Ons altın, ABD tahvil faizlerindeki yükseliş, güçlenen dolar ve artan petrol fiyatlarının enflasyon baskısını derinleştirmesiyle 4.253 dolara kadar gerileyerek son beş haftanın en düşük seviyesini test etti. Değerli metal, tepki alımlarının devreye girmesiyle 4.313 dolara kadar toparlandı. Piyasanın odağında ise Fed'in faiz kararı ve 4.275 dolardaki kritik 50 günlük hareketli ortalama bulunuyor.
Fed ve Enflasyon Baskısı Altında Altın
Altın fiyatlarındaki sert düşüşün arkasında, ABD 10 yıllık tahvil faizlerinin son dönemdeki yükselişi yatıyor. Faizlerdeki artış, altın gibi getiri sağlamayan varlıkların cazibesini azaltırken, güçlenen dolar da emtia fiyatları üzerinde baskı oluşturuyor. Dolar endeksi, son bir ayın en yüksek seviyelerine yakın seyrederek altın alımlarını pahalı hale getiriyor.
Öte yandan, petrol fiyatlarının yüksek seyri enflasyon beklentilerini yukarı çekiyor. Artan enflasyon baskısı, merkez bankalarının faiz indirimlerini geciktirebileceği endişesini doğuruyor. Bu durum, altının kısa vadeli görünümünü olumsuz etkiliyor. Ancak jeopolitik riskler ve merkez bankalarının rezerv çeşitlendirme çabaları, uzun vadede altını destekleyen unsurlar olarak öne çıkıyor.
Teknik Görünüm: 4.275 Dolar Kritik Destek
Teknik analistler, ons altın için 4.275 dolar seviyesinin 50 günlük hareketli ortalamaya denk geldiğini ve kritik bir destek noktası olduğunu belirtiyor. Bu seviyenin altında kalıcı bir kapanış, satış baskısını artırabilir ve 4.200 dolar psikolojik desteğini gündeme getirebilir. Yukarı yönlü hareketlerde ise 4.350 dolar ilk direnç, 4.400 dolar ise güçlü direnç olarak izleniyor.
Piyasa katılımcıları, Fed'in faiz kararını ve sonrasında açıklanacak ekonomik verileri bekliyor. Fed'in şahin bir duruş sergilemesi durumunda altın üzerindeki baskının artabileceği, güvercin sinyallerin ise değerli metali destekleyebileceği ifade ediliyor. COMEX altın vadeli işlemlerinde açık pozisyonlardaki azalış da yatırımcıların temkinli olduğunu gösteriyor.
Altın ve Makroekonomik Arka Plan
Altın, tarihsel olarak enflasyona karşı bir korunma aracı olarak görülse de, faiz artış dönemlerinde alternatif maliyeti yükseldiği için değer kaybedebiliyor. 2020'den bu yana altın fiyatları, pandemi sonrası parasal genişleme, jeopolitik gerilimler ve merkez bankası alımlarıyla dalgalı bir seyir izledi. Son dönemde Çin ve Hindistan gibi ülkelerin fiziki altın talebindeki toparlanma, fiyatlara sınırlı destek sağlıyor.
ABD ekonomisinin beklenenden güçlü gelen verileri, resesyon endişelerini azaltırken, Fed'in faiz indirimlerini erteleyebileceği beklentisini güçlendiriyor. Bu durum, altın yatırımcıları için kısa vadeli bir risk oluşturuyor. Ancak jeopolitik riskler, özellikle Orta Doğu'daki gerilim ve Ukrayna savaşı, güvenli liman talebini canlı tutuyor.
Altın fiyatlarını etkileyen bir diğer faktör de merkez bankalarının altın alımları. Dünya Altın Konseyi verilerine göre, merkez bankaları 2023'te rekor seviyede altın alımı gerçekleştirdi. Bu alımlar, fiyatlar için uzun vadeli bir taban oluşturuyor. 2024'te de benzer bir eğilim gözleniyor.
Önümüzdeki günlerde açıklanacak ABD enflasyon ve istihdam verileri, Fed'in politikasına dair ipuçları verecek. Altın yatırımcıları, bu verileri ve Fed Başkanı'nın açıklamalarını yakından takip edecek. Kısa vadede volatilitenin yüksek kalması bekleniyor.
Sonuç olarak, altın piyasası şu anda birçok faktörün etkisi altında. ABD tahvil faizleri, dolar endeksi, petrol fiyatları ve Fed'in para politikası, fiyatların yönünü belirleyecek. 4.275 dolar desteği kritik; bu seviyenin altına inilmesi satışları hızlandırabilir. Ancak jeopolitik riskler ve merkez bankası alımları, aşağı yönlü riskleri sınırlayabilir. Yatırımcılar için temkinli olmakta fayda var.