Muğla'nın Milas ilçesindeki Akbelen bölgesinde 679 parseli kapsayan acele kamulaştırma kararına karşı açılan davada, Danıştay Başsavcılığı'nın 'kamulaştırma yapılmazsa santraller durur ve enerji güvenliği tehlikeye girer' yönündeki mütalaası, davacı avukatlar tarafından sunulan bilimsel ve teknik verilerle çürütüldü. Avukatlar, Danıştay'a sundukları itiraz dilekçesinde, bölgedeki termik santrallerin kömür ihtiyacının Akbelen dışındaki kaynaklarla da karşılanabileceğini, bu nedenle acele kamulaştırma kararının hukuka aykırı olduğunu savundu.
Başsavcılığın Savına Karşı Teknik İtiraz
Davacı avukatlar, itiraz dilekçesinde, Danıştay Başsavcılığı'nın ileri sürdüğü 'elektrik kesintisi ve enerji güvenliği riski' iddiasının gerçeği yansıtmadığını ortaya koydu. Dilekçede, Türkiye'nin toplam elektrik üretim kapasitesi içinde Akbelen'den sağlanan kömürün payının çok düşük olduğu, alternatif kömür sahaları ve yenilenebilir enerji kaynaklarıyla bu ihtiyacın rahatlıkla karşılanabileceği belirtildi. Ayrıca, acele kamulaştırma kararının orman alanlarını yok edeceği, bölge halkının sağlığını ve geçim kaynaklarını tehdit ettiği vurgulandı.
Hukuki Süreçte Yeni Aşama
Akbelen davası, Türkiye'de çevre hukuku ve enerji politikaları açısından önemli bir örnek teşkil ediyor. Dava, 2019 yılında alınan acele kamulaştırma kararının ardından bölge halkı ve çevre örgütleri tarafından başlatılmıştı. Danıştay Başsavcılığı'nın mütalaası, mahkeme sürecinde kritik bir rol oynarken, davacıların itirazıyla birlikte dosya yeniden değerlendirilecek. Hukukçular, mahkemenin Başsavcılık mütalaasına rağmen bilirkişi raporlarını ve alternatif enerji kaynaklarına ilişkin verileri dikkate alarak karar vereceğini ifade ediyor.
Davacı avukatlar, başvurularında ayrıca, kamu yararı kavramının dar yorumlandığını, oysa enerji üretiminin yanı sıra orman ekosisteminin korunması ve yerel halkın yaşam hakkının da gözetilmesi gerektiğini belirtti. Milas Ziraat Odası ve çevre dernekleri de süreci yakından takip ediyor.
Bağlam ve Değerlendirme
Akbelen direnişi, Türkiye'de artan enerji talebi ile çevre koruma arasındaki gerilimin sembolü haline geldi. Hükümetin enerji bağımsızlığı hedefleri kapsamında termik santrallere ağırlık vermesi, birçok bölgede ormanlık alanların kamulaştırılmasına yol açtı. Ancak Akbelen davası, yargının bu tür kararları sorgulaması ve bilimsel verilere dayanarak değerlendirme yapması açısından umut verici. Enerji ihtiyacı ile ekolojik dengenin korunması arasındaki hassas denge, bu davanın sonucunda netlik kazanacak. Bağımsız bir değerlendirmeyle, Danıştay'ın alacağı kararın, benzer davalar için emsal niteliği taşıyacağı söylenebilir.