Yunanistan'da işlediği cinayet ve saldırılarla Türk diplomasi tarihine kara bir leke olarak geçen Aleksandros Yotopulos'un yeniden hapse girmesi gündeme geldi. Türk diplomat Çetin Görgü'nün öldürülmesi, Türkiye'nin Atina Büyükelçiliği Müsteşarı Deniz Bölükbaşı'na yönelik suikast girişimi ve yine aynı büyükelçilikte görevli Haluk Sipahioğlu cinayetinin azmettiricisi olarak bilinen Yotopulos hakkında yeni bir hukuki süreç başlatıldı.
Yotopulos'un cezaevine dönüş süreci
Edinilen bilgilere göre, Yunanistan makamları Yotopulos'un daha önce aldığı cezaların infazının tamamlanmadığı gerekçesiyle yeniden tutuklanması için harekete geçti. Yotopulos, 1980'li yıllarda gerçekleştirilen ve Türk diplomatları hedef alan eylemlerin planlayıcısı olarak yargılanmış ve ağır hapis cezalarına çarptırılmıştı. Ancak Yunanistan'da uygulanan af ve ceza indirimi düzenlemeleri sayesinde uzun süre cezaevinde kalmamıştı. Yeni süreçte, Yotopulos'un kalan cezasını çekmesi için yakalama kararı çıkarıldığı belirtiliyor.
Türk diplomasisine yönelik saldırılar
Aleksandros Yotopulos, adını ilk kez 1980'li yıllarda Türk diplomatlarına yönelik saldırılarla duyurdu. 21 Ağustos 1984'te Atina'da Türk diplomat Çetin Görgü'yü öldürmekten hüküm giydi. Aynı yıl içinde Deniz Bölükbaşı'na yönelik suikast girişimi de Yotopulos'un planları arasında yer alıyordu. En ağır eylem ise 1986'da Haluk Sipahioğlu'nun öldürülmesi oldu. Bu saldırılar, dönemin terör örgütlerinin Türk diplomatları hedef alan zincirleme eylemlerinin bir parçasıydı. Yotopulos, ASALA ve benzeri yapılarla bağlantılı olarak anılsa da, yargı sürecinde bireysel olarak azmettirici sıfatıyla yargılandı.
Yunanistan'ın bu tür davalarda takındığı tutum, uzun yıllar Türkiye ile Yunanistan arasında gerginliğe neden oldu. Türk yetkililer, Yotopulos'un cezalarının eksiksiz infaz edilmesi için defalarca girişimde bulunmuş, ancak Yunan yargısı çeşitli gerekçelerle cezanın ertelenmesine veya hafifletilmesine karar vermişti. Yeni gelişme, Türkiye'nin bu konudaki ısrarlı takibinin bir sonucu olarak yorumlanıyor.
Yotopulos'un cezaevine dönmesi, uluslararası hukuk açısından da önem taşıyor. Zira benzer suçlardan hüküm giymiş başka kişilerin de emsal kararlarla yeniden yargılanmasının önü açılabilir. Türk Dışişleri Bakanlığı, konuyla yakından ilgilendiklerini ve sürecin takipçisi olacaklarını bildirdi. Yunanistan'da ise kamuoyu, Yotopulos'un yeniden hapse girmesi ihtimalini tartışıyor. Bazı çevreler, geçmiş yıllarda yaşanan bu olayların artık gündeme getirilmemesi gerektiğini savunurken, özellikle Türkiye ile ilişkilerin normalleşmesi adına adaletin yerini bulması gerektiğini düşünenler de bulunuyor.
Bağımsız değerlendirmelere göre, Yotopulos davası, Türkiye ile Yunanistan arasında adalet mekanizmalarının işleyişine dair bir sınav niteliği taşıyor. İki ülke arasında son yıllarda artan diyalog ve iş birliği çabaları, bu tür dosyaların da çözümüne katkı sağlayabilir. Ancak Yotopulos'un yeniden hapse girmesi, sadece bir ceza infazından ibaret değil; aynı zamanda geçmişteki terör eylemlerine karşı hukukun üstünlüğünün tesisi açısından da sembolik bir öneme sahip. Türk kamuoyu, Yunan yargısının vereceği kararı dikkatle izliyor.