Ankara'nın Çankaya ilçesindeki Bahçelievler-Emek bölgesinde yer alan ve yaklaşık 2 bin 800 yıldır ayakta kalan BT10 Tümülüsü, Türkiye'nin kültürel mirasını geleceğe taşımayı amaçlayan Geleceğe Miras Projesi çerçevesinde ilk kez bilimsel bir kazıya konu oluyor. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, yaptığı açıklamada, Friglerin ölü gömme gelenekleri ve günlük yaşamlarına dair önemli verilere ulaşmayı hedeflediklerini belirterek, "Ankara'nın Frig mirasında yeni bir sayfa açıyoruz" dedi.
BT10 Tümülüsü: Tarihin Derinliklerinden Bir Tanık
Ankara'nın merkezinde, modern kentin binaları arasında adeta bir zaman kapsülü gibi duran BT10 Tümülüsü, Frig uygarlığının izlerini taşıyor. Bilim insanları, tümülüsün M.Ö. 8. yüzyıla tarihlendiğini ve dönemin önemli bir yöneticisine ya da soylu bir aileye ait olduğunu tahmin ediyor. Yüzeyinde yapılan ön incelemeler, tümülüsün büyük ölçüde tahrip edilmediğini ve içerisinde değerli buluntular barındırabileceğini gösteriyor.
Geleceğe Miras Projesi kapsamında başlatılan kazı çalışmaları, Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nin koordinasyonunda ve Çankaya Belediyesi'nin destekleriyle yürütülüyor. Ekipte arkeologlar, restoratörler, jeofizikçiler ve antropologlardan oluşan çok disiplinli bir ekip yer alıyor. İlk etapta tümülüsün çevresinde yapılan jeoradar taramaları, yapının iç yapısına dair ön bilgiler verdi; ancak asıl kazı süreci titizlikle sürdürülüyor.
Friglerin İzinde: Defin Gelenekleri ve Günlük Yaşam
Frigler, Anadolu'da M.Ö. 1200'lerden itibaren güçlü bir uygarlık kurdular ve başkent Gordion'da (Ankara'nın Polatlı ilçesi) hüküm sürdüler. Şehir devletleri halinde örgütlenen Frigler, tarım, tekstil ve madencilikte ileri gitmişlerdi. Mezar mimarileri ise özellikle tümülüsler (toprak yığınları) altına inşa edilen oda mezarlardan oluşuyordu. Bu mezarlar, ölen kişinin sosyal statüsünü yansıtan değerli hediyelerle donatılıyordu.
BT10 Tümülüsü'nde yapılacak kazılar, Friglerin defin ritüelleri hakkında daha önce bilinmeyen detayları ortaya çıkarabilir. Arkeologlar, mezar odasında ahşap mobilyalar, çanak çömlekler, metal eserler ve tekstil ürünleri bulmayı umuyor. Bu buluntular yalnızca ölü gömme adetlerini değil, aynı zamanda Friglerin günlük yaşamlarına, beslenme alışkanlıklarına, ticari ilişkilerine ve sanat anlayışlarına ışık tutacak nitelikte.
Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, projenin önemine vurgu yaparak, "Her bir tümülüs, bize medeniyetler tarihi hakkında yeni bilgiler sunuyor. BT10 Tümülüsü, Ankara'nın tarihi dokusunu ortaya çıkarmada kritik bir role sahip. Buradan çıkacak her bir bulgu, binlerce yıllık sır perdesini aralayacak" ifadelerini kullandı.
Geleceğe Miras Projesi: Kültürel Mirasın Korunmasında Yeni Dönem
Geleceğe Miras Projesi, Türkiye'nin dört bir yanındaki kültürel miras alanlarını korumak, restore etmek ve bilimsel çalışmalarla desteklemek amacıyla hayata geçirildi. Proje, yalnızca kazı çalışmalarını değil, aynı zamanda restorasyon projelerini, çevre düzenlemelerini ve ziyaretçi deneyimini iyileştirmeyi de kapsıyor. BT10 Tümülüsü'nün kazısı bu projenin Ankara'daki en önemli ayaklarından biri olarak değerlendiriliyor.
Proje kapsamında, tümülüsün çevresi için bir arkeolojik park planlanıyor. Bu park, hem kazı alanını hem de ziyaretçilere açık bir açık hava müzesini içerecek. Bölge, yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çeken bir cazibe merkezi haline gelecek. Bakan Ersoy, "Amacımız, tarihi korumak ve gelecek nesillere aktarmak. BT10 Tümülüsü'nü Ankara'nın kültür turizmine kazandırarak hem şehre değer katacağız hem de dünya kültür mirasına benzersiz bir katkı sağlayacağız" şeklinde konuştu.
Ankara'nın Frig dönemi mirası, yalnızca BT10 ile sınırlı değil. Başkentte çok sayıda tümülüs ve yerleşim kalıntısı bulunuyor. Ancak şehirleşmenin tarihi alanları tehdit etmesi, bu eserlerin korunmasını daha da önemli kılıyor. Geleceğe Miras Projesi, arkeolojik sit alanlarının modern kentle iç içe geçtiği Ankara'da, tarihin yaşatılması için örnek bir model oluşturabilir.
Tümülüsün kazısının tamamlanması, buluntuların tasniflenmesi ve sergilenmesi ise yıllar sürebilir. Ancak Fransız arkeologların 1950'lerde yaptığı kısa bir incelemenin ardından uzun süre kaderine terk edilen BT10, bugün yeniden bilim dünyasının gündeminde. Kazı çalışmaları, sadece akademik merakı değil, aynı zamanda halkın geçmişine duyduğu özlemi de karşılıyor. Ankara'nın tarih sahnesindeki yerini güçlendirecek bu girişim, Türkiye'de kültürel mirasa verilen değerin de bir göstergesi olarak dikkat çekiyor.