Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Birleşik Avrupa Sol Grubu üyeleri, Ankara'da Adalet Bakanlığı önünde bir basın açıklaması yaparak, Abdullah Öcalan, Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ'ı ziyaret etmek için yaptıkları başvurulara yanıt alamadıklarını belirtti. DEM Parti Milletvekilleri Berdan Öztürk ve Sevilay Çelenk'in de katıldığı eylemde, grubun cezaevlerindeki siyasi mahkumlarla ilgili talepleri gündeme getirildi.
Ziyaret Başvuruları Yanıtsız Kaldı
AKPM Sol Grup üyeleri, 25 Kasım 2024'te Adalet Bakanlığı'na yaptıkları başvuruda, İmralı, Edirne ve Kandıra cezaevlerinde bulunan siyasi tutsakları görmek istediklerini ancak herhangi bir geri dönüş alamadıklarını ifade etti. Heyetteki milletvekilleri, Türkiye'deki cezaevi koşullarının uluslararası standartların altında olduğunu savunarak, ziyaret taleplerinin insan hakları bağlamında değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. DEM Partili vekiller Öztürk ve Çelenk, sürecin takipçisi olacaklarını belirterek, Avrupa kamuoyunun bu konuda daha fazla bilgilendirilmesi gerektiğini söyledi.
Türkiye-AB İlişkilerinde Yeni Bir Kriz mi?
Bu gelişme, Türkiye ile Avrupa Konseyi arasında son dönemde artan gerilimin bir yansıması olarak yorumlanabilir. AKPM'de daha önce Türkiye aleyhine alınan kararlar ve hapis cezalarına ilişkin eleştiriler, diplomatik ilişkilerde hassasiyet yaratmış durumda. Sol Grup'un bu çıkışı, özellikle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması konusundaki tartışmaları yeniden alevlendiriyor. Öte yandan, Türk yetkililerden konuyla ilgili henüz resmi bir açıklama gelmedi. Adalet Bakanlığı'nın, başvuruları değerlendirme sürecinde olduğu ancak cezaevi yönetmelikleri gereği ziyaretlerin güvenlik gerekçesiyle sınırlandırılabildiği biliniyor.
Bu tür girişimlerin, Avrupa kamuoyunda Türkiye'nin hukuk devleti ilkeleriyle ilgili algıyı etkilemesi beklenirken, iç siyasette de muhalefet kanadının konuyu Meclis gündemine taşıması muhtemel. Olayın, yaklaşan yerel seçimler öncesinde tansiyonu yükseltebileceği değerlendirmeleri yapılıyor.
Hukuki boyutuyla ele alındığında, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ve anayasal düzenlemeler çerçevesinde, siyasi mahkumların avukat ve aile ziyaretleri dışındaki taleplerin bireysel başvuru hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği hatırlatıldı. Ancak somut adım atılmaması halinde, konunun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne taşınabileceği sinyali verildi.