Amasya'da, Ferhat ile Şirin efsanesinin geçtiği topraklarda, bu kez pekmez için dağlar deliniyor. Üzüm pekmezinin gizli formülü olarak bilinen killi toprak, kayalıkların oyulmasıyla gün yüzüne çıkarılıyor. Yukarı Baraklı köyünde her evin önünde duman tütüyor; kazanlar kaynıyor, kadınlar mani okuyarak pekmez kaynatıyor. Bu gelenek, yüzyıllardır süren bir kültürün parçası olarak yaşatılıyor.
Pekmezin sırrı: Killi toprak
Üzüm pekmezi yapımında kullanılan ve pekmeze kendine özgü kıvamını veren killi toprak, Amasya'nın dağlık bölgelerinden çıkarılıyor. Köylüler, kayaları oyarak elde ettikleri bu toprağı, pekmez yapımında doğal bir katkı maddesi olarak kullanıyor. Toprağın, pekmezin rengini ve dayanıklılığını artırdığı, aynı zamanda doğal bir berraklaştırıcı görevi gördüğü belirtiliyor. Bu yöntem, bölgede nesilden nesile aktarılan bir bilgi birikimiyle uygulanıyor.
Yukarı Baraklı köyünde pekmez yapımı, geleneksel yöntemlerle gerçekleştiriliyor. Üzümler sıkıldıktan sonra elde edilen şıra, büyük kazanlarda saatlerce kaynatılıyor. Kaynatma sırasında kadınlar, hem işlerini eğlenceli hale getirmek hem de dayanışmayı güçlendirmek için mani okuyor. Köyde hemen her evin önünde bir kazan kaynıyor ve etrafa pekmez kokusu yayılıyor.
Kadınların emeği ve mani geleneği
Pekmez kaynatma işi, genellikle kadınların omuzlarında. Sabahın erken saatlerinde başlayan mesai, akşam geç saatlere kadar sürüyor. Kazan başında sürekli karıştırma gerektiren bu zahmetli iş, kadınların söylediği manilerle renkleniyor. Maniler, hem bir türlü iletişim aracı hem de kültürel mirasın yaşatılması açısından büyük önem taşıyor. Köylü kadınlar, manilerle hem hasat mevsiminin coşkusunu hem de pekmez yapmanın verdiği emeği dile getiriyor.
Amasya'da pekmez, sadece bir gıda maddesi değil, aynı zamanda ekonomik bir değer. Köylüler, ürettikleri pekmezi çevre illere ve büyükşehirlere satarak geçimlerine katkı sağlıyor. Özellikle son yıllarda doğal ve geleneksel ürünlere artan ilgi, pekmez üretimini de olumlu etkiliyor. Ancak üreticiler, killi toprağın çıkarılmasının zorluğu ve maliyeti konusunda sıkıntılar yaşadıklarını dile getiriyor.
Ferhat ile Şirin efsanesinden bugüne
Amasya, sadece pekmeziyle değil, aynı zamanda Ferhat ile Şirin efsanesine ev sahipliği yapmasıyla da biliniyor. Efsaneye göre Ferhat, Şirin'e kavuşmak için dağları delmiş. Şimdi ise aynı topraklarda insanlar, pekmez için dağları deliyor. Bu benzetme, bölge halkı arasında sıkça dile getiriliyor ve geleneğin ne kadar köklü olduğunu gözler önüne seriyor. Yüzyıllar öncesinin aşk hikayesi, bugün yerini pekmez yapımındaki gizli formüle bırakmış durumda.
Uzmanlar, bu tür geleneksel üretim yöntemlerinin korunmasının hem kültürel hem de ekonomik açıdan önemli olduğunu vurguluyor. Killi toprağın pekmez yapımındaki rolü, bilimsel olarak da araştırılmaya değer bir konu. Ancak bu geleneğin sürdürülebilirliği için genç nesillerin de sürece dahil edilmesi gerekiyor. Köyde yaşayan yaşlılar, eskiden hemen her hanenin pekmez yaptığını, ancak şimdilerde bu sayının azaldığını belirtiyor.
Amasya'nın Yukarı Baraklı köyü, bu geleneği yaşatarak hem kültürel mirasa sahip çıkıyor hem de doğal üretimin önemine dikkat çekiyor. Pekmezin gizli formülü olarak nitelendirilen killi toprak, dağların altından çıkarılarak sofralara ulaşan lezzetin anahtarı olmaya devam ediyor. Bu hikaye, bir yandan efsaneleri diğer yandan gerçek emeği bir araya getirerek Anadolu'nun zenginliğini gözler önüne seriyor.