Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), Yunanistan'da son aylarda yaşanan kitlesel protestolarda emniyet güçlerinin aşırı ve gereksiz güç kullandığını ortaya koyan bir rapor yayımladı. Örgüt, Atina ve Selanik başta olmak üzere birçok kentte düzenlenen gösterilerde polisin orantısız müdahalede bulunduğunu, göstericilere ve hatta sağlık çalışanlarına şiddet uyguladığını belgeledi.
Raporda neler var?
Amnesty International'ın 40 sayfalık raporu, 2023 yılında Yunanistan'da demiryolu kazası sonrası başlayan ve aylarca süren protestoları mercek altına alıyor. Raporda, polisin biber gazı, ses bombaları ve plastik mermi kullanımının uluslararası standartlara aykırı olduğu vurgulanıyor. Ayrıca, protestocuların keyfi olarak gözaltına alındığı ve bazı durumlarda işkenceye varan kötü muameleye maruz kaldığı iddia ediliyor.
Yunan hükümetinden yanıt
Yunan hükümeti ise Amnesty International'ın iddialarını reddetti. İçişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, polisin yasal çerçevede hareket ettiği, müdahalelerin kamu düzenini sağlamak amacıyla yapıldığı belirtildi. Ancak bağımsız gözlemciler, hükümetin açıklamalarının sahadaki gerçekleri yansıtmadığını ifade ediyor.
Uluslararası tepkiler
Rapor, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler nezdinde de yankı uyandırdı. Avrupa Parlamentosu'nun insan hakları alt komitesi, konuyu gündemine alacağını duyurdu. Amnesty International, Yunanistan'ın polis şiddetiyle mücadele için bağımsız bir soruşturma komisyonu kurması çağrısında bulundu.
Yunanistan'da protestoların temelinde yatan nedenler ise derinleşiyor. 2023'teki tren kazasında 57 kişinin hayatını kaybetmesinin ardından hükümetin ihmalleri sorgulanırken, ekonomik kriz ve artan yaşam maliyeti de halkı sokağa döken etkenler arasında. Amnesty International raporu, protestolar sırasında yaşanan şiddet olaylarının da bu öfkeyi daha da körüklediğini belirtiyor.
Uzmanlar, polis şiddeti iddialarının Yunanistan'da hükümete olan güveni daha da zedelediğini, bunun da demokratik kurumlar üzerinde olumsuz etkiler yarattığını vurguluyor. Yunanistan'ın AB dönem başkanlığı sürecinde bu tür insan hakları ihlallerinin ülkenin uluslararası imajına zarar vereceği düşünülüyor.