Anayasa Mahkemesi (AYM), cinsiyet değişikliği işlemleri için mahkemeden izin alınmasını zorunlu kılan Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) ilgili hükmünün anayasaya aykırı olmadığına karar verdi. Yüksek mahkeme, başvurucunun cinsiyet değişikliği talebinin reddedilmesi üzerine yaptığı bireysel başvuruda, TMK'nın 40. maddesinin ihlal oluşturmadığına hükmetti. Karar, cinsiyet değişikliği sürecinde mahkeme onayının gerekli olduğunu teyit ederken, uygulamada yaşanan sorunlara dikkat çekti.
Başvurunun detayları
Başvurucu, cinsiyet değişikliği ameliyatı geçirdikten sonra nüfus kaydında gerekli düzeltmenin yapılması için dava açmıştı. Yerel mahkeme, TMK'nın 40. maddesinde öngörülen "üreme yeteneğinden sürekli biçimde yoksun bulunma" koşulunun sağlanamadığı gerekçesiyle talebi reddetti. Başvurucu, bu kararın Anayasa'nın eşitlik, kişi dokunulmazlığı ve özel hayatın gizliliği ilkelerini ihlal ettiğini savunarak AYM'ye başvurdu.
AYM'nin değerlendirmesi
Anayasa Mahkemesi, başvuruyu oy çokluğuyla reddetti. Çoğunluk görüşünde, TMK'nın 40. maddesinin cinsiyet değişikliği için mahkeme iznini şart koşmasının, bireyin kendi bedeni üzerinde tasarruf hakkını sınırlasa da kamu yararı ve hukuki güvenlik açısından meşru olduğu belirtildi. Kararda, mahkeme denetiminin cinsiyet değişikliğinin gerçek ve kalıcı olduğunun tespiti için gerekli olduğu vurgulandı. Ancak karşı oy yazısında, bu koşulun trans bireylerin temel haklarını orantısız şekilde sınırladığı ifade edildi.
Toplumsal yansımalar
Karar, LGBTİ+ dernekleri ve hukukçular arasında tartışma yarattı. Bazı sivil toplum kuruluşları, mahkeme izninin zorunlu olmasının trans bireyleri uzun ve külfetli yargı süreçlerine mahkum ettiğini savunurken, diğer kesimler mevcut düzenlemenin hukuki belirsizlikleri önleyerek mağduriyetleri engellediğini dile getirdi. Konuyla ilgili olarak Sağlık Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı'nın ortak bir çalışma yürüttüğü, ancak henüz somut bir adım atılmadığı öğrenildi.
Bağlam ve değerlendirme
Anayasa Mahkemesi'nin bu kararı, Türkiye'de cinsiyet değişikliği konusunda mevcut yasal çerçevenin korunması anlamına geliyor. Oysa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, benzer davalarda devletlerin kişinin kendi cinsiyet kimliğini tanıma yükümlülüğüne vurgu yapıyor. Türkiye'de trans bireylerin hak mücadelesi uzun yıllardır devam ederken, bu kararın uluslararası standartlarla uyumu ve bireysel hakların korunması bağlamında ileride yeniden gündeme gelmesi muhtemel görünüyor. Hukukçular, AYM'nin kararının yasama organına bir sinyal niteliği taşıdığını, ancak mevcut koşullar altında trans bireylerin mağduriyetlerinin giderilmesi için yasal düzenleme yapılması gerektiğini belirtiyor.