Akdeniz meyve sineğiyle mücadelede kullanılan yeni nesil biyoteknik yöntemler, özellikle narenciye ve şeftali üreticilerinde umut verici sonuçlar ortaya koydu. Tarım ve Orman Bakanlığı'nın koordinasyonunda yürütülen ve 2023 yılında pilot illerde başlatılan program kapsamında zararlının popülasyonunda %60'a varan azalma tespit edildi. Üreticiler, meyvelerdeki kurtlanma oranının düşmesiyle birlikte hem iç piyasada hem de ihracatta kalite kaybının önlendiğini belirtiyor. Uzmanlar, bu sonucun kimyasal ilaç kullanımını da azaltarak çevre ve insan sağlığı açısından olumlu bir tablo oluşturduğunu vurguluyor.
Biyoteknik Yöntemler Öne Çıktı
Akdeniz meyve sineği (Ceratitis capitata), başta turunçgiller, şeftali, kayısı, incir ve nar olmak üzere 300'den fazla bitki türünde zarara yol açan istilacı bir tür. Özellikle Akdeniz ve Ege kıyılarında yaygın olan sinek, dişi bireylerin meyve kabuğuna yumurta bırakmasıyla larvaların meyve etinde beslenmesine neden oluyor ve ürünün pazar değerini düşürüyor. Geleneksel mücadelede yoğun kimyasal ilaç kullanımı hem maliyetleri artırıyor hem de kalıntı sorunları nedeniyle ihracatta sorun yaratıyordu. Yeni programda ise kitlesel tuzaklama, tuzaklı insektisit uygulamaları ve biyolojik mücadele yöntemleri bir arada kullanıldı.
Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre, pilot olarak seçilen Antalya, Mersin, Adana ve İzmir'de kurulan tuzaklarla zararlının ergin popülasyonu düzenli olarak izlendi. Özellikle meyve bahçelerine yerleştirilen feromon tuzakları sayesinde sineğin üreme döngüsü kırıldı. Üreticilere dağıtılan tuzaklı insektisit kitleri, kimyasal ilaçlamaya kıyasla daha düşük maliyetle ve hedefli bir şekilde uygulandı. Programın ilk yılında meyve örneklerinde yapılan analizlerde larva yoğunluğunun önemli ölçüde gerilediği görüldü.
Üretici ve İhracatçı Memnun
Mersin'in Silifke ilçesinde narenciye üreticiliği yapan Ali Demir, önceki yıllarda bahçesindeki portakalların büyük bölümünü sinek zararı nedeniyle pazara sunamadıklarını, bu yıl ise kayıpların yüzde 15'in altına indiğini söyledi. Demir, "Kimyasal ilaçlamayı azalttık, hem paramız cebimizde kaldı hem de meyvelerimiz daha sağlıklı. Avrupa'ya gönderdiğimiz ürünlerde kalıntı sorunu yaşamıyoruz" dedi. Benzer şekilde Adana'da şeftali üreticisi olan Fatma Kaya, tuzakların düzenli kontrolü sayesinde erken müdahale şansı bulduklarını belirtti.
İhracatçı birliklerinden alınan bilgilere göre, 2023-2024 sezonunda narenciye ihracatında kalite kaynaklı reddedilme oranı geçen yıla göre yaklaşık yarı yarıya azaldı. Özellikle Rusya, Irak ve Avrupa Birliği ülkelerine yapılan sevkiyatlarda yaşanan iyileşme, üretici gelirlerine olumlu yansıdı. Akdeniz İhracatçı Birlikleri yetkilileri, meyve sineğiyle etkin mücadelenin ihracat gelirlerinde yıllık 50 milyon dolarlık bir artış potansiyeli taşıdığını ifade ediyor.
Mücadelede Sürdürülebilirlik Vurgusu
Ziraat mühendisleri, Akdeniz meyve sineğiyle mücadelenin tek seferlik bir kampanya olmadığını, aksine sürekli izleme ve erken uyarı sistemleriyle desteklenmesi gerektiğini belirtiyor. Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nden bir uzman, iklim değişikliğinin zararlının yayılım alanını genişlettiğine dikkat çekerek, özellikle kış aylarının ılıman geçmesinin sineğin hayatta kalma oranını artırdığını kaydetti. Bu nedenle tuzakların ve feromon yayıcılarının düzenli olarak yenilenmesi, bahçe hijyenine özen gösterilmesi ve hasat sonrası meyve artıklarının temizlenmesi büyük önem taşıyor.
Bakanlık yetkilileri, 2024 yılı itibarıyla programın Ege ve Marmara bölgelerindeki diğer illere de yaygınlaştırılacağını duyurdu. Üreticilere yönelik eğitim çalışmalarının artırılması ve biyoteknik yöntemlerin maliyetinin devlet destekleriyle düşürülmesi planlanıyor. Ayrıca, zararlının popülasyonunu uzaktan izlemeye olanak tanıyan dijital tuzak sistemlerinin pilot uygulaması başlatılacak. Bu sayede üreticiler, cep telefonlarından bahçelerindeki sinek yoğunluğunu takip ederek ilaçlama zamanlamasını daha isabetli yapabilecek.
Uzmanlar, elde edilen başarının kalıcı hale gelmesi için üretici, kamu ve özel sektör işbirliğinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Akdeniz meyve sineğiyle mücadelede kimyasal ilaçlara bağımlılığın azalması, hem çevre dostu tarım uygulamalarının yaygınlaşması hem de Türk meyve ve sebzelerinin uluslararası pazardaki rekabet gücünün artması açısından stratejik bir adım olarak değerlendiriliyor.