Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturmada, organize suç örgütü lideri Alihan Kuriş'in, telefon görüşmelerinde kullandığı GSM hattını gizlemek için yüzde 50 zihinsel engelli bir işçiyi kullandığı ortaya çıktı. Örgüt yöneticisinin şirketinde çalışan engelli işçi adına kayıtlı hat, örgütün iletişim ağında kritik bir rol oynuyor. Soruşturma kapsamında ele geçirilen dijital materyaller ve tanık ifadeleri, örgütün hiyerarşik yapısını ve mafya tarzı faaliyetlerini gün yüzüne çıkarıyor.
Örgütün İletişim Stratejisi ve Engelli İstismarı
Soruşturma dosyasına göre, Alihan Kuriş ifadesinde “GSM hattı kullanmıyorum” beyanında bulunmuştu. Ancak teknik takip sonuçları, örgüt yöneticisi olan bir şüphelinin şirketinde çalışan yüzde 50 zihinsel engelli bir işçi adına kayıtlı hattın aktif olarak kullanıldığını gösterdi. Bu hat üzerinden yapılan görüşmelerin büyük bölümünün örgüt lideri Kuriş'in talimatlarıyla gerçekleştiği belirlendi. Engelli bireyin istismar edilmesi, kamuoyunda büyük tepki çekerken, savcılık bu durumu ayrı bir suç dosyası olarak değerlendiriyor.
Soruşturmanın Derinleşmesi ve Yeni Gözaltılar
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın koordine ettiği operasyonda, örgütün diğer üyelerine yönelik gözaltı kararları çıkarıldı. Polis ekipleri, örgütün şehirler arası bağlantılarını ve finansal kaynaklarını araştırıyor. Örgütün, özellikle eğlence sektöründe faaliyet gösteren işletmeler üzerinden haraç topladığı ve tefecilik yaptığı iddia ediliyor. Soruşturma kapsamında şu ana kadar 34 kişi gözaltına alınırken, 12 kişi tutuklandı. Alihan Kuriş'in ise cezaevinde olduğu ve ifadesinin alındığı öğrenildi.
Geçmişten Gelen Şüpheler ve Mücadele
Alihan Kuriş ismi, daha önce de çeşitli suç örgütü soruşturmalarında geçmişti. 2019 yılında “suç işlemek amacıyla örgüt kurma” suçundan hakkında dava açılmış, ancak delil yetersizliğinden beraat etmişti. Bu yeni soruşturma, örgütün kurumsal yapısının ve engelli bireyler üzerinden kurduğu kumpasların deşifre edilmesiyle birlikte, hukukun üstünlüğü açısından önemli bir sınav niteliği taşıyor. Adli makamların, zihinsel engelli bireylerin bu tür suç örgütlerince kullanılmasının önüne geçmek için yeni önlemler alması bekleniyor.
Türkiye'de organize suç örgütleriyle mücadele kapsamında, özellikle savunmasız grupların istismar edilmesi vakaları, ceza hukukunda ağırlaştırılmış cezaları gerektiriyor. Bu olay, aynı zamanda toplumsal farkındalık açısından da kritik bir örnek teşkil ediyor. Engelli bireylerin iş hayatında korunması ve denetlenmesi konusundaki eksiklikler, bu tür suiistimallerin yaşanmasına zemin hazırlıyor. Hukukçular, bu tür davalarda hem örgüt üyelerinin hem de onlara yardım edenlerin en ağır şekilde cezalandırılması gerektiğini vurguluyor.