Antalya'nın Manavgat ilçesinde bulunan Side Antik Kenti'nde, M.S. 1. ve 3. yüzyıllar arasında konuşulduğu belirlenen Sidece dilinin çözülmesi için yapılan çalışmalarda 31 harf gün yüzüne çıkarıldı. Side Antik Kenti kazı başkanlığı tarafından yürütülen araştırmalar, bu kayıp dilin yazı sisteminin anlaşılmasında önemli bir aşamaya gelindiğini ortaya koydu. Elde edilen bulgular, Sidece’nin Anadolu’nun Helenistik dönemden Roma İmparatorluğu'na uzanan sürecinde kullanılan diller arasında yer aldığını gösteriyor.
Sidece dilinde 31 harf tespit edildi
Side Antik Kenti'nde yürütülen arkeolojik kazılar ve epigrafik çalışmalar sırasında ele geçirilen yazıtların incelenmesiyle Sidece alfabe çözümlemesinde 31 harf belirlendi. Uzmanlar, bu harflerin Fenike alfabesi ve Grek alfabesiyle benzerlikler taşıdığını ancak Sideceye özgü farklı karakterler içerdiğini vurguluyor. Sidece yazıtların büyük kısmı, Side Antik Kenti'ndeki tapınaklar, sivil yapılar ve kamu binalarında bulundu. Epigrafistler, dilin gramer yapısının çözülmesi için çalışmaların devam ettiğini, şimdiye kadar 10'dan fazla yazıtın tamamen deşifre edildiğini belirtiyor.
Side Antik Kenti ve dilin tarihsel önemi
Side Antik Kenti, Pamfilya bölgesinin en önemli liman kentlerinden biri olarak M.Ö. 7. yüzyıldan itibaren yerleşim görmüştür. Kent, sırasıyla Pers, Helenistik ve Roma egemenlikleri altında kalmış, bu süreçte farklı kültürlerin etkisiyle kendine özgü bir dil geliştirmiştir. Sidece dilinin varlığı ilk kez 19. yüzyılda keşfedilen yazıtlarla ortaya çıkmış, ancak bugüne kadar sadece sınırlı sayıda kelime çözülebilmiştir. Yeni keşifle birlikte, Sidece’nin Anadolu'daki diğer kayıp dillerle olan bağlantısının daha iyi anlaşılması bekleniyor. Sidece, Luvi, Frig ve Likya gibi Anadolu dilleriyle benzerlikler göstermekle birlikte, kendine özgü alfabe yapısıyla farklılaşıyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinesinde yürütülen çalışmalar kapsamında, Side Antik Kenti kazı ekibi, Sidece yazıtların dijital kopyalarını oluşturarak uluslararası akademik veritabanlarına sunmayı planlıyor. Amaç, dil bilimciler ve tarihçilerin bu dili daha geniş bir perspektiften incelemesini sağlamak. Sidece’nin çözülmesi, sadece bir dilin değil, aynı zamanda Anadolu’nun çok kültürlü geçmişinin de aydınlatılmasına katkıda bulunacak.
Bu gelişme, Anadolu’nun kaybolmuş dillerinin gün ışığına çıkarılması açısından bağımsız araştırmacılar tarafından da takdirle karşılanıyor. Sidece’nin çözümüyle ilgili elde edilen veriler, önümüzdeki yıllarda uluslararası dil bilimi ve tarih literatüründe önemli bir yer tutacaktır. Side Antik Kenti’nin UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde bulunması da bu çabaların önemini artırıyor. Bölgede yaşayan halk ve yerel yönetimler, Sidece’nin kentin kültürel mirasına olan katkısının yanı sıra turizm potansiyelini de değerlendirebilecek.