Dün, Ankara'nın başkent ilan edilmesinin 103. yıl dönümüydü. 13 Ekim 1923'te TBMM tarafından alınan kararla Ankara, yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin başkenti oldu. Bu karar, Milli Mücadele'nin merkezi olan Ankara'nın siyasi ve stratejik önemini tescilledi. Peki, başkentlik sürecinde İngilizlerin tutumu neydi? Tarihçiler, Ankara'nın başkent seçilmesinde İngilizlerin dolaylı etkileri olduğunu belirtiyor.
Başkent Seçiminde Stratejik Hamle
Kurtuluş Savaşı sonrası İstanbul'un işgal altında olması ve Osmanlı başkentinin itibarını yitirmesi, yeni başkent arayışını kaçınılmaz kıldı. Ankara, coğrafi konumu, güvenliği ve Milli Mücadele'deki lider rolüyle öne çıktı. Ancak İngilizler, savaş sonrası bölgede nüfuzlarını korumak için İstanbul'un başkent kalmasını istiyordu. İngiliz Dışişleri Bakanlığı arşivlerine göre, 1922-1923 yıllarında İngiliz yetkililer, Türk hükümetine İstanbul'u başkent yapması yönünde telkinlerde bulundu. Bu telkinler, TBMM'nin bağımsızlık çizgisiyle çelişti.
TBMM, 13 Ekim 1923'te Ankara'yı başkent ilan ederek, İngilizlerin bu yöndeki beklentilerine karşı net bir tavır aldı. Karar, aynı zamanda Cumhuriyet'in ilanına giden sürecin önemli bir adımıydı. Ankara'nın başkent olması, Anadolu'nun merkezinden yönetim anlayışını simgeliyordu.
İngiliz Arşivlerinde Ankara Tartışması
İngiliz Ulusal Arşivi'nde yer alan belgeler, 1923 yılı başlarında İngiliz diplomatların Ankara'nın başkent olması durumunda bölgedeki dengelerin nasıl değişeceğini tartıştığını gösteriyor. Özellikle Musul meselesi ve petrol imtiyazları konusunda İngiltere, Türk hükümetinin kararlarını etkilemek için İstanbul'u bir koz olarak kullanmayı düşündü. Ancak TBMM'nin kararlı tutumu ve Lozan Antlaşması süreci, İngilizlerin bu beklentilerini boşa çıkardı.
Tarihçi Prof. Dr. Ahmet Demirel, konuya ilişkin değerlendirmesinde, "İngilizler, Ankara'nın başkent olmasını istemiyordu çünkü bu, Türk milliyetçiliğinin güçlenmesi anlamına geliyordu. Ancak TBMM, Misak-ı Milli sınırları içinde bağımsız bir devlet kurma iradesini gösterdi ve Ankara'yı başkent yaparak bu iradeyi somutlaştırdı" ifadelerini kullandı.
Cumhuriyet'in Başkenti Ankara'nın Önemi
Ankara'nın başkent ilan edilmesi, salt bir idari merkez değişikliği değildi. Aynı zamanda Cumhuriyet'in çağdaş, laik ve milli kimliğinin inşasında bir dönüm noktasıydı. 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet ilan edildiğinde, Ankara çoktan yeni rejimin sembolü haline gelmişti. Başkentlik kararı, İstanbul'daki eski rejim kalıntılarına ve işgalci güçlere karşı bir meydan okumaydı.
Bugün Ankara, Cumhuriyet'in 103. yılında hâlâ bu mirası taşıyor. Kent, başkent olmanın getirdiği siyasi ve kültürel birikimle Türkiye'nin yönetim merkezi olmayı sürdürüyor. 13 Ekim, her yıl olduğu gibi bu yıl da çeşitli etkinliklerle kutlanacak. Ancak bu yıl dönümü, İngilizlerin başkent tercihindeki rolünü yeniden hatırlatması açısından ayrıca önem taşıyor.
Sonuç olarak, Ankara'nın başkent oluşu, sadece bir şehir seçimi değil, aynı zamanda bağımsızlık ve egemenlik mücadelesinin bir simgesiydi. İngilizlerin bu süreçteki dolaylı etkisi, dönemin uluslararası ilişkilerinin karmaşıklığını gözler önüne seriyor. Bugün geriye dönüp bakıldığında, TBMM'nin aldığı kararın ne kadar isabetli olduğu daha iyi anlaşılıyor.