Terör örgütü PKK'nin elebaşı Abdullah Öcalan'ın son açıklamalarında dile getirdiği "Yavuz Sultan Selim - İdrisi Bitlisi ittifakı" ifadesine yönelik tepkiler genişliyor. 53 Alevi aydınının ardından Alevi-Bektaşi Hak Savunucuları da bir bildiri yayımlayarak, söz konusu ittifakın Alevi toplumunun kolektif hafızasındaki katliam ve sürgünlere işaret ettiğini belirtti. Bildiride, bu tarihsel olaya atıf yapılmasının Alevi toplumu nezdinde derin bir rahatsızlık yarattığı ifade edildi.
Alevi-Bektaşi Hak Savunucuları'ndan sert tepki
Alevi-Bektaşi Hak Savunucuları tarafından yapılan yazılı açıklamada, Öcalan'ın "Yavuz Sultan Selim - İdrisi Bitlisi ittifakı"na vurgu yapmasının, Alevi toplumunun belleğindeki acıları yeniden canlandırdığı kaydedildi. Bildiride, "Bu kanlı ittifak, Alevi toplumunun tarihinde derin yaralar açmış, katliam ve sürgünlerle sonuçlanmıştır. Bugün bu ittifaka atıf yapılması, Alevi toplumunun acılarını yok saymak anlamına gelir" denildi. Açıklamada ayrıca, Alevi aydınlarının daha önce yaptığı açıklamaya destek verilerek, bu tür söylemlerin toplumsal barışa zarar verdiği vurgulandı.
Bildiride, Alevi toplumunun tarih boyunca çeşitli baskı ve asimilasyon politikalarına maruz kaldığı hatırlatılarak, Yavuz Sultan Selim dönemindeki uygulamaların da bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği belirtildi. İdrisi Bitlisi'nin rolüne de değinilen açıklamada, bu ittifakın Alevi coğrafyasında yol açtığı yıkımın hala hafızalarda olduğu ifade edildi.
53 Alevi aydınının tepkisi ve destek mesajları
Öcalan'ın sözlerine ilk tepki, aralarında akademisyen, yazar ve sivil toplum temsilcilerinin bulunduğu 53 Alevi aydınından gelmişti. Aydınlar, yayımladıkları ortak bildiride, "Yavuz Sultan Selim - İdrisi Bitlisi ittifakı"nın Alevi toplumu için tarihsel bir travma olduğunu ve bu tür ifadelerin kabul edilemez olduğunu dile getirmişti. Ardından Alevi-Bektaşi Hak Savunucuları da bu açıklamaya destek vererek, Alevi toplumunun taleplerinin görmezden gelinemeyeceğini vurguladı.
Destek açıklamasında, Alevi toplumunun eşit yurttaşlık taleplerinin altı çizilerek, geçmişte yaşanan acıların hatırlatılmasının provokasyon amaçlı olduğu savunuldu. Bildiride, "Alevi toplumu olarak, tarihimizde yaşanan katliamları ve sürgünleri unutmadık, unutturmayacağız. Bu tür söylemler, toplumsal hafızamızı yok sayma girişimidir" ifadelerine yer verildi.
Tarihsel arka plan: Yavuz Sultan Selim ve İdrisi Bitlisi ittifakı
Yavuz Sultan Selim'in 1514 Çaldıran Savaşı öncesinde İdrisi Bitlisi ile kurduğu ittifak, Osmanlı tarihinde önemli bir dönüm noktası olarak bilinir. Bu ittifak, Safevi Devleti'ne karşı yürütülen mücadelede etkili olmuş, ancak Alevi toplumu üzerinde derin olumsuz sonuçlar doğurmuştur. Tarihçiler, bu dönemde Anadolu'da yaşayan Alevi topluluklarının ağır baskı ve katliamlarla karşılaştığını, birçoğunun sürgüne gönderildiğini aktarır.
İdrisi Bitlisi, Osmanlı Devleti'nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde hakimiyet kurmasında kritik rol oynamış, ancak bu süreçte Alevi aşiretlerine yönelik şiddet olayları yaşanmıştır. Alevi toplumu için bu ittifak, yüzyıllardır süren acıların sembolü haline gelmiştir. Bugün Öcalan'ın bu tarihsel olaya atıf yapması, Alevi camiasında infiale yol açmıştır.
Siyasi yankılar ve toplumsal tepkiler
Öcalan'ın açıklamaları, siyasi çevrelerde de geniş yankı buldu. Alevi kökenli bazı siyasetçiler, bu sözlerin toplumsal kutuplaşmayı artıracağı uyarısında bulundu. Sivil toplum kuruluşları, Alevi toplumunun taleplerinin dikkate alınması gerektiğini vurgulayarak, geçmişle yüzleşme çağrısı yaptı.
Öte yandan, bazı kesimler Öcalan'ın sözlerinin bağlamından koparıldığını savunarak, farklı bir okuma yapılabileceğini öne sürdü. Ancak Alevi-Bektaşi Hak Savunucuları, bu tür savunmaların Alevi toplumunun acılarını hafife aldığını belirtti. Bildiride, "Tarihsel gerçeklerle yüzleşmeden toplumsal barış inşa edilemez" denildi.
Bağımsız değerlendirme
Alevi toplumunun tarihsel travmaları, Türkiye'nin toplumsal hafızasında önemli bir yer tutar. Öcalan'ın "Yavuz Sultan Selim - İdrisi Bitlisi ittifakı"na yaptığı atıf, bu hassasiyeti yeniden gündeme taşımıştır. Alevi aydınları ve sivil toplum kuruluşlarının tepkileri, toplumun bu konudaki duyarlılığını göstermektedir. Geçmişle yüzleşme ve eşit yurttaşlık talepleri, demokratik bir toplum için vazgeçilmezdir. Bu tür açıklamalar, toplumsal barışı zedelemek yerine, diyalog ve anlayış zemininde ele alınmalıdır. Alevi toplumunun talepleri, siyasi iktidar tarafından da dikkate alınmalı, ayrımcılık ve nefret söylemiyle mücadele kararlılıkla sürdürülmelidir.