25 Temmuz 1956 gecesi, Atlantik Okyanusu'nun ortasında yoğun sis altında ilerleyen iki lüks yolcu gemisi, Andrea Doria ve Stockholm, birbirlerine saatte 22 knot hızla yaklaşıyordu. Radarlarında birbirlerini tespit etmelerine rağmen yapılan yanlış manevralar, dönemin en büyük deniz facialarından birine imza attı. İtalyan hattı Andrea Doria, New York'a doğru yaptığı yolculukta 51 kişinin ölümüne yol açan çarpışmanın ardından 11 saat içinde sulara gömüldü. Bu olay, denizcilik tarihine '1950'lerin Titanik'i' olarak geçti ve günümüzde bile güvenlik protokollerinin ne kadar kritik olduğunu hatırlatıyor.
Çarpışmanın Ardındaki Yanlışlar
Andrea Doria, İtalya'nın Cenova kentinden New York'a doğru yola çıkmıştı. Gemide 1.134 yolcu ve 572 mürettebat bulunuyordu. Stockholm ise İsveç'in Göteborg kentinden New York'a gidiyordu; 534 yolcu ve 208 mürettebat vardı. Saat 23:10 sularında Nantucket adası açıklarında iki gemi de yoğun sisin içinde ilerliyordu. Radarlarında birbirlerini görmelerine rağmen, iki taraf da karşı geminin hareketini yanlış yorumladı. Stockholm önce sancak tarafına döndü, ancak Andrea Doria'nın da sancak tarafına dönmesiyle iki gemi birbirine kilitlendi. Son anda sol tarafa manevra yapılsa da çok geçti; Stockholm'ün sivri burnu Andrea Doria'nın sağ tarafına şiddetle çarptı. Çarpışma sonucu Andrea Doria'nın su geçirmez bölmelerinin büyük bir kısmı hasar gördü ve gemi hızla yan yatmaya başladı.
Kurtarma Operasyonu
Andrea Doria'nın yardım çağrısından sonra bölgedeki pek çok gemi kurtarma çalışmalarına katıldı. Özellikle Fransız gemisi Ile de France, radyo sinyallerini alarak gece yarısından kısa bir süre sonra olay yerine ulaştı ve yüzlerce yolcuyu güvenli bir şekilde kurtardı. Toplamda 1.660 kişi kurtarılırken, 51 kişi hayatını kaybetti. Ölenler arasında Andrea Doria'dan 46, Stockholm'den ise 5 kişi vardı. Kurtarma operasyonu, denizcilik tarihinin en başarılı operasyonlarından biri olarak kabul edildi; çünkü can kaybı, iki gemideki toplam yolcu sayısına oranla düşüktü. Ancak facia, gemi güvenliği konusundaki eksiklikleri de gözler önüne serdi.
Sonrası ve Yargı Süreci
Kaza sonrası yapılan incelemelerde, her iki geminin de radarı olsa da, kaptanların sisli havada aşırı hızlı seyrettiği ve uluslararası deniz trafik kurallarına tam uymadığı tespit edildi. Andrea Doria'nın kaptanı Piero Calamai ve Stockholm'ün ikinci kaptanı Johan-Ernst Carstens-Johannsen, ihmal ile suçlandı. Ancak iki şirket de suçlamaları kabul etmeyerek uzun bir hukuk mücadelesine girdi. Dava, 1957'de tarafların tazminat ödemeyi kabul etmesiyle sona erdi. Andrea Doria'nın enkazı hâlâ Nantucket açıklarında 70 metre derinlikte duruyor; ancak batık gemi, çeşitli dalış ekipleri tarafından ziyaret edilmiştir.
Değerlendirme
Andrea Doria faciası, teknolojinin getirdiği imkânların insan hatasını tamamen ortadan kaldıramadığını gösteren bir örnektir. O gün radar ekranlarındaki noktalar, gemilerin birbirine ne kadar yaklaştığını gösterse de, kararları veren insanlardı. Bu olay, uluslararası denizcilik kurallarının sıkılaştırılmasına ve eğitim standartlarının yükseltilmesine öncülük etti. Ancak 70 yıl sonra bile, modern denizcilikte benzer kazaların yaşanması, insan faktörünün ne denli belirleyici olduğunu hatırlatıyor.