SÖZCÜ gazetesine yönelik “kredi aldı, ödemedi” iftirası atan Tamar Tanrıyar, gazeteyi dağıtan Turkuvaz Medya Grubu’nu da tehdit etmeye kalkıştı. Olayın ardından savcılık tarafından yakalama kararı çıkarılan Tanrıyar’ın kimlerle bağlantılı olduğu ve bu iftiranın arkasında kimlerin bulunduğu merak konusu oldu. Tanrıyar’ın daha önce de benzer yöntemlerle çeşitli kurumları hedef aldığı iddia ediliyor.
Tehditler ve yakalama kararı
Geçtiğimiz günlerde SÖZCÜ gazetesine yönelik asılsız bir iddia ortaya atan Tamar Tanrıyar, gazetenin kendisinden kredi aldığını ve bu borcu ödemediğini öne sürdü. Ancak kısa sürede yalan olduğu anlaşılan bu iddia, gazete yönetimini harekete geçirdi. SÖZCÜ’nün hukuki girişimleri sonucunda Tanrıyar hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Tanrıyar’ın bu süreçte gazetenin dağıtımını üstlenen Turkuvaz Medya Grubu’nu da tehdit ederek, dağıtım işini yapmaları halinde “bedelini ödeyecekleri” yönünde mesajlar gönderdiği öğrenildi.
Tanrıyar’ın geçmişi ve bağlantıları
Tamar Tanrıyar’ın daha önce de benzer taktikler kullandığı, medya kuruluşlarına ve iş insanlarına yönelik iftira kampanyaları düzenlediği belirtiliyor. Tanrıyar’ın bu kez hedef seçtiği SÖZCÜ gazetesine yönelik saldırısının, gazetenin muhalif duruşundan rahatsız olan çevrelerle bağlantılı olduğu değerlendiriliyor. İddialara göre Tanrıyar, geçmişte bazı siyasi aktörlerle yakın ilişkiler kurmuş ve bu kişilere yönelik “kirli işler” yapmıştı.
Hukuki süreç ve kamuoyunun tepkisi
SÖZCÜ gazetesi, Tanrıyar hakkında suç duyurusunda bulunurken, savcılık da “iftira”, “tehdit” ve “halkı kin ve düşmanlığa sevk etme” suçlarından soruşturma başlattı. Yakalama kararının ardından Tanrıyar’ın yurt dışına kaçma ihtimali üzerinde duruluyor. Kamuoyunda ise bu tür asılsız iddiaların demokrasiye ve basın özgürlüğüne yönelik bir saldırı olduğu yorumları yapılıyor.
Basın özgürlüğü ve bağımsız değerlendirme
Bu olay, medyaya yönelik baskıların yeni bir örneği olarak kayıtlara geçti. SÖZCÜ’nün hedef alınması, iktidara yakın medya gruplarının da dolaylı olarak tehdide maruz kalması, basın özgürlüğünün ne denli kırılgan olduğunu gösteriyor. Tamar Tanrıyar’ın arkasında kimlerin olduğu sorusu, Türkiye’de medyanın bağımsızlığı açısından kritik bir önem taşıyor. Bu tür iftira ve tehditlerin demokratik bir toplumda kabul edilemez olduğu bir kez daha görülüyor.