AKP'li bir milletvekili, Sözcü gazetesine verdiği demeçte çarpıcı açıklamalarda bulundu. Vekil, "Zehra Taşkesenlioğlu'nun peşine düşülseydi fon vurgunu olmazdı. Ona dokunma kapat, buna dokunma kapat. Kaybettiğimiz be..." ifadelerini kullanarak, dokunulmazlıkların kaldırılmaması nedeniyle ülkenin büyük bir krize sürüklendiğini savundu. Açıklama, siyaset kulislerinde geniş yankı uyandırdı.
Dokunulmazlık Zırhı ve Fon Vurgunu İddiaları
İsmini açıklamak istemeyen AKP'li vekil, özellikle Zehra Taşkesenlioğlu'nun dokunulmazlığına dikkat çekti. Taşkesenlioğlu'nun mal varlığı ve fon iddialarıyla ilgili yürütülen soruşturmaların akamete uğratıldığını öne süren vekil, "Eğer gereken adımlar atılsaydı, bugün konuştuğumuz fon vurgunu yaşanmazdı. Ancak 'ona dokunma, buna dokunma' anlayışı yüzünden yargı ve denetim mekanizmaları felç edildi" dedi. Vekil, bu tür dokunulmazlıkların sadece bir kişiyi değil, tüm ülke ekonomisini ve adalet sistemini çökerttiğini vurguladı.
Zehra Taşkesenlioğlu, geçmişte fon toplama ve yatırım vaatleriyle gündeme gelmiş, ancak hakkındaki iddialar yargıya taşınamamıştı. Vekilin bu sözleri, dokunulmazlıkların kaldırılması tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Siyasi analistler, bu açıklamanın iktidar içinde bir rahatsızlığın göstergesi olabileceğini belirtiyor.
Ülkeyi Krize Sokan Dokunulmazlar
AKP'li vekil, sadece Taşkesenlioğlu örneğiyle sınırlı kalmayıp, genel olarak dokunulmazlık sisteminin suiistimal edildiğini söyledi. "Dokunulmazlar uğruna ülkeyi krize soktular. Kaybettiğimiz beş yılın hesabını kim verecek?" diye soran vekil, ekonomik istikrarsızlık, yargı bağımsızlığının zedelenmesi ve toplumsal kutuplaşmanın temelinde bu tür koruma kalkanlarının yattığını ifade etti. Vekil, "Eğer dokunulmazlıklar adil bir şekilde işletilseydi, ne fon vurgunu ne de bugünkü kriz olurdu" şeklinde konuştu.
Bu açıklamalar, AKP içinde zaman zaman dile getirilen eleştirilerin bir yansıması olarak yorumlandı. Ancak partinin resmi politikasıyla çelişip çelişmediği belirsizliğini koruyor. Vekilin sözleri, muhalefet partileri tarafından da dikkatle izleniyor. CHP ve İYİ Parti sözcüleri, bu tür itirafların geçmişte yapılan yanlışları doğruladığını belirterek, derhal dokunulmazlıkların kaldırılması çağrısında bulundu.
Siyasi Kulisler Hareketlendi
AKP'li vekilin Sözcü'ye konuşması, parti içinde bir hesaplaşmanın kapısını aralayabilir. Özellikle son dönemde yolsuzluk ve fon iddialarıyla gündeme gelen isimlere karşı sessiz kalınması, parti tabanında da rahatsızlık yaratmış durumda. Vekil, "Vicdanımın sesini dinleyerek konuşuyorum. Bu ülkenin geleceği için artık bazı gerçekleri söylemek zorundayız" dedi.
Siyaset bilimci Prof. Dr. Ahmet Yıldız, konuya ilişkin değerlendirmesinde, "Dokunulmazlık kurumu, demokrasilerde kötüye kullanıldığında yargı bağımsızlığını ve hesap verebilirliği yok eder. Türkiye'de özellikle fon toplama gibi alanlarda denetim eksikliği, bu tür açıklamaları haklı çıkarıyor" ifadelerini kullandı. Yıldız, ancak bu tür itirafların somut adımlarla desteklenmesi gerektiğini vurguladı.
Öte yandan, Zehra Taşkesenlioğlu cephesinden henüz bir yanıt gelmedi. Taşkesenlioğlu'nun avukatı, iddiaların asılsız olduğunu savunarak, müvekkilinin itibarının zedelendiğini belirtti. Ancak dosyanın akıbeti hâlâ belirsiz.
Dokunulmazlık Tartışmaları Yeniden Gündemde
Türkiye'de dokunulmazlık, uzun yıllardır tartışılan bir konu. Anayasa'nın 83. maddesi, milletvekillerine yasama sorumsuzluğu ve dokunulmazlık tanırken, bu muafiyetin kötüye kullanımı sık sık eleştiriliyor. Özellikle 2016'daki Anayasa değişikliğiyle dokunulmazlıkların kaldırılması gündeme gelmiş, ancak uygulamada istenen sonuç alınamamıştı.
AKP'li vekilin sözleri, bu tartışmayı yeniden alevlendirdi. Vekil, "Dokunulmazlık, adaletin önünde bir duvar olmamalı. Eğer bir kişi fon vurgunu yapıyorsa, o kişi kim olursa olsun hesap vermeli" diyerek, yasal düzenleme çağrısı yaptı. Ancak bu çağrının mecliste yeterli desteği bulup bulamayacağı şüpheli.
Sonuç olarak, bu açıklama, iktidar içindeki çatlakların ve dokunulmazlık sistemine yönelik eleştirilerin bir göstergesi. Ülkenin ekonomik ve hukuki krizden çıkışı için dokunulmazlıkların şeffaf bir şekilde işletilmesi şart. Aksi halde, kaybedilen her gün, bir başka fon vurgununa ve daha derin bir krize zemin hazırlayacak.