Altın fiyatları cuma günü değer kaybederek, güçlenen dolar ve yükselen ABD Hazine tahvil getirilerinin etkisiyle üst üste ikinci haftalık düşüşünü tamamlamaya yöneldi. Spot altın, gün içinde ons başına 2.330 dolar seviyelerine kadar gerilerken, vadeli işlemlerde de benzer bir zayıflık görüldü. Yatırımcılar, Fed'in faiz indirimine ilişkin belirsizliğin sürmesi ve jeopolitik risklerin azalmasıyla birlikte güvenli liman talebini yeniden değerlendiriyor.
Dolar ve Tahvil Getirileri Baskıyı Artırdı
Altın üzerindeki satış baskısının ana nedenleri arasında dolar endeksinin son iki ayın en yüksek seviyelerine yaklaşması ve ABD 10 yıllık Hazine tahvil getirisinin %4,55'in üzerine çıkması yer alıyor. Güçlü dolar, altını diğer para birimleriyle alım yapan yatırımcılar için daha pahalı hale getiriyor. Öte yandan yüksek tahvil getirileri, faiz getirisi olmayan altına alternatif bir maliyet oluşturuyor. Commerzbank analisti Carsten Fritsch, konuyla ilgili değerlendirmesinde "Altın şu anda doların güçlenmesi ve tahvil getirilerindeki artıştan olumsuz etkileniyor. Fed'in faiz indirimine dair beklentilerin ötelenmesi de kısa vadeli baskıyı artırıyor" ifadelerini kullandı.
Hafta başından bu yana altın ons fiyatı %1,8'in üzerinde değer kaybetti. Geçen hafta da %2,3'lük bir düşüş kaydeden sarı metal, böylece iki haftalık kayıp serisini sürdürmüş oldu. Piyasa analistleri, kısa vadede 2.300 dolar seviyesinin kritik destek noktası olduğunu, bu seviyenin altına inilmesi halinde satışların hızlanabileceğini belirtiyor.
Fed Politikası ve Enflasyon Verileri Belirleyici
Altın fiyatlarının yönü büyük ölçüde ABD Merkez Bankası'nın (Fed) para politikasına bağlı. Son açıklanan enflasyon verileri, fiyat baskılarının beklenenden yavaş azaldığını göstererek Fed'in faiz indirimi takvimini belirsizleştirdi. Fed yetkilileri, enflasyonun %2 hedefine doğru sürdürülebilir bir şekilde gerilediğine dair daha fazla kanıt görmek istediklerini yineliyor. Bu durum, piyasalarda ilk faiz indiriminin eylül ayına sarkabileceği beklentisini güçlendiriyor. Faiz indirimi beklentilerinin ötelenmesi, doları desteklerken altının cazibesini azaltıyor.
Öte yandan, Fed'in bilanço küçültme programını yavaşlatabileceği yönündeki sinyaller, uzun vadede altın için bir miktar destek sağlayabilir. Ancak kısa vadede teknik göstergeler, aşağı yönlü risklerin devam ettiğini işaret ediyor. Relative Strength Index (RSI) gibi momentum göstergeleri, altının aşırı satım bölgesine yaklaşmadığını, dolayısıyla düşüş potansiyelinin sınırlı olmadığını gösteriyor.
Jeopolitik Riskler ve Merkez Bankası Alımları
Altını destekleyen unsurlar arasında merkez bankalarının altın alımları ve jeopolitik riskler yer alıyor. Dünya Altın Konseyi verilerine göre, merkez bankaları 2024'ün ilk çeyreğinde de net altın alıcısı olmayı sürdürdü. Çin, Hindistan ve Türkiye gibi ülkeler rezerv çeşitlendirmesi kapsamında altın alımlarına devam ediyor. Bu alımlar, uzun vadede altın fiyatlarına taban oluşturabilir. Ayrıca Orta Doğu'daki gerilim ve Ukrayna'daki savaş, güvenli liman talebini canlı tutuyor. Ancak son dönemde bu risklerin fiyatlanmış olması, altının yeni bir yükseliş için ek bir tetikleyiciye ihtiyaç duyduğunu gösteriyor.
Altın dışındaki değerli metaller de cuma günü benzer bir seyir izledi. Gümüş ons başına 29,5 doların altına gerilerken, platin ve paladyum da sınırlı kayıplar yaşadı. Altın/gümüş oranı ise 79 seviyesinin üzerine çıkarak gümüşün altına karşı zayıf performansını sürdürdüğünü gösterdi.
Piyasa Beklentileri ve Yatırımcı Stratejileri
Yatırımcılar, önümüzdeki hafta açıklanacak ABD istihdam verileri ve Fed yetkililerinin konuşmalarına odaklanmış durumda. Güçlü bir istihdam raporu, faiz indirimi beklentilerini daha da öteleyerek altın üzerindeki baskıyı artırabilir. Zayıf bir veri ise altına kısa vadeli destek sağlayabilir. Ayrıca, Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) faiz kararı ve Çin'in ekonomik teşvik adımları da küresel risk iştahını etkileyerek altın fiyatlarında oynaklığa neden olabilir. Analistler, altının 2.300-2.400 dolar aralığında dalgalanmaya devam edebileceğini, bu aralığın dışına çıkılması durumunda yeni bir trendin başlayabileceğini belirtiyor.
Uzun vadeli yatırımcılar için altın, portföy çeşitlendirmesi ve enflasyona karşı korunma aracı olarak önemini koruyor. Ancak kısa vadeli traderlar için dolar ve tahvil getirilerindeki hareketler belirleyici olmaya devam edecek. Altının ons fiyatı, yıl başından bu yana hâlâ %12 civarında primli seyrediyor; bu da piyasanın genel olarak hâlâ boğa eğiliminde olduğunu gösteriyor. Yine de son iki haftalık düşüş, yukarı yönlü momentumun zayıfladığına işaret ediyor. Yatırımcıların, Fed'in faiz politikasına dair net sinyaller alana kadar temkinli kalması bekleniyor.