Adalet Bakanı Akın Gürlek, düzenlediği basın toplantısında “Kuriş Suç Örgütü” soruşturması kapsamında yürütülen 3. dalga operasyonunun detaylarını kamuoyuyla paylaştı. Operasyon kapsamında 15 şirkete ve 4 derneğe kayyum atandığını duyuran Gürlek, soruşturmanın dinî bir yapılanmaya değil, doğrudan bir suç örgütüne yönelik olduğunu vurguladı. Ayrıca, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında devam eden soruşturmayla ilgili de önemli açıklamalarda bulundu. Özellikle “Kuriş” olarak bilinen yapılanmanın çökertilmesine yönelik kararlılık mesajı veren Gürlek, yeni itirafçı ifadelerinin elde edildiğini ve soruşturmanın genişletilerek süreceğini belirtti.
Kuriş Operasyonunda 3. Dalga: Kayyumlar ve Gözaltılar
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Kuriş suç örgütüne yönelik soruşturmanın 3. dalga operasyonunun tamamlandığını açıkladı. Bu kapsamda, örgütün ekonomik kaynaklarına el konulduğunu belirten Gürlek, 15 şirkete kayyum atandığını ve 4 derneğin de kayyum kapsamına alındığını duyurdu. Operasyonun, örgütün finansal yapısını hedef aldığını söyleyen Bakan, “Bu adımla birlikte, örgütün para akışı kesilmiş oldu. Hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde, suçtan elde edilen gelirlerin önlenmesi için gerekli tüm tedbirler alınıyor” ifadelerini kullandı.
Operasyon kapsamında gözaltına alınan kişi sayısına ilişkin net bir bilgi vermeyen Gürlek, “Bugüne kadar 3 dalga halinde düzenlenen operasyonlarda çok sayıda şüpheli yakalanmış ve adliyeye sevk edilmiştir. Yargı süreci titizlikle devam etmektedir” dedi. Örgütün lider kadrosunun büyük ölçüde etkisiz hale getirildiğini öne süren Bakan, elebaşlarından Kuriş lakaplı kişinin de aralarında bulunduğu 100’den fazla kişinin tutuklu olduğunu söyledi.
İtirafçı Beyanları Artıyor: Yeni Bağlantılar Gün Yüzünde
Gürlek, özellikle son dönemde itirafçı sayısında artış yaşandığını ve bu ifadelerin soruşturmanın seyrini önemli ölçüde değiştirdiğini kaydetti. “İtirafçıların verdiği bilgiler doğrultusunda yeni operasyonlar için hazırlıklarımız sürüyor. Örgütün sadece maddi varlıklarına değil, ideolojik arka planına da iniyoruz. Ancak şunu netleştirmek isterim ki bu soruşturma, herhangi bir dinî veya etnik gruba yönelik değildir. Hiçbir suç örgütü din kisvesine sığınarak hukukun elinden kurtulamaz” şeklinde konuştu.
Bakan, soruşturmanın özellikle son dönemde kamuoyunda farklı şekillerde yorumlandığını, bu nedenle doğru bilgilendirme yapmak istediklerini söyledi. Gürlek, “Kimi çevreler bu operasyonu bir tarikat veya cemaat üzerinden okumaya çalışıyor. Bu kesinlikle yanlıştır. Soruşturma, suç örgütüne üye olmak, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, nitelikli dolandırıcılık, tehdit ve gasp gibi ağır suçlamaları kapsamaktadır” dedi.
İmamoğlu Soruşturması ve Kuriş'le Bağlantısı
Basın toplantısında gazetecilerin gündeminde, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da Kuriş soruşturması kapsamında sorgulanacağı iddiaları vardı. Gürlek, bu konuya ilişkin olarak özetle şunları ifade etti: “İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımız, bağımsız bir yargı süreci yürütmektedir. Ekrem İmamoğlu ile ilgili olarak yürütülen soruşturmanın Kuriş soruşturmasıyla doğrudan bir ilgisi olmamakla birlikte, adli süreçte ortaya çıkan bazı ifadeler değerlendirilmeye alınmıştır. Bu kapsamda İmamoğlu’nun ifadesine başvurulması söz konusu olabilir. Ancak şu an için bu konuda kesin bir yargıya varmak doğru değildir. Soruşturma gizliliği ilkesi gereği detay paylaşamıyoruz.”
Gürlek’in bu açıklaması, İmamoğlu’nun geçtiğimiz aylarda gündeme gelen üniversite diploması tartışmaları ve ‘sahte bilirkişi raporu’ iddialarıyla ilgili yürütülen soruşturmaya işaret ediyor. Bilindiği üzere İmamoğlu, Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) denklik kararının ardından İstanbul Üniversitesi’ne başvurarak yatay geçiş yapmıştı. Bu süreçte ortaya atılan iddialar üzerine başlatılan soruşturmada, İmamoğlu’nun bilirkişi raporunu etkilediği öne sürülmüştü.
Operasyonun Perde Arkası: Kuriş Yapılanması ve Bağlantılar
Kuriş suç örgütü, uyuşturucu ticareti, kara para aklama, tefecilik ve organize suçlardan elde ettiği gelirleri yasal sektörlere aktarmakla suçlanıyor. Örgütün, özellikle İstanbul ve çevresinde faaliyet gösteren bazı ticari işletmeler üzerinden bu paraları akladığı belirlenmişti. 2023 yılında başlatılan ilk dalga operasyonlarda örgütün elebaşılarından bazıları yakalanmıştı. 2024 yılında ise soruşturma derinleştirilerek, örgütün siyasi ve bürokratik bağlantıları da irdelenmeye başlanmıştı.
Nitekim, ihbar ve itirafçı ifadeleri üzerine İstanbul’da bazı siyasetçilerin de örgütle ilişkili olduğu iddiaları ortaya atılmıştı. Bu iddiaların merkezinde ise, İmamoğlu’na yakın bazı isimlerin de yer aldığı kulislere konuşmuştu. Ancak Adalet Bakanı Gürlek’in bugünkü açıklamaları, bu ilişkilendirmelerin henüz somut delillerle desteklenmediğini gösteriyor.
Gürlek, soruşturmanın bağımsız yargı organlarınca yürütüldüğünü ve kimseye ayrıcalık tanınmayacağını belirterek, “Kim olursa olsun, suç işlediği tespit edilen herkes hakkında aynı prosedür uygulanır. Tayyip Bey de, İmamoğlu Bey de, ben de olsam, hukukun üstünlüğü esastır” dedi.
Değerlendirme
Akın Gürlek’in bu açıklamaları, Kuriş soruşturmasının sadece bir organize suçla mücadele değil, aynı zamanda ekonomik güç odakları ve siyaset arasındaki ilişkilere yönelik kapsamlı bir mücadele olduğunu gösteriyor. Özellikle “itirafçı beyanları”nın artması, soruşturmanın daha da derinleşebileceğine işaret ediyor. Bununla birlikte, İmamoğlu’nun doğrudan bu soruşturmanın içinde anılması, henüz somut delillerle desteklenmemiş olsa da, kamuoyunda zaten tartışılan bazı konuları yeniden alevlendirebilir. Yargının bu süreçte izleyeceği yol, toplumun adalete olan güvenini doğrudan etkileyecektir. Bu nedenle, hem sanıkların masumiyet karinesi hem de iddiaların aydınlatılması açısından sürecin şeffaflıkla sürdürülmesi büyük önem taşıyor.