ABD'de yayımlanan yeni bir araştırma, son 15 yıldır dünya genelinde düşen doğum oranlarının arkasındaki en büyük etkenlerden birinin akıllı telefonlar olabileceğini ortaya koydu. 2007 yılında iPhone'un piyasaya sürülmesiyle ivme kazanan akıllı telefon kullanımı, fiziksel temasın azalmasına ve insanların sosyal alışkanlıklarının değişmesine yol açtı. Araştırmayı yürüten bilim insanları, dijital ekranların bireyler arası bağları zayıflatarak doğurganlık oranlarını olumsuz etkilediğini savunuyor. Ancak konuyla ilgili görüşler, bilim dünyasında keskin bir ayrışmaya neden oldu.
Araştırmanın bulguları ve tepkiler
Atlanta'daki Emory Üniversitesi'nden Prof. David Smith liderliğindeki ekip, 2007-2023 yılları arasında 20 gelişmiş ülkeden toplanan verileri analiz etti. Analiz, akıllı telefon sahipliğinin yaygınlaşması ile doğum hızlarının düşüşü arasında güçlü bir korelasyon olduğunu gösteriyor. Örneğin, akıllı telefon kullanımının en hızlı arttığı Güney Kore, aynı dönemde dünyanın en düşük doğum oranına geriledi. Prof. Smith, “Akıllı telefonlar, bireylerin daha fazla yalnız vakit geçirmesine, evlilik ve çocuk sahibi olma yaşını ertelenmesine yol açıyor” dedi. Ancak bu iddia, diğer bilim insanları tarafından sert bir şekilde eleştiriliyor. Harvard Üniversitesi'nden Dr. Emily Zhao, “Korelasyon nedensellik değildir. Doğum oranlarındaki düşüşün arkasında ekonomik belirsizlikler, konut fiyatlarındaki artış ve kadınların iş gücüne katılımı gibi çok daha karmaşık faktörler var” değerlendirmesinde bulundu.
Uzmanlar ayrışıyor: Teknoloji mi, ekonomi mi?
Avrupa Nüfus Bilimleri Derneği'nin son kongresinde de bu konu hararetli bir tartışma konusu oldu. Bir grup araştırmacı, akıllı telefonların uygulama tabanlı sosyalleşmeyi teşvik ederek yüz yüze etkileşimi azalttığını ve bunun da romantik ilişkilerin kurulmasını zorlaştırdığını savundu. Diğer yandan, Cambridge Üniversitesi'nden Prof. Mark Taylor, “Akıllı telefonlar bir araçtır; asıl sorun, gençlerin gelecek kaygısı ve işsizlik” diyerek teknolojiyi suçlamanın kolaycılık olduğunu söyledi. Türkiye'den de İstanbul Üniversitesi Nüfus Araştırmaları Merkezi'nden Doç. Dr. Ayşe Yılmaz, konuya dair yaptığı değerlendirmede, “Türkiye'de de doğum oranları düşüyor ancak bu düşüşte akıllı telefonlardan ziyade kadınların eğitim seviyesinin artması ve şehirleşme baskın rol oynuyor” ifadelerini kullandı.
Öte yandan, teknoloji devlerinin kullanıcı verilerini toplama ve bağımlılık yapan algoritmaları, sosyal ilişkileri olumsuz etkileyen bir başka faktör olarak gösteriliyor. Uzmanlar, akıllı telefon kullanımının sürekli artmasıyla birlikte, bireylerin sosyal becerilerinin köreldiği ve yalnızlık hissinin arttığı uyarısında bulunuyor. Birçok çalışma, akıllı telefon bağımlılığının depresyon ve anksiyeteyi tetiklediğini ve bu durumun çiftler arasındaki iletişimi zayıflattığını ortaya koyuyor.
Demografik dönüşümün hız kazandığı günümüzde, doğum oranlarının düşmesi hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeler için önemli bir sorun haline gelmiş durumda. Hükümetler, çeşitli teşvik politikaları uygulasa da sonuçlar henüz beklenen düzeyde değil. Bu noktada, akıllı telefon kullanımının sınırlandırılması gibi teknoloji odaklı çözüm önerileri giderek daha fazla tartışılır hale geliyor. Ancak bilim dünyasındaki bu bölünmüşlük, konunun tek bir nedene indirgenemeyecek kadar karmaşık olduğunu gösteriyor.
Anlaşılan o ki, doğum oranlarındaki düşüşün nedenleri hakkında kesin bir yargıya varmak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç var. Akıllı telefonların bu düşüşteki rolü, belki de birçok faktörden sadece biri. Ancak bu tartışma, teknolojinin hayatımızdaki yerini ve sosyal dinamikler üzerindeki etkisini yeniden düşünmemiz gerektiğini ortaya koyuyor.