Gençlerin dijital onay arayışı, masum bir eğlence olmaktan çıkıp otoyollarda kitlesel ölümlere yol açan bir teröre dönüştü. Polis kovalamacalarını sosyal medyada canlı yayınlayarak sanal itibar kazanmaya çalışan gençler, hem kendi canlarından oluyor hem de masum insanları katlediyor. Avrupa'nın batısında, İrlanda ve İngiltere'de yaşanan son kazalar, sosyal medya algoritmalarının ve beğeni bağımlılığının nasıl bir trafik kaosuna neden olduğunu gözler önüne seriyor.
Kovalamaca Yayını: Beğeni İçin Ölüm Riskini Kabul Etmek
Dublin ve Manchester'da yaşanan olaylarda, polis ekipleri tarafından kovalanan genç sürücüler, araçlarının içinden Instagram ve TikTok üzerinden canlı yayın açarak takipçilerinden beğeni ve alkış istedi. Yayınlar sırasında aşırı hız yapan, kırmızı ışık ihlalleri yapan ve ters şeritte ilerleyen sürücüler, bu davranışlarını âdeta bir yarışma gibi sunuyor. Hızlı artan takipçi sayıları, gençlerin ölüm riskini göz ardı etmesine neden oluyor.
Geçtiğimiz ay başkent Dublin'in kuzeyindeki M50 otoyolunda yaşanan kazada, canlı yayın yapan 22 yaşındaki Liam O'Connor, takipçilerine “Şimdi polise küçük bir gösteri yapalım” dedikten saniyeler sonra arabasını bariyerlere çarptı. Kazada O'Connor ve otomobilinde bulunan iki arkadaşı hayatını kaybederken, yayını izleyen binlerce kişi şoku anbean ekranlardan izledi. Olay, İrlanda'da sosyal medya bağımlılığının gençler arasında ne kadar tehlikeli boyutlara ulaştığının acı bir örneği olarak kayıtlara geçti.
Benzer Trajediler İngiltere'de Artıyor
İngiltere'de durum daha da vahim. Geçen hafta Manchester'ın yoğun trafiğine sahip M60 otoyolunda polis ekipleri, hızla kaçan bir aracı takibe aldı. Kaçan aracı kullanan 19 yaşındaki Jack Thompson, aracın içinden TikTok'ta canlı yayın açarak takipçilerine "Bugün size unutulmaz bir kovalamaca izleteceğim" dedi. Yayın sırasında Thompson, orta şeritte seyreden bir araca arkadan çarptı; çarpmanın etkisiyle araç savrularak başka bir araçla daha çarpıştı. Zincirleme kazada 3 kişi hayatını kaybetti, 12 kişi yaralandı. Thompson kazayı hafif sıyrıklarla atlattı ancak kazanın dehşeti yayında milyonlarca kez izlendi.
Bu tür olaylar, Birleşik Krallık'ta "sosyal medya kovalamacası" olarak adlandırılan ve özellikle 18-25 yaş arasındaki gençler arasında popüler olan bir akımın parçası. Avrupa'da sosyal medyada fenomen olma arzusu, gençleri giderek daha riskli davranışlara itiyor. Uzmanlar, algoritmaların bu tür içerikleri ödüllendirmesinin ve sürekli benzer videoları önermesinin, gençlerin daha da hırs yapmasına neden olduğunu vurguluyor.
Sosyal Medya Algoritmaları Şiddeti Ödüllendiriyor
Sosyal medya platformlarının algoritmaları, kullanıcıların ilgisini en çok çeken içerikleri öne çıkarıyor. Ne yazık ki bu, aşırı hız, polis kaçamakları ve yasadışı yarışlar gibi tehlikeli içeriklerin daha fazla görüntülenmesine ve dolayısıyla daha fazla paylaşılmasına yol açıyor. Araştırmacılar, platformların bu tür videoları "macera" veya "heyecan" kategorisinde sınıflandırarak daha geniş kitlelere önerdiğini belirtiyor.
İnternet güvenliği uzmanı Prof. Dr. Fiona Walsh konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Algoritmalar, kullanıcıların ne kadar süre izlediğine, kaç beğeni yaptığına ve içerikle ne kadar etkileşimde bulunduğuna bakıyor. Tehlikeli içerikler, yüksek etkileşim aldığı için algoritmalar tarafından daha fazla kişiye öneriliyor. Bu da bir kısır döngü yaratıyor. Gençler, daha fazla beğeni alabilmek için daha riskli davranmaya teşvik ediliyor" ifadelerini kullandı.
İrlanda Ulaştırma Bakanlığı, bu tür olayların önüne geçmek için sosyal medya şirketleriyle iş birliği yapmayı planladığını açıkladı. Yetkililer, canlı yayın sırasında aşırı hız veya polis kovalamacası gibi içeriklerin tespiti halinde yayının anında kesilmesi ve kullanıcının hesabının askıya alınması için teknolojik çözümler üzerinde çalıştıklarını duyurdu.
Gençlerin Farkındalığı Artmalı
Uzmanlar, sosyal medya platformlarının sorumluluk almasının yanı sıra ebeveynlere ve eğitim kurumlarına da büyük görev düştüğünü söylüyor. Gençlere dijital okuryazarlık eğitimi verilmesi, sosyal medyada gördükleri içerikleri eleştirel bir gözle değerlendirmeleri gerektiği vurgulanıyor. Ayrıca gençlerin, beğeni sayısının gerçek hayattaki başarının bir ölçüsü olmadığını anlaması gerekiyor.
Manchester'da yaşanan kazada yaralananlardan biri olan 27 yaşındaki Sarah Mitchell, hastanede yaptığı açıklamada, "O an hayatımın en büyük korkusunu yaşadım. Arkamda saniyeler içinde bir cehennem oluştu. Gençlerin bu uğurda ölmesine daha fazla izin vermemeliyiz. Bu bir eğlence değil, bir terör eylemi" dedi.
Olaylar, sosyal medya şirketlerinin içerik denetimini sıkılaştırması ve algoritmalarını gözden geçirmesi için baskıyı artırmış durumda. İrlanda ve İngiltere hükümetleri, bu tür içeriklerin önlenmesi amacıyla yasal düzenlemeler hazırlamaya başladı. Ancak uzmanlar, teknolojik çözümlerin tek başına yeterli olmayacağını, toplumsal bir bilinçlendirme seferberliğine ihtiyaç olduğunu ifade ediyor.
Sosyal medyanın hayatımızdaki yeri her geçen gün artarken, bu sanal alemin gençler üzerindeki yıkıcı etkisini minimize etmek için hem bireylere hem de devletlere önemli sorumluluklar düşüyor. Algoritmaların tehlikeli davranışları teşvik etmemesi, gençlerin ve ailelerinin bilinçlendirilmesi, bu tür trajedilerin yaşanmaması için kritik öneme sahip.