanda, İspanya, Belçika ve Slovenya gibi ülkeler daha cesur adımlar atılmasını savunuyor. AP milletvekillerinin çağrısı, bu bölünmenin ortasında AB'nin ortak bir pozisyon geliştirmesine yönelik son girişim olarak öne çıkıyor.
AB Dış İlişkiler Konseyi'nin önümüzdeki günlerde konuyu ele alması bekleniyor. Kallas'ın toplantı çağrısına olumlu yanıt verip vermeyeceği ise henüz netlik kazanmadı. Diplomatik kaynaklar, Kallas'ın üye ülkeler arasında denge gözetmeye çalıştığını ve acil toplantı yerine mevcut takvimin öne çekilmesini tercih edebileceğini aktarıyor.
Ekonomik yansımalar ve ticaret ilişkileri
İsrail ile AB arasındaki ticaret hacmi yıllık yaklaşık 50 milyar dolar seviyesinde. AB, İsrail'in en büyük ticaret ortağı konumunda. Olası yaptırımların, özellikle yüksek teknoloji, tarım ve ilaç sektörlerinde karşılıklı ekonomik etkiler yaratabileceği değerlendiriliyor. AP milletvekilleri, yaptırımların hedefli olması ve sivil halkı etkilememesi gerektiğini savunuyor. Öte yandan, iş dünyası temsilcileri, ticari ilişkilerin siyasi gerilimlerden korunması gerektiği uyarısında bulunuyor.
Uzmanlar, AB'nin İsrail'e yönelik yaptırım kararı alması halinde bunun küresel piyasalarda dalgalanma yaratabileceğine işaret ediyor. Ancak şu aşamada somut bir yaptırım paketinin gündemde olmadığı, tartışmaların daha çok siyasi baskı ve diplomatik mesaj düzeyinde kaldığı belirtiliyor.
Uluslararası hukuk ve insani boyut
Milletvekilleri, mektuplarında Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) İsrail'e yönelik ihtiyati tedbir kararlarına ve Birleşmiş Milletler raporlarındaki insani kriz tespitlerine atıfta bulundu. AB'nin, uluslararası hukuka saygı çerçevesinde İsrail'e karşı somut adımlar atması gerektiği vurgulandı. Ayrıca, Gazze'ye insani yardımların kesintisiz ulaştırılması için AB'nin baskı araçlarını kullanması istendi.
İsrail hükümeti ise daha önce yaptığı açıklamalarda, askeri operasyonlarının kendini savunma amacı taşıdığını ve uluslararası hukuka uygun yürütüldüğünü savunmuştu. İsrail yönetimi, AB'nin yaptırım tehditlerini "haksız ve tek taraflı" olarak nitelendiriyor.
Kallas'ın tutumu ve AB'nin ikilemi
Kaja Kallas, göreve geldiği günden bu yana İsrail'e yönelik eleştirilerde dengeli bir dil kullanmayı tercih etti. AB üyesi ülkelerin farklı pozisyonları, Kallas'ın manevra alanını daraltıyor. Yine de AP milletvekillerinin çağrısı, AB'nin Orta Doğu barış sürecindeki rolünü yeniden tanımlaması için bir fırsat olarak görülüyor. AB'nin, iki devletli çözümü destekleme yönündeki geleneksel politikasını somut yaptırım tehditleriyle birleştirip birleştirmeyeceği merak konusu.
Önümüzdeki günlerde AB Dış İlişkiler Konseyi'nin olağanüstü toplantı düzenleyip düzenlemeyeceği ve toplantıdan nasıl bir sonuç çıkacağı, AB'nin İsrail politikasının geleceğini belirleyecek. Milletvekillerinin çağrısı, en azından konunun AB gündeminde üst sıralarda kalmasını sağlayacak gibi görünüyor.