Muğla'nın Milas ilçesinde YK Enerji'nin kömür madeni için yok ettiği Akbelen Ormanı'nda çevre mücadelesi üçüncü yılına girdi. 'Süper İzin Yasası' olarak bilinen ve maden şirketlerine orman alanlarını hızla işgal etme imkânı tanıyan düzenlemeye karşı bir araya gelen aktivistler, 'Toprağımızı, suyumuzu, zeytinimizi sermayeye vermeyeceğiz' sloganıyla direnişlerini sürdürüyor. Bölgede 2019'dan beri devam eden eylemler, Türkiye'nin dört bir yanından çevre örgütlerinin desteğiyle büyüyor.
Akbelen'de neler oluyor?
YK Enerji, Muğla'nın Milas ilçesinde bulunan Akbelen Ormanı'nı termik santraline kömür sağlamak amacıyla açmak istiyor. Şirket, 2019'da ormanlık alanı kesmeye başladığında bölge halkı ve çevreciler hemen harekete geçti. İlk direniş 2021 yazında İkizköy halkının ağaçların kesilmesini engellemek için nöbet tutmasıyla başladı. O günden bu yana köylüler, aktivistler ve çevre örgütleri 7/24 nöbet tutuyor. Polis müdahaleleri ve gözaltılar yaşansa da direniş kırılmadı. 2023'te hükümetin çıkardığı 'Süper İzin Yasası', maden şirketlerine ormanlık alanları tek bir izinle işgal etme yetkisi verince mücadele daha da büyüdü.
Direnişin üçüncü yılında talepler
Akbelen Platformu sözcüleri, üçüncü yıl dönümünde yaptıkları açıklamada 'Süper İzin Yasası'nın derhal geri çekilmesini ve Akbelen Ormanı'nın tamamen koruma altına alınmasını talep etti. Platform adına konuşan aktivistler, 'Bu yasa patronların talan yasasıdır. Biz toprağımızı, suyumuzu, zeytinimizi sermayeye vermeyeceğiz. Akbelen sadece bir orman değil, yaşam mücadelemizin sembolüdür.' dedi. Ayrıca, termik santralin kapatılması ve bölgenin ekolojik onarımı için acil eylem planı hazırlanması istendi.
Eylemciler, İkizköy'de her gün yapılan basın açıklamaları ve farkındalık etkinlikleriyle kamuoyunu bilgilendirmeye devam ediyor. Direniş, sosyal medyada da geniş yankı uyandırıyor; #AkbelenDirenişi etiketiyle binlerce paylaşım yapılıyor.
Süper İzin Yasası: Eleştiriler ve hukuki süreç
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın hazırladığı ve 2023 yılında yürürlüğe giren 'Süper İzin Yasası', maden ve enerji projeleri için birden fazla kurumdan izin alma zorunluluğunu kaldırarak tek bir izinle orman, mera ve tarım alanlarının kullanımına izin veriyor. Çevre örgütleri, yasanın Anayasa'nın çevre hakkı ve ormanların korunmasına ilişkin maddelerine aykırı olduğunu savunarak Danıştay'da dava açtı. Dava süreci devam ediyor.
Uzmanlar, yasanın Türkiye'nin iklim taahhütleriyle de çeliştiğini belirtiyor. Türkiye, Paris İklim Anlaşması kapsamında 2053 yılına kadar net sıfır emisyon hedefi koymuşken, kömürlü termik santrallere yeni kaynak sağlanması eleştiriliyor. Yasanın, enerji arz güvenliği gerekçesiyle savunulmasına karşın, çevreciler bunun kısa vadeli bir çözüm olduğunu ve ekolojik yıkımı hızlandırdığını ifade ediyor.
Akbelen direnişi, Türkiye'de çevre hareketlerinin en uzun soluklu ve kararlı örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Yerel halkın, aktivistlerin ve meslek örgütlerinin ortak mücadelesi, sivil toplumun gücünü bir kez daha gözler önüne seriyor. Üçüncü yıla giren direniş, sadece bir ormanı değil, ülkenin geleceğini de şekillendirme potansiyeli taşıyor.