Son dönemde alım gücündeki belirgin düşüş, Türkiye'deki hanelerin borçlanma eğilimini hızlandırdı. Nisan-Haziran 2026 döneminde, yılın ilk üç ayına kıyasla kredili mevduat hesabı (KMH) kullanımı yüzde 10.4, bireysel kredi kartı borçları yüzde 8.8 ve ihtiyaç kredileri yüzde 5.9 arttı. Bu veriler, ekonomik sıkıntının derinleştiğini ve vatandaşların günlük ihtiyaçlarını dahi borçlanarak karşılamak zorunda kaldığını gözler önüne seriyor.
Borçlanma Neden Artıyor?
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, enflasyon oranları yüksek seyretmeye devam ederken, halkın reel geliri eriyor. Asgari ücrete yapılan zamlar, artan fiyatlar karşısında yetersiz kalıyor. Özellikle gıda, enerji ve barınma giderlerindeki artış, aile bütçelerini zorluyor. Bu tablo, düşük ve orta gelirli kesimleri, temel ihtiyaçlarını karşılamak için kredi kartına, KMH'ye veya ihtiyaç kredilerine yönelmeye itiyor. Bankaların sunduğu taksitli alışveriş imkanları ve düşük faizli kredi kampanyaları da bu eğilimi körüklüyor.
Merkez Bankası Verileri
Merkez Bankası'nın açıkladığı haftalık verilere göre, bireysel kredi kartı borçlarındaki artış, tüketici güvenindeki düşüşle paralel ilerliyor. Özellikle kredili mevduat hesabı kullanımındaki yüzde 10.4'lük artış, hanelerin nakit akışındaki bozulmanın açık bir göstergesi. Uzmanlar, bu durumun sürdürülebilir olmadığını ve önümüzdeki dönemde takipteki alacakların artabileceği uyarısında bulunuyor. Borçlanmadaki bu artış, ekonominin genel görünümü açısından da risk oluşturuyor; çünkü hanehalkı borçluluğunun yükselmesi, tüketimin finansmanından çok, hayat pahalılığıyla mücadeleye işaret ediyor.
Sosyal Etkiler ve Hükümet Politikaları
Artan borçlanma, yalnızca ekonomik bir gösterge değil; aynı zamanda sosyal bir yoksunluk ve endişe kaynağı. Vatandaşların büyük bir bölümü, maaşlarını aldıkları gün borç ödemelerine ayırıyor ve kalanıyla geçinmeye çalışıyor. Bu durum, toplumda psikolojik baskı ve umutsuzluk yaratıyor. Hükümet ise enflasyonla mücadele ve alım gücünü artırma vaatleriyle gündemi meşgul ediyor; ancak alınan tedbirlerin etkisi henüz hissedilmiyor. Muhalefet kanadı, ekonomik yönetimin başarısız olduğunu savunurken, vatandaşların bir an önce somut iyileşme beklediğini vurguluyor.
Uzmanlara göre, bu gidişat, uzun vadede sosyal huzursuzluklara yol açabilir. Çözüm için ise enflasyonun kalıcı olarak düşürülmesi, gelir dağılımının iyileştirilmesi ve dar gelirliye yönelik doğrudan destek mekanizmalarının güçlendirilmesi gerekiyor. Aksi takdirde, borçluluk sarmalı giderek derinleşecek ve ekonomik krizin toplumsal maliyeti artacaktır. Önümüzdeki dönemde, bu veriler ışığında hükümetin alacağı yeni ekonomik kararlar ve uygulayacağı politikalar, hem bireylerin borç yükünü hem de ülkenin ekonomik geleceğini doğrudan etkileyecektir.