Antalya'da akılalmaz bir aile içi şiddet olayı yaşandı. Muratpaşa ilçesinde 18 yaşındaki Muhammed D., henüz bilinmeyen bir nedenle ablaları 22 yaşındaki Kübra D. ve 24 yaşındaki Meryem D.'ye saldırdı. Saldırgan, "İçine şeytan girdi" diyerek ablalarını boğmaya çalıştı. Çığlıkları duyan komşuların ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi.
Saldırı anı ve kurtarma
Olay, akşam saatlerinde merkez Muratpaşa ilçesine bağlı bir apartman dairesinde meydana geldi. İddiaya göre, Muhammed D. bir süredir psikolojik sorunlar yaşıyordu. Aniden ablalarına saldıran genç, Kübra D. ve Meryem D.'nin boğazını sıkarak onları etkisiz hale getirmeye çalıştı. Komşuların yardım çağırması üzerine olay yerine gelen polis ekipleri, şüpheliyi etkisiz hale getirerek gözaltına aldı. Sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından iki kız kardeş hastaneye kaldırıldı. Hayati tehlikelerinin bulunmadığı öğrenilen ablalar, tedavi altına alındı.
Psikolojik rahatsızlık iddiası
Muhammed D.'nin ifadesinde, "İçime şeytan girdi, ne yaptığımı bilmiyordum" dediği öğrenildi. Şüphelinin daha önce psikolojik tedavi gördüğü ve bir süredir ilaç kullandığı belirtiliyor. Aile yakınları, Muhammed'in son günlerde huzursuz ve agresif davranışlar sergilediğini ifade etti. Olayla ilgili soruşturma başlatan Antalya Emniyet Müdürlüğü, şüphelinin adliyeye sevk edileceğini duyurdu.
Toplumsal boyut ve önlem çağrıları
Bu tür olaylar, aile içi şiddet ve ruh sağlığı sorunlarına dikkat çekiyor. Uzmanlar, özellikle genç bireylerde görülen ani agresyon ataklarının ciddiye alınması gerektiğini vurguluyor. Antalya Barosu avukatları, aile içi şiddet mağdurlarına hukuki destek sağlanması için çağrıda bulundu. Olayın ardından sosyal medyada da geniş yankı uyandıran bu vaka, toplumda ruh sağlığı farkındalığının artırılması gerektiğini bir kez daha gözler önüne serdi.
Değerlendirme
Antalya'daki bu vahim olay, yalnızca bir aile trajedisi değil, aynı zamanda toplumsal bir uyarı niteliği taşıyor. Ruh sağlığı hizmetlerine erişimin yetersizliği ve aile içi şiddetle mücadeledeki boşluklar, benzer vakaların yaşanmasına zemin hazırlıyor. Devletin, psikolojik destek mekanizmalarını güçlendirmesi ve aileleri bilinçlendirici programlar geliştirmesi elzemdir. Bu olay, bireysel sorunların toplumsal bir soruna dönüşmeden önce çözülmesi gerektiğini hatırlatıyor.