Ankara'da Filistin Dayanışma Platformu (ANFİDAP) mensupları, İsrail'in 10 Ekim 2025'te ilan edilen ateşkese rağmen Gazze'ye yönelik devam eden saldırılarını protesto etmek amacıyla bir araya geldi. Kızılay Meydanı'nda toplanan grup, İsrail'in uluslararası hukuku ihlal ettiğini belirterek saldırıların derhal durdurulması çağrısında bulundu. Eylemde, Gazze'deki insani krizin yanı sıra savaşın bölge ve dünya ekonomisine etkileri de dile getirildi. Protestocular, Filistin halkıyla dayanışma mesajları verdi ve İsrail'e destek veren ülkelere karşı ekonomik yaptırım uygulanması gerektiğini savundu.
Protestoda Ekonomik Boyut Öne Çıktı
ANFİDAP üyeleri, protesto sırasında taşıdıkları dövizlerde ve yaptıkları açıklamalarda, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarının sadece insani bir trajedi değil, aynı zamanda küresel ekonomiyi de olumsuz etkileyen bir faktör olduğunu vurguladı. Grup sözcüsü, "Ateşkes anlaşmasına rağmen devam eden saldırılar, bölgede istikrarsızlığı artırarak enerji fiyatlarından tedarik zincirlerine kadar birçok alanda dalgalanmalara yol açıyor. Bu durum, gelişmekte olan ülkeler başta olmak üzere tüm dünya ekonomisini derinden sarsıyor" ifadelerini kullandı. Protestocular, uluslararası toplumun İsrail'e karşı etkili ekonomik yaptırımlar uygulaması gerektiğini belirterek, bu tür adımların barış sürecine katkı sağlayacağını dile getirdi.
Eylemde ayrıca, Gazze'deki altyapının çökmesi ve yerinden edilen yüz binlerce insanın durumunun kötüleşmesi nedeniyle uluslararası yardım kuruluşlarının bölgeye erişiminin engellendiği ifade edildi. Katılımcılar, İsrail'in uyguladığı ablukanın Filistin ekonomisini tamamen felç ettiğini ve halkın temel ihtiyaç maddelerine bile ulaşamadığını kaydetti. Bu koşulların, bölgede kalıcı bir barışın tesis edilmesini zorlaştırdığı belirtildi.
Ateşkes Sonrası Saldırılar ve Uluslararası Tepkiler
10 Ekim 2025'te varılan ateşkes anlaşması, kısa süreli bir sükunet sağlasa da İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları aralıklarla devam etti. Anlaşmanın tarafları arasında yer alan arabulucu ülkeler, saldırıların durdurulması için çağrılarını sürdürürken, insan hakları örgütleri de İsrail'in ateşkesi ihlal ettiğini raporladı. ANFİDAP, bu ihlalleri kınamak ve farkındalık yaratmak amacıyla Ankara'da düzenlediği protestoyla sesini duyurmaya çalıştı. Eylem, Filistin bayrakları ve "Gazze'ye özgürlük" yazılı pankartlarla renklendi. Grup adına yapılan yazılı açıklamada, "İsrail'in saldırılarına sessiz kalan uluslararası kuruluşlar, tarih önünde sorumluluk taşıyacaktır. Bizler, Filistin halkının yanında olduğumuzu yineliyoruz" denildi.
Protesto sırasında zaman zaman İsrail karşıtı sloganlar atıldı ve özellikle ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin İsrail'e verdiği desteğe tepki gösterildi. Katılımcılar, bu ülkelerin ekonomik ve askeri yardımlarını gözden geçirmeleri gerektiğini savundu. Ayrıca, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteğin altı çizilerek, hükümetin uluslararası platformlarda daha aktif rol alması talep edildi.
Ekonomik Etkiler ve Gelecek Perspektifi
Gazze'deki çatışmaların ekonomi üzerindeki yansımaları, son dönemde uluslararası kuruluşların raporlarına da konu oldu. Dünya Bankası ve IMF gibi kurumlar, bölgedeki istikrarsızlığın petrol fiyatlarını ve küresel ticareti olumsuz etkilediğine dikkat çekiyor. Özellikle Doğu Akdeniz'deki doğal gaz rezervleri ve ticaret yollarının güvenliği, çatışmaların seyriyle yakından ilişkili. ANFİDAP sözcüsü, "Filistin'de barış sağlanmadan Orta Doğu'da kalıcı bir ekonomik istikrardan söz edilemez. Bu nedenle tüm ülkeler, adil bir çözüm için sorumluluk almalıdır" dedi.
Protesto, Ankara'da yaşayan Filistinliler ve Türk vatandaşlarının yanı sıra çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşti. Eylemciler, dilekçe ve sosyal medya kampanyalarıyla da İsrail'in saldırılarını protesto etmeye devam edeceklerini açıkladı. ANFİDAP, önümüzdeki günlerde benzer etkinlikler düzenleyerek kamuoyunun dikkatini Gazze'deki insani krize çekmeyi planlıyor.
Bağımsız gözlemciler, Gazze'deki çatışmaların sona ermesi için uluslararası toplumun daha etkin bir diplomasi yürütmesi gerektiğini belirtiyor. Ekonomik yaptırımların caydırıcılığı tartışılırken, sivil toplumun barış çağrılarının sürmesi, kamuoyu baskısının artması açısından kritik görülüyor. Ankara'daki protesto, bu çabaların bir parçası olarak dikkat çekti.