Düzce'nin Akçakoca ilçesinde görevinden uzaklaştırılan Belediye Başkanı Fikret Albayrak, sulh ceza hakimliğince tahliye edilmesinin ardından savcılığın itirazı üzerine nöbetçi mahkeme tarafından yeniden tutuklandı. Albayrak, 2024 yılı Kasım ayında FETÖ/PDY soruşturması kapsamında gözaltına alınmış ve ardından tutuklanmıştı. Tahliye kararının hemen ertesinde yaşanan bu gelişme, siyasi kulislerde ve kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.
Tahliye Sonrası İtiraz ve Yeniden Tutuklama
Akçakoca Sulh Ceza Hakimliği, Fikret Albayrak hakkında daha önce verilen tutuklama kararını kaldırarak tahliyesine hükmetti. Ancak Düzce Cumhuriyet Başsavcılığı, tahliye kararına itiraz etti. İtirazı değerlendiren nöbetçi mahkeme, Albayrak'ın yeniden tutuklanmasına karar verdi. Albayrak, tahliye olduktan kısa bir süre sonra yeniden cezaevine gönderildi. Sürecin hızla işlemesi, adli makamların konuya verdiği önemi gösteriyor.
Fikret Albayrak Kimdir?
Fikret Albayrak, 2019 yerel seçimlerinde AK Parti'den Akçakoca Belediye Başkanı seçildi. Görev süresi boyunca ilçede çeşitli altyapı ve sosyal projelere imza atan Albayrak, FETÖ soruşturması kapsamında hakkında başlatılan inceleme sonucu görevinden uzaklaştırılmıştı. Soruşturma sürecinde örgütle irtibatı olduğu iddia edilen Albayrak, suçlamaları reddediyor. Yeniden tutuklanma kararının ardından avukatları, karara itiraz edeceklerini duyurdu.
Siyasi Tepkiler
Olay, siyasi partiler arasında tartışmalara yol açtı. AK Parti cephesinden yapılan açıklamalarda, yargı sürecine saygı duyulması gerektiği vurgulanırken, muhalefet partileri ise kararın siyasi olduğunu öne sürdü. CHP ve İYİ Partili yetkililer, yaşananların hukuki sürecin siyasallaştırılmasına örnek teşkil ettiğini belirtti. Özellikle yerel seçimlere kısa bir süre kala böyle bir gelişme yaşanması, ilçede siyasi atmosferi gerdi. Akçakoca'da halkın büyük bölümü, sürecin adil şekilde sonuçlanmasını bekliyor.
Bağımsız Değerlendirme
Belediye başkanının önce tahliye edilip ardından itiraz üzerine yeniden tutuklanması, hukuk sistemimizdeki içtihat farklılıklarını ve savcılık ile mahkeme arasındaki yetki çatışmasını gündeme getirdi. Her ne kadar savcılık itirazı yasal bir hak olsa da, bu durum yargı kararlarına duyulan güveni zedeleyebilir. Ayrıca, yerel yöneticilerin sık sık adli süreçlerle karşı karşıya kalması, belediye hizmetlerinin aksamasına yol açabiliyor. Olayın siyasi boyutu da dikkate alındığında, hukuki sürecin şeffaf ve bağımsız bir şekilde yürütülmesi, kamu vicdanı açısından önem taşıyor.